Tam on dört yıldır medya eliyle algı operasyonlarının etkisi altına kalmaktayız. Onların istediği gibi düşünmemizi sağlamak için, sürekli medya eliyle “rıza” üretiliyor. Ekranlarda kahramanlık söylemleri, arka planda tam teslimiyet yaşamaktayız. Bugün de İsrail ile yapılan antlaşmayı haklı göstermek için yazılı, görsel ve sosyal medyada algı operasyonları yapılmaktadır. Farkında olmadan bizi güdüyorlar mı? Yok! Yok! Öyle değildir, değil mi? Bıyık altı gülüyorsunuz. Yoksa öyle mi? Evet onların istediği doğrultuda güdülmekteyiz. Hükümetin İsrail ile ilgili yapmış olduğu bu anlaşma bizim gerçekten güdüldüğümüzün bariz örneğini teşkil etmektedir.
2014 yılında; “Ey Netenyahu, bombaları durdurmadıkça, elindeki orantısız gücü mazlum insanlara karşı kullandığın sürece Türkiye ile dost olman mümkün değil” diyen dönemin başbakanı Erdoğan’ın Davos çıkışını hatırlayınız. “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz!” sözünü sarf edip, öldürmeyi iyi bilenlerle bir masaya oturup, antlaşma imzalamanın mantığını anlamam mümkün değildir. Hatırlayınız! 1 Kasım’da AKP’ye oy vermek İsrail’e diz çöktürmek değil miydi? Öyle deyip oy istemişlerdi. İHH Başkanı Bülent Yıldırım: “Şaşkınız. Abluka kalkmadı, İsrail kazançlı çıktı” diye dursun, Gazze, İsrail›in insafına bırakılmıştır.
İşgalci İsrail hapishanelerinde, görünen ve görünmeyen alanlarda Müslümanlara işkenceler devam ederken, Mavi Marmara’da bizleri öldürenlerden henüz hesap sorulmadan; İsrail ile antlaşmanın mantığını anlamada zorluk çekiyorum. Allah’ın (C.C.) bile memnun edemediği lânetli bir kavmi memnun etmeye çalışmak İslami ve insani değildir.
İsrail’in OECD ve NATO›ya daimi üye olmasını destekleyen AKP hükümeti hangi şartlarla İsrail ile anlaştı? Bu antlaşmanın bazı maddeleri şunlardır.
İsrail, limanı Aşdod üzerinden Gazze’ye yardım ulaştırılmasını sağlayacaktır. Türkiye Gazze’de elektrik santrali, hastane ve Almanya ile ortak su arıtma tesisi projelerini hazırlayacaktır. (Su, elektrik daha önce yok muydu? Olmamasının nedeni İsrail değil mi? Neden İsrail’e Gazze’nin suyunu ve elektriğini karşıla demiyorsunuz?)
HAMAS’ın elindeki esir İsrail askerleri ve cesetlerin İsrail’e teslimi konusunda Türkiye arabulucu olacak.
İsrail, Mavi Marmara saldırında öldürülenler ve yaralıların ailelerine verilmek üzere Türkiye›de bir vakfın hesabına tek kalemde 21 milyon dolar yatıracak.
Türkiye, Mavi Marmara olayı dolayısıyla Türk mahkemelerinde devam eden bütün mahkemeleri davacıya yaptırım uygulayarak sonlandıracaktır. (Şehit ailelerinin rızası alındı mı?)
Erdoğan, İHH gemisi Gazze’ye doğru yola çıkarken eylemi üstü örtülü desteklemişti. Başbakan olduğu 17 Temmuz 2014’te yaptığı bir konuşmada da açık açık, Mavi Marmara olayından ötürü kimi çevrelerce eleştirilen İHH’ya destek çıkarak, kendilerinin izniyle yola çıkıldığını açıklamıştı.
Erdoğan «Eğer otorite Türkiye’de biz isek, biz zaten izni verdik” demişti. Aynı Erdoğan bugün Cumhurbaşkanlığı görevini ifa ederken Beştepe’deki konuşmasında İHH’ya tepki göstererek, “o zaman böyle bir yardım götürürken bana mı sordunuz” diyor. Demirel’in dediği gibi; “dün dündür, bugün bugündür”
İsrail’in doğalgazının taşınması için boru hattının kurulmasına ve Avrupa’ya sevkine/satışına Türkiye tarafından kolaylık sağlanacaktır. Bu anlaşma sonucunda İsrail işgal ettiği yerleşim alanlarını terk etti mi? Bundan biri kârlı çıktı ama bunun Türkiye olmadığı kesin.