Bir buçuk aya yakın bir zamandır sizlerle değiliz. Zorunlu bir süreç oldu. Hastalıklar da bizim için. Allah’ın bir lütfu olarak görüyoruz. Biz bir kez daha sınanıyoruz. Şükrediyoruz, hamd ediyoruz.
Bir hayli zorlu yorucu ve yıpratıcı bir süreç oldu. Elbette ki eskisi gibi olmasa da toparlanma sürecindeyiz. Bizleri dualarıyla yalnız bırakmayan hele çok fedakâr olan sevenlerimizin duaları, hatimleri sure ve zikirleri için minnettarım. Kalbi sevgimiz karşılıklıdır. Bilin ki bizler sizlerin kimilerini doğrudan tanımıyor olsak bile aynı duyguyla seviyoruz. Bizim burada bu gazetede, bu köşede bulunuşumuzun nedeni de bu güzellikler ve hasbiliklerdir. Çıkarsız ama büyük idealimizin, düşüncemizin çilesi içinde yoğrulanların varlığıdır bizi birbirimize bağlayan. Savrulmayan, dünyalıklar peşinden koşmayan Hak ile Hakikat üzere olan olmaya gayret edenler topluluğudur bu.
Günümüz Müslümanların nelere tav oldukları, nerelere doğru savrulup gittikleri, yanıldıkları ve hatta kapıldıkları ortada. Elbette her kesimde iyi niyetli ya da samimi duygularla bağlandıkları da bir gerçek. Ancak sürekli yanı yerde aynı yanılgılarla kalıyor olmanın bahtsızlığını yaşıyor olsalar bile, biz gene her insana iyi gözle, iyi niyetle bakmaya devam edeceğiz. Kimseye tan etmeyiz, hasım olmayız, düşman kesilmeyiz.
Üzüldüğümüz şey şudur ki elimize kalem tutulduğundan beri Hakikat üzere olma çabamızı sürdürdük, sürdüreceğiz. Biz doğrulardan vazgeçmediğimiz için veya başkalarının doğrularına(!) için nelerle karşılaştığımızı bir Allah biliyor. Elbette bunlar bizi üzdü, yordu ama idealimiz üzere olmamızdan vazgeçirmedi. Bize yapılan saldırılarda sınırlar öylesine aşıldı, öylesine yalan ve yanlış şeylerle suçlandık ki. Susmayı tercih ettik. Allah her şeyi biliyor, zaman hakikatlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Yazı ve düşünce hayatımızda kimi kusur ve eksiklerimiz olabilir ama hiçbir zaman başımızı önümüze eğdirecek bir durum oluşmadı. Yazdıklarımız ve düşüncelerimiz yazıya aktarıldıktan sonra pişmanlık duyacağımız bir durumumuz olmadı. Buna şükrediyor ve hamd ediyoruz.
1991 yılından beri bölgemiz, Müslüman’ın genel durumu üzerine olan çabalarımızdaki bakışlarımız bizi yanıltmadı. Öncülerimizin yanılmadığı gibi. Siyasal tarihi, sosyolojiyi, emperyalizmi ve köleleşen Müslümanların durumunu bildiğimizden bakışımız biz yanıltmadı.
Şu yakın zamanda bile tanıdığım bildiğim kimilerinin saldırılarında acı duydum. Duydum ama üzüldüm, ama karşılık vermedim. Onlar kendi mahcubiyetlerinin farkına varırlar mı, yaptıklarını içlerine sindirir yutarlar mı onların sorunudur elbette. Onların size uygun buldukları yakıştırmaları biz onlara döndürmedik.
Hayatımız okuma ve düşünme üzerine geçti. Son anımıza kadar da bunu sürdürme çabasındayız.
Hastane sürecinde Hazreti Mevlâna’nın maneviliğine sığındım ve soluklandım. Elbette ki ana ilkelerimize bağlı kalarak. Sürekli okudum ve düşündüm. Sürekli neler olup bittiğini, olup biteceğini anlamaya çalıştım.
Olup bitenler bizi yanıltmıyor. Dalgalara kapılanların hâllerine ve durumlarına ancak üzülürüm.
Hayatımızda hiçbir zaman emperyalizme, Abede, Siyonizm ve küffar milleti hakkında tek bir olumlu sözcüğümüz olmamasına karşın bizi onlarla birlikte anan, Tweet atanlar olmadı değil. Onların sayfalarında zift bir leke olarak duruyor. Bu bile bizim için yeter bir delildir. Hayatımız boyunca kimi zaman tehditler, karalamalar olmadı değil. Şalom tehdit etti bir zamanlar. Arşivimde belgeler duruyor. Dedikodularla hakkımızda karalamalar ve yakıştırmalarda bile bulunuldu. Bunlar onların işiydi. İktidarın sarhoşluğuna kapılan bir tek yanlışlarını görmeyen, bağımlıların yaptıkları elbette bağışlanır gibi değil. Öylesine saçma absürt yakıştırmalar oldu ki biz onlara tam tersiyle karşılık vermedik.
NOT: Hastalığım sırasında Ankara’dan ziyaretime gelen Saadet Partisi Genel Bakanı Mahmut Arıkan’a, Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan’a, eski Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’ya, Siyami Ersek Başhekimi Prof. Dr. Cevdet Uğur Koçoğulları’na, Prof. Dr. Sait Terzi’ye Numune Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Muhammed Esat Çetin’e, Siyami Ersek Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Levent Ceylan’a, gazetem Millî Gazete’ye, Ömer Yüksel Özek ile Ercan Özcan’a… hepsine müteşekkirim. Gerek hastane sürecinde gerekse sonrasında doğrudan ziyaretime gelen, arayan cümle dostlarıma ve sevenlerime de teşekkür ederim.