Yenidünyanın kültürü, yeni oluşları Müslümanlar üzerinde
yoğunlaşıyor. Müslümanlar geçmiş alışkanlıklarını, geleneklerini ve inançların
terke mecburdurlar. Seçenekleri yoktur. Çünkü onlar, dinlerini, kültürlerini,
medeniyetlerini bırakmak zorundadırlar. Eski ile yeni bir arada olmaz. Uyum
sağlanamıyor. Bu yeni oluş üzerinden yola çıkarak ne çok şeyin hayatımıza
sindiği gerçeği ile iç içe olduğumuz anlaşılıyor.
Demokrasiler insanlığın tek kurtuluşu, yani dinleri, yani
kültürleri. Muhafazakâr Türkiye nin yeni oluşu buna doğru hızla evriliyor.
Demokrasisiz olmuyor çünkü.
Demokrasi dininde varsayımları göz ardı edemeyiz. Özellikle
Müslümanlar açısından önemli. Çünkü hem Müslüman ız hem demokratız, hem
moderniz hem gelenekçiyiz, hem güçlüyüz hem güçlülerle birlikteyiz. Bu yeni
dine herkes uyum göstermek zorunda. Kendi başına buyruk yaşanamaz. Türk, Kürt,
Arap ya da başka ırktan iseniz mutlaka yeni dinin kurallarına uymak
zorundasınız. Mursi gibi kendi başınıza hareket edemezsiniz, Sisi gibi
demokrasinin beşiği efendilerinize bağlı olmak zorundasınız. Kim olursanız olun
mutlaka bu yeni dinin belirlenmiş kurallarına göre hareket etmek ve yaşamakla
yükümlüsünüz.
Ey Müslümanlar, biliyorum ki bu yeni dine ayak uydurmanız
için genel kurallar söz konusu. Öyle durup durup Peygamberden, Kitap tan,
sünnetten, kültür ve medeniyetten söz edemezsiniz. Siz ister muhafazakâr
olarak, ister dine bağlı olarak veya olmayarak bu yeni dine kesinlikle
uyacaksınız. Öyle kendi dininizden, diyanetinizden söz edemezsiniz. Hem eğer
Peygamber bugün yaşamış olsaydı bu yeni sisteme uymakla yükümlü olmayacak
mıydı ! (Hâşâ, bu benim iddiam değil. Modern, muhafazakâr, demokrat
Müslümanların sığınakları.) Dini kurallarla yönetim zamanı geçti. Güçlüler ile
birlikte olmak zorundasınız. Amerika ve İsrail olmadan olmaz, emperyalizm çok
güçlü onlara karşı başkaldıramazsınız. Bunun adına ister modern kölelik deyin
ister demokrasi tutkusu deyin bu böyle.
Peygamber bugün yaşasaydı bu yeni dinin kimi oluşlarını
kabul etmek zorundaydı. Varsayalım bugün yaşamış olsaydı, diye söze giriyoruz.
Çünkü kimi iddialar dile getirildi, getiriliyor. Zaten modern demokrasi dininin
kuralları içinde bu yeni dine, güce karşı boyun eğmek zorunda kalacaktı.
Peygamberimiz bugün yaşasaydı mercedese binerdi, elbette uçağa da binerdi.
Hatta fabrikaları olurdu, köşkleri, villaları olurdu, çoluğunu çocuğunu ihya
ederdi.
Demokrasilerde reel politika vardır. Ütopyaya, insanüstü,
fizik ötesi oluşlara kesinlikle yer yoktur. Herkesin bu reel gerçeklere uyması
zorunludur. Uymayanlara yaşama hakkı olmaz. Bunun için önce Türkleri din dışı
bir hayata çekeceksiniz. İslâm öncesi pagan kültürlerini ruhlarında yeniden
canlandıracaksınız. Sizi zaten kılıç zoruyla Müslüman yaptılar, kendinize
geliniz. Sonra Kürtleri İslâm dan uzaklaştıracaksınız. İslâm öncesi
Mezopotamya nın pagan kültürüne götüreceksiniz. Şu Müslümanlar sizi
köleleştirdi, kimliğinizi elinizden aldı, sizi siz olmaktan çıkardı. Pozitivist
felsefe ile donandırılan yeni ve modern aydınlara, İslâm öncesi antik Yunan
kültürünü yaşatacaksınız. Çünkü Anadolu kültürü antik Yunan demek oluyor.
Ey Müslümanlar öyle Peygamber sünnetinden söz
edemezsiniz. Hele Kitap tan hiç. Peygamber bugün yaşasaydı bunların hiç birinin
iddiasında bulunmazdı. Ne vahye aracı olurdu, ne peygamber olurdu, ne sünnetini
yaşardı. Bu modern çağda bunların kabul edilir bir yeri kesinlikle olmaz. O da
bizimle (haşa!) bu yeni sisteme entegre olmak için neler yapmazdı. Önce
dünyanın egemenleri ile uyum içinde olurdu. Emperyalizme bağlığını bildirirdi.
Çünkü Amerika güçtür ona karşı asla çıkılmaz. Ha, Bizans mış, Roma imiş,
Kayser miş onlar o yüzyılın adamları. Hem onların ne bombaları vardı, hem de ne
evlerimizin içini bile gözetleyecek güçleri vardı
(Devam edecek.)