Siyasi iktidarın ekonomi yönetiminde bazı temel
argümanları var. Misal, IMF ye borcu sıfırladık argümanıyla Türkiye nin hiç
borcu yok, borcu bitirdik algısına oynanıyor. Halbuki, Türkiye nin dış borcu
400 milyar doları aşmış durumda. Kamunun borcunun toplam borç içindeki payı
düşmüş olabilir ancak özel sektörün borcunu ne yapacağız peki Bizi bağlamaz
deme şansı var mı ekonomi yönetiminin
Hem bir de borcu borçla ödeme stratejisi(!) gereği
hababam borçlanan (yani faiz karşılığı ödünç para alan ve bu sayede rantiyeyi
ihya eden) Hazine gerçeği var. Borcu borçla ödeyeceğim deyip, yeni borçlara
giriliyor, faizciler, rantiyeciler abad ediliyor.
Verdiği borcu Türkiye ye şart koştuğu bütçedeki faiz
dışı fazla ile zaten garantiye almış olan IMF ye borcu sıfırlamak marifet
sayılıyor mesela. Türkiye, daha önce de 3 defa aynı şeyi yapmış ama kimin
umurunda Hatta IMF ye borç verecek duruma geldik diye böbürleniliyor. Varsa
paranız, önce kendi memurunuza, işçinize, vatandaşınıza verin o paraları diyen
tabii ki yok!
Bir diğer argüman da, tüketmeye sevk edilen vatandaş
harcadıkça ve yani iç talep coştukça ekonomi büyüyor denmesi. Hem vatandaşı
tüketmeye teşvik et, bu uğurda kredi imkanlarını ve kredi kartı gibi
argümanları yaygınlaştır, sonra da bu teşviklerle vatandaş hudutsuzca para
harcadıkça ekonomi büyüyor diye başarı hikayeleri sat aleme! İşin komik
tarafı, tasarruf edememe sorunu bu yanlış tüketimle büyüme politikası
neticesinde giderek can acıtıcı hale gelsin. Dışarıdan borçlanma imkanlarının
azalmasıyla iç tasarruflar daha da önemli hale gelsin ve vatandaşı tasarruf
etmeye uğraş ver!
Harcamaya teşvik edilen vatandaşın zoraki şekilde
tasarrufa zorlanması da tam bir kara mizah! BES kapsamında maaşlardan 100 TL
zorunlu kesinti yapılmasıyla 6 ayda 7.2 milyar lira kaynak toplanacakmış. O
kaynaklar da borç ödemek için ucuz kaynak olacak herhalde!
Siyasi iktidarın ekonomi yönetimindeki argümanlarından
bir diğeri ve en popülist olanı da faiz karşıtlığı dır muhakkak. Oy deposu
olan mütedeyyin kesime göz kırpan faize karşıyız söylemi, kuru bir mavi
boncuktur aslında. Faizli ekonomik sistem, faiz sıfıra düşürülerek bitirilmez
çünkü. Zaten maksat da, faize karşı olmak değildir, yüksek faize karşı olma
durumudur.
Siyasi iktidar, faiz düşsün diye neden istiyor Çünkü,
faizler düşsün, kredi faizleri insin ve müteahhitlere yeni müşteriler
çıkabilsin! Tüketici, otomobil, ihtiyaç kredileri azalsın ki, bilumum sektörün
işleri açılabilsin . Çare nedir Faizin düşmesiyle vatandaşın kredilere hücum
etmesi! Vatandaş faize bulaşsın, piyasalar canlansın yani
Faizi düşmesini istemek faizli sisteme karşı çıkmak
olsaydı, siyasi iktidara yakın medyada çarşaf çarşaf çıkan banka, faiz, kredi
reklamlarının da olmaması gerekmez miydi Faiz, çoktan dünya gerçeği olarak
kabullenilmiş durumda zaten. Öyle olmasa, anlı şanlı muhafazakar siyasi
iktidarımız, vatandaşı faize bulaştırmayı kendine vazife addeder miydi hiç!
Bir tarafta vatandaş az harcasın çok tasarruf etsin
diye BES e zorunlu katılım, öte tarafta ise faiz düşsün ki vatandaş kredi
çeksin, para harcasın .. Buna tutarsızlık mı, yoksa popülizm mi demeli Vatandaşa konut yardımı
diyerek, 3 yıl boyunca bankaya para yatırtmak, sonunda hepi topu azami 15 bin
TL vermek.. Kime hizmet edecektir bu Bankalara yeni müşteriler bulmak değil
midir
Faizin baş neferi olan bankaları ihya ederken faize karşı
olmak nasıl oluyorsa artık Maalesef, toplumsal boşvermişlik ve bezginlik
yerini her şeyi kabullenişe bırakıyor ve kamuoyu bütün bu acayipliklere yine
ses etmeyecek. Hatta yine vardır bir bildikleri deyip geçecek.
Hayırlı işler!