Nüfus cüzdanlarından din hânesinin kaldırılacağını
öğrenince, kendi kendime Yeter Gâri! diye feryat ettim. Nüfusun yüzde 99 unun
Müslüman olduğu bir ülkede şimdiye kadar nüfus cüzdanlarında din hânesinde
Müslümanlar için İslâm kelimesi yazılmış olmasına rağmen, yeni kimliklerde bu
ibare olmayacakmış. Ya ne olacakmış İsteyenler için çip e yazılacakmış. Yani
nüfus cüzdanlarının içine yerleştirilen bilgi kartına Benim dinim niçin
gizleniyor. Şahsen elimden gelse, sadece nüfus cüzdanında belirtmekle kalmam,
bütün kâinata, Ben Müslümanım, Elhamdülillah! diye haykırırım.
Beyler, bayanlar ne oluyor, ne oluyoruz Avrupa ya uyum
Yasaları diye binlerce yasa (yani kanun) çıkardınız. Avrupa ya uyum için
zinayı suç olmaktan çıkardınız. Lût kavminin helakine vesile olan fiil için gösteri
yapılmasına ses çıkarmadınız. Bunun için de kanun tasarısı hazırladınız (Meclis
gündemine gelir mi, gelirse geçer mi, ayrı konu). TV kanallarında şimdiye kadar
rastlanılmayan hayâsız görüntülere müsamaha ettiniz. Bizi biz yapan ne kadar
değer varsa paspas yapılmasına göz yumdunuz. Yeter gâri! Yeter!
Meydanı boş zanneden şimdi meydana dalmaya, değerlerimizi
hor ve hakir gören ne varsa ortaya saçalamaya başladı. Bir Belediye Başkanı da
çıkıp bütün bu yapılanlara tüy dikercesine, dev bir Meryem Ana heykeli
dikeceğini açıkladı. Hem de şöyle böyle değil, Amerika daki Özgürlük Anıtı ,
Rio de Janerio daki (Brezilya) Kurtarıcı
İsa heykeli gibi bir şey olacakmış. Şimdi bu sayın baya, dinimizde heykelin
haram olduğunu söylesek, milletin malını harama harcamasının doğru olmadığını
anlatmaya çalışsak, millete ait odalar dolusu parayı çar çur etmenin yanlış
olduğunu ifade etsek kulak asar mı Bir defa değerlerimizi hor görmek,
değerlerimizle çatışmak, el âleme benzemek moda oldu ya, de gel haber
anlatabilirsen, anlat
Bu ülke, öyle Okyanus un ortasındaki bir adacığı bir
türedi zenginin satıp alıp, kendi devletimi kuruyorum! Kendi ülkem var! Kendi
paramı basıyorum! Kendi bayrağımı çekiyorum! Demesi gibi, çocuk oyuncağı,
nevzuhur bir ülke değildir. Bizim kendimize has şanlı, şerefli bir mâzimiz,
iftihar duyacağımız bir tarihimiz, mükemmel bir örfümüz, an anemiz, harsımız,
irfanımız; bizi biz yapan inanç manzumelerimiz var. Geçmişteki bazı
iktidarların, bütün bu değerlerimize hor bakması, itip-kakması bu temel gerçeği
değiştirmez. Onların yaptıkları yanlış, bize has değerlerin olması ve bizi biz
yapan, diri tutan unsurların bunlar olması doğrudur.
Bakın, yıllardır onlara benzemeye çalıştılar da ne
oldu Onlara yaranabildik mi Herif i nâ şerifler topu birlik oldu kuyumuzu
kazmaya çalışıyor. Kuyu dedikse lafın gelişi, gerçekte mezarımızı kazıyorlar.
İnanın onların topunun birlik olması, ellerindeki silahlar, sahip oldukları
maddî güçler zerre kadar umurumda değil. Beni asıl ürküten işte bir kısmını
saydığımız bu aymazlıklardır. Bizi biz yapan değerleri kaybedersek, asıl o
zaman bitmişiz demektir. Malazgirt Muharebesi, Çanakkale Savaşı, Kurtuluş
Savaşı esnasında sergilenen ruh yapısını kaybedersek, yanmışız demektir.
Bakınız gençlerimiz bütünüyle onlara benzemeye başladı.
Erkek olsun, kız olsun, çocuklarımızı tanımakta güçlük çekiyoruz. Geçen
tramvayda gördüm, kız mı, erkek mi ayırt edemedim. Biz nasıl onlara benzemekten
şikâyetçiysek, onlar da bizim bu kadar onlara benzememizden şikâyetçi. Papa,
Müslüman kızlar bizimkiler gibi giyiniyor. Bütünüyle bizimkilere benziyor.
Bunun için boynunuza haç kolyesi takın! diyor. Gençlerimizin kıyafetleri,
konuşmaları, hal ve tavırları bize göre değil. Haremlik-selamlık neredeyse
bütünüyle unutulmuş gibi. İnancımıza göre evlilik safhaları terkedilmiş
vaziyette. Yiğit bir insana kantocu karı kılığı giydirilmek isteniyor. Bu durum
karşısında, Ege, Akdeniz şivesiyle haykırmak istiyorum: Yeter gâri!