Bildiğiniz gibi geçtiğimiz pazar günü iktidar partisi

kongresini yaptı ve genel başkan değişikliğine gitti. Kapalı kapılar arkasında

konuşulan uyuşmazlıkların tescil edildiği bir süreci hep beraber görmüş olduk.

Hani filmlerde   Hayır derken bile yüzünden şer akıyor diye bir replik

vardır. İktidar partisinin her bir mensubunun birlik, beraberlik, vefa gibi

ifadelerinin arkasında, aslında ne büyük sıkıntıların yattığını görmemek mümkün

değil. Partilerinin kaderinin ülkenin kaderiyle bir olduğunu iddia edenlerin,

seçimlerin üzerinden bir kaç ay geçmiş olmasına rağmen, böyle bir değişikliğe

gitmeleri öylesine kolayca geçiştirilecek bir olay olmaktan çoktan çıktı.

Yine de biz hayırlı olmasını temenni edelim. Çünkü

sonuçta alınan kararlardan etkilenecek olan sadece iktidar partisi değil,

milletin tamamıdır. Ancak elimizdeki veriler ve yaşanan süreç bu konuda bize

çok da ümit vermiyor. Görevi bırakan başbakan ile göreve yeni atanan genel

başkanın konuşmalarını irdelediğimizde, bırakanda duygusallık ve kızgınlık,

yeni gelende ise sıradanlık var. Örneğin;

Bu kongre benim tercihim değildi, Rahatsız olduğunuzu

biliyorum

Bu harekette hiçbirimiz vazgeçilmez değiliz

Güç sarhoşluğuna düşülmemeli

AK Parti hareketi bir zümreye ait değildir, ortak

aklın ürünüdür

Bu ifadelerin Sn. Davutoğlu nun bireysel kanaatleri

olmadığını herkes tahmin ediyordur herhalde.

Diğer taraftan yeni MKYK da ismi kongre öncesi Sn. Binali

Yıldırım la birlikte geçen diğer genel başkan adaylarından çoğunun olmaması da,

geleceğe dönük önemli mesajlar verdi. Sanki Davutoğlu tecrübesinden sonra

hiçbir şekilde risk alınmak istenmemiş. Tabiri caizse dikensiz gül bahçesi

arzu edilmiş. Gerçi diken olacakları düşünülen diğer isimler ne kadar bu vasfı

taşıyabilirler, o da ayrı bir değerlendirme konusu.

Diğer yandan yeni genel başkanın Türkiye nin temel

meseleleri ile ilgili herhangi bir şey söylememesi, yeni dönemde aynı

problemlerle baş başa kalacağımızı gösteriyor. Ülkemiz kritik bir süreçten

geçerken konuşmasının ana temasını Başkanlık Sistemi üzerine oturtması farklı

bir amaçla iş başına geldiğinin delili gibi duruyor.

Ayrıca terörle mücadele vurgusu yeni başbakanın

konuşmasında önemli bir yer kapladı. Yeni dönemde ne değişecek Bu bir reddi

miras mıdır Önceki dönem mücadelede başarısız olundu, şimdi ben başarılı

olacağım demek midir, onu da zaman gösterecek.

Peki, biz dış politikada içinde bulunduğumuz girdaptan

nasıl çıkacağız Bölgesel ve küresel güç olma iddiamız Değerli Yalnızlık

olarak değişti. Bu durumu çok önemli bir şeymiş gibi takdim etmeye devam edecek

miyiz yoksa yeni stratejik açılımlar yapabilecek miyiz AB ile yürütülen tam

üyelik sürecindeki tuzaklara takılmayı sürdürecek miyiz İngiltere Başbakan ı

Cameron un Türkiye nin üyeliği 3000 yılını bulabilir açıklamasına rağmen, AB

ile olan ilişkilerde nasıl bir yol haritası izleyeceğiz

Irak, Suriye, Libya, Yemen, Mısır, Afganistan, Pakistan,

Filistin yani İslam coğrafyasının neredeyse tamamının, etnik ve mezhepsel

farklılıkların kaşındığı kan ve gözyaşı laboratuarına dönüştürülmesi

karşısında, 784 bin km2 içerinde güven içinde yaşayabilecek miyiz

Ortadoğu da yeni Sykes-Picot lar gözümüzün içine baka

baka hayata geçiriliyorken, hiçbir şey yokmuş gibi içeriye verdiğimiz

mesajların karşılık bulması ile yetinecek miyiz

Sonuç itibari ile her yeni hükümetle birlikte millette

bir heyecan oluşması beklenir. Bu değişiklik toplumda değil heyecan, sadece

anlamsız bir boşluk hissi ile karşılandı. Yani hükümet yeni ama iktidar eski .

Anlayacağınız Batı yakasında değişen bir şey yok