Bu bölümde şunu öğreniyoruz. Küçük topluluklarda ve
köylerde sınıflaşma olmaz. Ya iyiler hâkimdir, orası iyi bucak olur, ya kötüler
hâkimdir, orası kötü bucak olur. Bucak kendi karakteristiğini tamamen kendisi
belirler. Oysa kentlerdeki durum öyle değildir. Kentte iyiler ile kötüler bir
arada yaşarlar. Bunlar arasında devamlı tartışma vardır. Halk bunlardan
istediğine tabi olur. Bu da demokrasi demektir. Halk grubunu değiştirebilmekte,
istediği gibi yaşayabilmektedir. Bunun başka bir yararı da şudur; uygarlaşma
tartışmada oluşur, köyler bu sebeple ecderdirler.
İNSANLIK içinde en büyük özgürlük vardır, tek ümmet olma
durumu en zayıftır. ÜLKEDE özgürlük azalmakta, ümmet olma güçlenmektedir.
İLLERDE özgürlük biraz daha azalır, birlik güçlenir. BUCAKLAR özgürlüklerin en
çok kısıtlandığı alanlardır. Bucaklar birbirini tanıyan insanlardan oluşur.
OCAKLARDA özgürlükler çok azalmıştır. Birlik olma sosyal olmaktan ziyade psikal
olmaktadır. / Topluluklar küçüldükçe aralarında değişmez kurallar oluşmakta,
yapılar değişmekte; topluluklar büyüdükçe özgürlükler ve farklılıklar
çoğalmakta, HİCRET imkânı sağlanmaktadır. Bunun için kabul edilen ilkeler
vardır. a) Bir yerde giriş ve çıkış serbestse orası dar-ı islâm dır. Emredilen
böyle yerler oluşturmadır. b) Bir yerde giriş izne tabi ama çıkış serbestse,
çıkış vizesi istenmiyor ama giriş izne tabi ise, giriş vizesi isteniyorsa,
orası dar-ı terk tir. Biz onlarla işbirliği içinde olmayız ama onlarla
savaşmayız da. c) Bir yerde giriş de çıkış da izne tabi ise orası dar-ı harp tir
yani o yerin yönetimleri ile savaşma meşrudur.
YAŞAMA ocaklarda düzenlenmiştir. ÇALIŞMA semtlerde
düzenlenmiştir. Bucak bu düzenlemeyi yaşatır. Ocaktan ve bucaktan hicret
serbest bırakılmıştır. İlde ve ülkede hicret zorlaşır. İnsanlıkta ise hicret adeta
imkânsız hâle gelir. O halde merkezlerde az kural vardır, az bağlayıcılık
vardır. Özgürlük şeriatın gevşek olması ile oluşmaktadır. Taşralarda ise
şeriatta daha çok sıkılık vardır ama hicret imkânı verilmiştir.
İnsanların merkezde ve köylerde evlerinin olması
gerekmektedir. İnsan topluluk içinde bunaldığı zaman köylere gidecek ve orada
dinlenecektir. Kalan zamanlarda kentte olacaktır. İnsan böylece özgür olur.
Bizim yeni planlama çalışmalarımızda bu durum nazarı itibara alınmaktadır.
Tarım kentte olanların kentlerden birinde evi olacak, kente geldiği zaman orada
kalacaktır. Kentte oturanların da köylerde dinlenme evleri olacak, onlar da
orada istedikleri zaman dinleneceklerdir.
YENİ UYGARLIK sermayenin para kazanmasına dayanmaz, tam
tersine kooperatiflerin emeği planlamaya yönlendirmesi ile doğar. O halde sorun
PLANLAMA yapmadır. Önce yeryüzü kıtalara ayrılır. Buralarda kıta merkezleri
olur. Güney Amerika, Kuzey Amerika, Afrika, Avrupa, Hint, Çin, Avustralya ve
Adalar. Ortadoğu ve Rusya, Arabistan ve İran la birlikte ayrı kıta olabilir.
Planlama kıta merkezlerinde yapılır. Uluslararası yollar çizilir. Ülkelere
topraklar temlik edilir. Kıtaların topraklara ülkelere temlik edilir. Orada da
bölgeler olur. Ülke planlaması bölgelerde yapılır. İllere toprak temlik edilir.
İl planlaması ilçelerde yapılır. Bucaklara topraklar temlik edilir. Planlama
istekleri ahlâkî dayanışma ortaklıklarınca belirtilir. Siyasî dayanışma
ortaklıkları da talepte bulunurlar. Uzlaştırma başkana aittir. Hakemlere
gidilebilir; son söz hakemlerindir. İlmî dayanışma ortaklıklarına bağlı olarak
çalışan planlama plan ve projeleri hazırlar. Alternatif projeler de üretilir.
İlmen gerçekleşmesi mümkün olmayan istekler hakem kararı ile devre dışı
bırakılabilir. Halk zamanla uygarlaşır ve kentleşmiş olur. Planlamada tarım ve
sanayi siteleri oluşacaktır. Sanayi siteleri birbirlerine yakın olacak, sadece
yollar birbirinden ayıracaktır. 100 aileye beş dönüm yer tahsis edilecek,
yolları ile on dönüm olacak, bunlar medine statüsünde olacaktır. Ayrıca ziraat
yapılan yerlerde her aileye 10 dönüm verilecektir. Yani bir kilometrekarede bir
tarım semti oluşacaktır. On semt bir bucak oluşturacaktır. Tarım bucakları
olabildiği gibi sanayi bucakları da olabilir, karma da olabilir. Her on bucağın
bir merkez bucağı olacaktır. Bu bucak sanayi bucağıdır. Yüz bucak bir ili
oluşturacaktır. Yüz il bir ülkeyi oluşturacaktır. Yüz ülke de insanlık
olacaktır. Bunlar ortalama rakamlardır. Bu âyet (Tevbe 99) tarım kentleri ile
sanayi kentleri arasındaki ilişkiyi anlatmaktadır. (s.10-11; KUR AN VE İLİM
çalışmalarımızdaki tevafuklar devam ediyor 763. hafta seminerimizden
aktarı-YORUM ve ilmî-ahlâkî-iktisadî-siyasî-sosyal olarak yani SOSYAL TUFAN a
karşı gereğini yapmaya DAVET ediyorum Ve s-SELÂM mea d-DUA Reşad/RNE)