Çocuk doğunca ilk nefesten hemen sonra, ağzını sağa sola çevirerek rızkını ararken kulağına da ezan okunur.

Ana sütüyle tenini, ezan ile ruhunu gıdalandırır.

Ashab-ı Kehf, 309 sene yattıktan sonra uyanınca bu kalpleri imanla süslü yiğitlerin ilk işleri, karınlarını doyurmak olur. (Bak, Kehf Süresi, Ayet 18/19)

Biz can ve tenden meydana geliriz.

Öldüğümüzde, yani can bedenden ayrıldığında, en sevdiklerimiz, bizi kabirdeki mekanımıza göndermek için acele ederler.

Kabrimizin nur olması için, bu dünyada kârımız, hem ten için hem can için gıda olacak şekilde olursa, kabrin cennet köşelerinden bir köşe olduğunu görünce dünyaya dönüp bakmayız bile.

Ama tenimizi, haram-helal ayırt etmeden beslerken, canımızın asli gıdasını kafirlikle kapatırsak, kabrimiz, cehennem köşelerinden bir köşe olur ve “Keşke dünyada olsaydım, Guantanamo zindanında aç ve bî ilaç yatsaydım” demeye kalkarız.

1965’li yıllarda Avrupa’ya işçi olarak gidenlerin fakirlik durumları eşitti.

Gittiler, eşlerini ve çocuklarını da götürdüler.

Bir kısmı, hem dünyalık kazandı hem ahiret azığını da hazırladı.

Azınlık bir gurup da dünyalık kazandı ama ahiret yolunu kesen servet, şehvet… tuzaklarına takıldı.

Biz bu diyara kâra geldik.

Gelen gidiyor. Kimse kalıcı değil.

Gurbetteyiz. Öbür dünyadan geldik.

Ana yurdumuz öbür dünya.

Hazreti Adem ile Hazreti Havva, cennette yaratılmışlar ve bu dünyaya indirilmişler. Kazanıp döneceğiz.

Kârımız, ârımız olmasın.

“Kim kazanmazsa' bu dünyada bir ekmek parası;

Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası” demiş Mehmet Akif Ersoy.

Kazanmak ne demek?

Yolda dengeli yürümek için hem beden sağlığı hem ruh sağlığı gerektiğini biliyoruz.

Hem ruh sağlığını ruhu yaratanın gönderdiği İslam’la sağlar, hem beden sağlığını alınan ve satılan her şeyi yaratanın kurallarına uyarak kazanırsa işte gerçekten kazanan kişi odur.

Vakit kazanmak, para kazanmak, seçim kazanmak, sporda kazanmak, sağlığını kazanmak, istiklalini kazanmak, dost kazanmak, itibar kazanmak, savaş kazanmak… gibi bir çok sahada kazanırken hep dünyamızı ve ahiretimizi Yaratan’ın kurallarına uymaya çalışacağız.

Forbes dergisi, dünyanın en zengin on kişisinin adını yayınlamış.

2023 yılında dünyanın en fazla kazanan 2640 trilyon dolar zengini 12,2 trilyona sahipmiş.

Hazreti Adem’in çocukları olan bu zenginler, eğer mallarının zekatlarını her yıl verseler dünyanın açlık sorunu halledilir.

Bu paralar helal yoldan kazanılsa, fakirin hakkı da verilse işte o zaman dünyanın dengesi bozulmaz.

Kur’an-i Kerim’in ifadesiyle:

“Allah'ın kitabını okuyup, takip edenler, namazı dosdoğru kılanlar, onlara verdiğimiz rızktan gizlice ve açıktan infak edenler, asla zarar etmeyen bir ticareti umarlar.” (Saff Süresi, Ayet 61/29)

Zararı olmayan bir kazanç olur.                                       

İçine bulaşıcı hastalık mikrobu atılmış uluslararası standartlara uygun havuz dolusu içme suyundan, tertemiz bir sürahi su daha değerlidir.

İçinde haram, hak, kan, gözyaşı… olan kazanç, kazanç değildir.

Onun için, helal yoldan kazananlardır, en zenginlerimiz.