“Yeniden Büyük Türkiye”yi kurmak Milli Görüşçülerin vazgeçilmez hedefidir.
Biz bu idealle büyüdük, hep bu hedefe doğru yürüdük. “Bir gün mutlaka” dedik. Öyle inandık; zihnimizi ona göre ayarladık, kurgularımızı bu minval üzere geliştirdik. Artık hedefe her zamankinden daha yakınız.
Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, bir sürü hata ve eksikliklerle kuruldu. Şimdi bunları sıralamanın zamanı değil. Evet, menzile çok yakınız. Nihai noktaya varmak için niyetin tazelenmesi yeterli olacaktır. İdealin canlı tutulması da bir o kadar önemli.
Şimdi değilse ne zaman?
Bu soruyu sormak ve en doğru cevabı bulmak hayati öneme sahiptir. Tabii, bir o kadar daha önemli olan; büyük Türkiye’yi kimin kuracağı ve ne şekilde kurulacağıdır. Hiç şüphesiz ki; “Yeniden Büyük Türkiye” Milli görüşçüler tarafından kurulacaktır. Bunun dışında kalan bir anlayışla Türkiye’nin yeniden biçimlenmesi düşünülemez. Onun için; daha çok çalışmak ve bizi hedefe vardıracak olan son silkinişi ve son hamleyi bir an evvel yapmak mecburiyetindeyiz.
Etrafımız sarıldı; şer ittifakı hücuma geçti. Bizim ise, teslim olma gibi süfli bir seçeneğimiz olmadığına göre millet olarak direneceğiz. Sadece ülke fertleriyle değil, komşularımız ve coğrafyamızla birlikte direneceğiz. İnanıyoruz ki zafer bizim olacak.
Merhum Başbakan Erbakan yaklaşan tehlikeye işaret ediyordu; ama, günümüzde yaşanan tehlike oldu. Sıranın Türkiye’ye geldiği gerçeğiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Maalesef dün uyarılar dikkate alınmamış ve milletimizi idare edenler gaflet uykusuna devam etmişlerdi. Bunun bedeli düne göre daha ağır olacaktır, bunun farkındayız. Ayrıca, dünü konuşmanın, ah-vah etmenin bu güne bir faydasının olmadığını bilenlerdeniz. Bugün, bize karşı yapılmakta olan saldırıları püskürtmekten başka çaremiz yok.
Geçtiğimiz yüz yılda da kuşatıldığımızı ve topyekûn bir saldırıyla üzerimize gelindiğini biliyoruz. O gün de savunma adına ülke insanı birlikte hareket etmiş ve başarmıştı. Ancak, savaşı kazanan biz olmamıza rağmen; kaybeden taraf gibi muamele gördüğümüzü de unutmamalıyız. Çünkü bu millete tam bir asır boş yere acı çektirildi.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Geçen yüz yılda milleti için çalışan ve ona hedef gösteren Sultan Abdülhamid vardı. İçerisinde bulunduğumuz yüz yılda da aynı yolda yürüyen; bize ışık tutan, yolumuzu aydınlatan Başbakan Erbakan var. Yüz yıllar öncesine göre daha şanslıyız ve daha iyi bir konumdayız Elhamdülillah.
Türkiye her geçen gün zorla tıkıldığı Batı’dan bir adım daha uzaklaşmaktadır. Ancak, yağmurdan kaçarken doluya yakalanma diye bir tabir vardır, buna son derece dikkat edilmesi gerekir. Denge politikası adına bu uğurda büyük emek harcanmıştı; sonuç ortada.
“Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” hedefi, öyle rastgele konulmuş bir hedef değildir. Bizi biz yapan değerlere sıkıca sarılır ve kendimiz olarak karar verebilirsek aşılmayacak zorluk olmaz. Aksi ise, biraz daha oyalanma hatta küresel sistemin oyuncağı olmaya devam anlamı taşır.
Türkiye yeniden kurulabilir mi?
Elbette...
Peki, kim kuracak?
Hiç şüphesiz ki Milli Görüşçüler kuracak Yeniden Büyük Türkiye’yi. İş başa düştü, diyerek yeniden ayağa kalkmanın tam zamanı.