Z kuşağı 90 lı yıllardan 2000 li yıllara uzanan sürecin

büyüttüğü çocuklardır. Aile bağları zayıflayan bu çocuklar teknolojiyi çok iyi

kullanıyorlar fakat çevreleriyle ve yakınlarıyla ilişkilerinde uyumlu

olamıyorlar. Yalnızlığı seviyorlar, insanlarla bir arada olmaktansa odalarına

çekilip bilgisayarla meşgul olmak istiyorlar. Bilgiye hızla ulaşabiliyor, çağın

getirdiği değişimlere uyum sağlayabiliyorlar. Fakat kişilerarası ilişkilerde

başarılı olamıyorlar. Teknolojinin bir parçası gibi hareket ediyor ve kendi

türlerinden gittikçe uzaklaşıyorlar. Bu çocukların özgüvenleri oldukça yüksek

fakat bu durum onların kendilerini üst bir konumda algılamalarına neden oluyor

ve bencilleştiriyor.

Z kuşağının en büyük sorunu kendi türüyle yakınlık

kuramaması ve çevresine yabancılaşmasıdır. Bireysel iletişimin yerine

teknolojiyi koymaları bu çocukların empati ve paylaşım duygularını köreltiyor.

Z kuşağının analitik düşünme yetenekleri oldukça yüksek fakat buna karşın

yaşanan sorunlara pratik çözümler getiremiyorlar. Okulunu yüksek başarı ile

bitirip, kariyerinde zirveye ulaşan bir kişi arkadaşları yaşadığı küçük

sorunları dahi çözüme götüremiyor. İnsanlarla ilişkilerinde verici olmaktan

ziyade alıcı durumundalar. Kolay kolay arkadaş edinemiyorlar, kendi dünyaları

ile kaim olan yalnız bir hayat yaşıyorlar. Teknolojiyi kendileri için bir imkan

olarak değil bir ihtiyaç olarak görüyor ve buna haklarının olduğuna

inanıyorlar. Kararlı bir yapıya sahipler, ne istediklerini biliyorlar. Akademik

başarıları oldukça yüksek fakat bu onları mutlu etmeye yetmiyor.

Z kuşağını diğerlerinden ayıran etkenlerden biri de

gelecekle ilgili hedefleri ve beklentileridir. Onlar için hangi noktada

durduğunuzun önemi yoktur, fakat iyi bir eğitim almanız, kariyerinizde

istenilen seviyeye ulaşmanız önemlidir. Bağımsızlığınızı elde etmeniz şarttır,

duygu ve düşüncelerinizi özgürce ifade etme becerisi kazanmış olmanız

önemlidir.

Z kuşağında yer alan çocukların, teknolojiyi kullanmada

mahir olmaları, ne istediklerini bilmeleri, kendilerini rahatça ifade

edebilmeleri elbette bir avantajdır. Fakat bütün bunların yanında bu çocuklar,

topluma çıktıklarında insanlarla iletişim kuramıyor ve aile bağlarını

güçlendiremiyor adeta robotlaşıyorlar. O yüzden onları sadece avantajları ile

değil dejavantajları ile de değerlendirmek zorundayız.