Ecdadın 1071 de Malazgirt zaferiyle başlayan Anadolu

serüveni hâlâ devam ediyor. Zaman zaman akamete uğrasa da yüzyıllardır bu

vatanda barış ve kardeşlik hâkim oldu. Tarihte onlarca millete ev sahipliği

yapmış olan bu topraklar bin yıldır bize de bağrını açmış vaziyette. Elbette

kolay kazanılmadı bu topraklar. Binlerce, on binlerce şehit kanıyla yoğruldu

her karışı. Ve yine bu topraklarda hükmünü sürdürmek de kolay olmuyor.

Stratejik önemi yüksek olan bu coğrafyada gözü çıkası tüm düşmanların gözü var

olagelmiştir. Sürekli ne yapsak da bu milleti buradan sürsek diye

çevirmedikleri entrika, oynamadıkları Bizans oyunu kalmadı. Her seferinde bu

millet oynanan oyunu bozdu.

Selçuklular ve Osmanlılar giderek büyüyen devletleri

sayesinde onlarca farklı millete hükmettiler. Tesis edilen kardeşlik ve

özellikle de manevi bağlar sayesinde tüm toplum barış ve huzur içerisinde

yaşadı. Ne zaman sıkıntılı bir süreç oluşsa kardeşlik bağları sayesinde

yekvücut olan millet o sıkıntıyı bertaraf etmesini bildi.

Selçuklular döneminde Bizans, Osmanlılar döneminde de

Rusya ve İngiltere başta olmak üzere tüm batılı güçler Müslüman coğrafyamızın

en tehlikeli düşmanları olmuşlardır hep. Her karışıklıkta, her sıkıntıda taşın

altından onlar çıkmış ve emellerini gerçekleştirmek için olmadık yollar

denemişlerdir. Özellikle batılı devletler bizim bu topraklara sahip olmamızı

bir türlü hazmedememiş ve defalarca haçlı seferi düzenlemek suretiyle bu

toprakları bizden geri almak istemişlerdir. Ve her seferinde de necip

milletimiz onların saldırılarını püskürtmüş ve İslam ın mührünün vurulduğu bu

topraklara bir daha sahip olamayacaklarını göstermiştir.

Önceleri silahlı güç olarak bizi yok etmek isteyen

batılılar bunda başarılı olamayacaklarını anlayınca bu sefer de bizi etnik

kimlik üzerinden yıkmayı denemişler ama milletimizin sağlam kardeşlik bağları

sayesinde bunda da muvaffak olamamışlardır. En son Birinci Dünya savaşı

neticesinde ülkemizi bir kez daha silahlı güçle işgale yeltenmişler ama en

ummadıkları bölge olan Maraş, Urfa ve Antep ten ilk darbeleri yiyerek hepimizin

malumu üzere gerçekleşen Kurtuluş savaşı akabinde ağır bir yenilgi alarak

gerisin geriye gitmişlerdir.

Bu yenilgi bile onları emellerinde vazgeçirmedi hâlâ

türlü entrikalar denemeye devam etmekteler. Ülkemizin özellikle jeopolitik

konumu ve yeraltı kaynakları hepsinin iştahını kabartmakta ve sürekli olarak

yeni oyunlarla birliğimizi bozarak emellerine kavuşmak istemekteler.

Şimdilerde yine oyun peşinde bu zalimler. Yıllardır

deneyip de başaramadıkları kardeşi kardeşe kırdırma oyununu yeniden sahnelemeye

çalışıyorlar. Özellikle Arap Baharı denilen ama tüm Arap dünyası için

sonbaharın başlangıcı olan oyun ülkemizde ırkçı bir hezeyanla tekrarlanmak

istenmekte. Giderek tırmandırılan terör ve bu terör neticesinde bu toprakları

dedeleri gibi kanıyla sulayan vatan evlatlarının peş peşe gelen şehadet

haberleri insanları infiale sevk etti haliyle. Oysa istenilen de tam olarak

buydu zaten. Yoksa terörün bu şekilde amacına ulaşamayacağını batılı efendiler

de bilmekteler. Ne zaman ki tüm toplum reaksiyon verir o zaman asıl amaç hâsıl

olmuş demektir. Maksatlarına ereceklerini zannediyorlarsa da yanılıyorlar. Zira

bu millet geçmişte oynanan oyunun farkına vardığı gibi bugün de farkına

varacaktır. Onlar kendilerini akıllı bizleri sersem zannediyorlar. Bu millet

onların emellerine asla geçit vermez. Kardeşliğin bin yıldır hâkim olduğu bu

topraklarda yine kardeşlik galip gelecek ve milletin aklıselim evlatları

onların bu oyununu bir kez daha bozacaktır. Nasıl ki dedelerimiz sahip olduğu

Mili Görüş ruhuyla onları akamete uğrattığıysa bizler de aynı ruhla heveslerini

kursaklarında bırakacağız. Bu milletin mayasında Milli Görüş vardır. Onlar

sinekler gibi ülkemize üşüşseler, milletimizin etrafında dolansalar da biz

sinekleri kovmasını biliriz.

Bizler biliriz ki sinekler pislikten beslenirler üstelik

etrafa mikrop saçarlar. Ama arılar öyle değildir. Çiçeklerden bal yapar hem kendileri

kullanır hem de insanlara faydalı olurlar. Arılar aynı zamanda ölmek bahasına

da olsa kovanlarını korumak için iğnelerini kullanırlar. Ve bizler biliriz ki;

bin tane, milyon tane sinek bir tane bal arısı etmez.

Minik bir tebessüm

Zor seçim

Çok zengin, her istediğinin yapılmasına alışmış bir

kadın, ünlü bir ressama giderek portresini yaptırmak istemiş. Şartlarını da

şöyle özetlemiş:

- Hem iyice bana benzesin, hem de güzel olsun.

Ressam kadına iyice baktıktan sonra şartını söylemiş:

- Hanımefendi, ikisinden birini seçmek zorundasınız.

İlgilisine Notlar:

Olimpos dağının çocukları Hira dağının evlatlarını

asla kabullenmeyecektir Cemil Meriç

Türk le Kürdü ayırırsanız ne Türk kalır ne de Kürt,

birleştirirseniz Çanakkale misali ne İngiliz kalır ne Fransız. Prof. Dr.

Necmettin Erbakan