Bundan önceki yazılarda sözünü ettiğimiz bu III. Binyıl

Medeniyeti hücresi nasıl oluşturulacaktır, nasıl gerçekleştirilecektir; bugün

de bunun üzerinde duralım

a) MATEMATİK öğrenildikten sonra günümüz uygarlığının

sorunları öğrenilecektir...

b) KUR AN ARAPÇASI öğrenildikten sonra, KUR AN ın

rehberliğinde ve onun emrinde yeni uygarlığın yumurtasının ilk hücresi FIKIH

çalışmaları ile oluşturulacaktır...

c) Bu çalışma KÜÇÜK EKONOMİK İŞLETMELERDE deneyerek

başlatılırsa, o ilk hücrenin projesinde ilk adımlar atılmış olur ve ilk

veriler, ilk tecrübeler elde edilir...

d) Kur an ın emrine uyularak ORTAKLIK EKONOMİSİNİ

kurulacak, KAYDÎ PARAYA DAYANAN MUHASEBE peyderpey oluşturulacak ve bilahare

geliştirilecektir...

İşte bunları yapan aşiret/ocak III. binyıl

Medeniyeti nin ilk hücresini oluşturacaktır.

Başarılı bir hücre kurulduktan sonra, yine başarılı bir

işletme ortaya konarak, III. Binyıl Medeniyet Projesi nin hazırlanması

gerekmektedir.

Eski uygarlıların projelerini Peygamberler getirdiler ve

yeni kitaplarla yeni medeniyetler yaptılar, her milenyumda beşeriyetin muhtaç

olduğu yeni medeniyetler böyle doğdu. Kur an dan sonra yeni kitap gelmeyecek,

artık peygamber de gelmeyecektir. a) Yeni kitap yerine, müsbet ilimlere

dayanılarak Kur an ın muasır yeni yorumları yapılacaktır; Kur an böyle diyor.

b) Peygamberlerin yerini ise muasır medeniyeti bilen Kur an ilimleri ehli

müçtehitler alacaktır; bu vesileyle âlimler peygamberlerin vârisleridir

hadisini hatırlayalım.

Böyle bir projeyi hazırlamak farzdır; hattâ farz-ı

ayn dır.

Yeteri kadar kimseler çalışıyorsa ve hazırlanıyorsa, bu

farz diğerlerinden sakıt olur.

Kimse yapmıyorsa, herkesin üzerinde farzdır; farz-ı

ayndır.

İşte, MÜÇTEHİT YETİŞME VE ÇALIŞMA MERKEZİ mizi bu farzı

yerine getirmek amacıyla kuruyoruz... Bizden başka kimse bunu yapmadığına göre

bize farz-ı ayn dır... Siz de bulunduğunuz yerde buna benzer çalışmaları

yapabilirsiniz...

***

Hani birileri III. milenyumun başında anayasa çoğunluğu

da elde ederek iktidara gelmişlerdi ya; aradan geçen üç seçim dönemi sonunda,

şimdi de dördüncü seçime gidiyoruz ya; 13 (onüç) yılı büyüklere masallar ile

geçirdik ya; bir de bunun üzerinde duralım...

Zaman zaman Yeni Anayasa (bize göre yeni anayasa

demek aynı zamanda yeni sistem ve yeni medeniyet fırsatı demektir)

hazırlıyorken biz onlara dedik ki; bir zamanlar beraber yürüdüğümüz kardeşler,

gelin biz size Kur an dan öğrendiğimiz anayasayı anlatalım, onu değerlendirin;

bu vesileyle de insanlığın ihtiyacı olan yeni medeniyeti inşa edelim...

Onlar lisan-ı hâl ile sizin paranız var mı demek

istiyorlar; sizin askeriniz var mı , sizin oyunuz (yani gücünüz!) var mı

diyorlar.

Cevap veriyoruz: Yok! Yok! Yok!

Bunlar yok ama bizim ilmimiz var, bizim Kur an ımız var,

bizim projemiz var

Bunlar yani bu sözde güçler yoksa, bizimkiler ve dünya

sizi dışlamaktadır

AB ve Batı bize yeter; biz sizi ve ilminizi ne

yapacağız !. diyorlar

Peki, bu köşede hep hatırlattığım SOSYAL TUFAN dan

nereye kaçacaksınız !.

Hazreti Nuh un oğlu gibi; biz Avrupa Birliği ne girer

kurtuluruz diyorlar!..

İLK DEFA -ÂHİRETİ de düşünmenizi isteyerek- bir soru daha

soruyorum:

- Artık siz de benim gibi yaşlandınız, evlatlar bir

yana torun sahibi bile oldunuz; EVLATLARINIZA VE TORUNLARINIZA BU ZALİM, BU

FAİZCİ, BU ZİNACI DÜNYA DÜZENİ VE MEDENİYETİNİ Mİ BIRAKACAKSINIZ !.

Yeni Medeniyet, Adil Düzen Medeniyeti, Kur an Medeniyeti

Projesi yapmak, işte bundan dolayı farzdır; hem de sadece farz değil, farz-ı

ayn dır. Ve s-SELÂM mea d-DUÂ