Akdenİz ısınıyor... Hem de bir kış ayında... Isınma

kelimesi mevcut durumu ifade etmekte yetersiz kalabilir. Akdeniz kaynıyor mu

desek acaba

Evet, Doğu Akdeniz gemi kaynıyor. Şimdilik 15 ülkenin

savaş gemileri burada. Hangi ülkeler yok ki ABD ve NATO müttefiki devletlerin

dışında Rusya ve İran da Doğu Akdeniz de bulunuyor. Çin de geldi mi, iş tamam.

Kimileri Büyük Savaş diyor bu hazırlığa; kimisi de 3. Dünya Savaşı diye

adlandırıyor. Her neyse... Adına ne dersek diyelim. Ortada bir gerçek var: Adım

adım savaşa sürükleniyoruz!

Birinci ve ikinci dünya savaşlarının sebep ve sonuçları

ortada. Önce, birinci dünya savaşının gerçek sebebini ele alalım: 1648 yılında

Avrupa devletleri bir araya gelmiş ve kendi aralarında anlaşmışlardı. Westfalya

Antlaşması... Anlaşma gereği, Avrupa devletleri artık birbirleriyle

savaşmayacaklardı. 1856 yılında da toplanıp Avrupa Ahengi ni kurdular. Her iki

anlaşma bugünkü AB nin temelini  teşkil

etmektedir. Bu birliktelikler Avrupa dışında kalan, dünyadaki diğer devletlerin

sömürülmesi, kaynaklarının paylaşılması esasına dayanmaktaydı. 1648 yılında

başlayan birliktelik aynı zamanda iki temel gayeyi gerçekleştirmeyi

hedefliyordu: Birincisi, bu anlaşma ile sömürgecilik döneminin başlatılmış

olması. İkincisi ise, birbirlerinin alanına girmemeyi taahhüt etmiş olmaları.

İşte, Avrupa ülkeleri 1914 yılına kadar genel anlamda bu

anlaşmaya uydular. 266 yıl boyunca sömürdükleri milletlerin zenginliklerini

Avrupa başkentlerine taşıdılar. Benzer yöntemlerle insanları yerlerinden

yurtlarından koparıp köle pazarlarına naklettiler. Vicdansız Batı, bu yolla

hammadde ile birlikte iş gücünü de bedavaya getirmiş oluyordu. Avrupa nın

sanayileşmesi, zenginleşmesi bu döneme rastlar. Mazlum insanları ve onlara ait

olan servetleri hırsızlık yoluyla Avrupa ya transfer ettiler.

Haram para kursak tıkar diye bir söz var. Sanayileşen,

zengin olan, devleşen Avrupa devletleri 1914 yılında silahlarını birbirlerine

doğrulttular. Zahiri maksat, Avrupa da toplanan servete tek başına hâkim olmaktı.

İşin gerçeği ise, şu atasözü misali; alma mazlumun ahını, çıkar aheste

aheste.

Sonuç

Sonuç ortada: En az 60 milyon insan hayatını kaybetti.

Şehirler yıkıldı. Ocaklar söndü...

Gelelim şimdiki duruma... Birinci dünya savaşında

yenişemeyen Batılı ülkeler 1939 da ikinci dünya savaşını başlattılar. İkinci

dünya savaşı sonunda yeni bir sömürge düzeni kuruldu. Önce iki kutuplu olarak

ilan ettikleri dünya düzeni, SSCB nin yıkılmasıyla tek kutuplu bir yapıya

dönüştü. Rusya Federasyonunun Suriye ye girmesiyle tek kutuplu sistemin de

sonuna gelinmiş oldu. Şimdi, Siyonizm in kontrolündeki Batı, yeni bir sömürge

dönemini başlatmak için Akdeniz e açılmış bulunuyor.

Sonuç nasıl tecelli eder, bugünden kestirmek zor. Ama bir

şeyi görmek ve net olarak ifade etmek mümkün: Yeni dönemde kurmayı

planladıkları dünya düzeni de insanlığa saadet getirmeyecektir. Son 300 yılı

aşkın süreden beri Batılıların öncülüğünde kurulan düzenler ortada. Hiç bir

dönemde insanı eksene alan, insanı önceleyen bir sistem kurulamadı ve kuramazlar

da. Çünkü Batı, insanı değil parayı önceler; maddeyi manadan üstün tutar. İlmi

Müslümanlardan öğrenen, bu sayede aydınlanan Batı; Müslümanların tabi olduğu

ilahi kitabı dikkate almadan yeni dönemi inşa edemez.

Şimdi Batı, yeni savaş senaryoları yapıyor; arkasından da

yeni dünya düzeni kurma hazırlığındalar. Savaş yıkım demektir. Arzu edilen bir

şey değildir savaş. Bu savaşın kazananı olmayacak gibi gözüküyor. Ama en çok

kaybeden Batı olacaktır. Batı nın 300 yılı aşkın bir süreden beri sevimsiz uygulamaları

ortada. Bu defa milletlerden destek göremeyecekler.

Akdeniz e ciddi yığınak yapılıyor. Savaşın fitilini

ateşlemeleri durumunda ortada ne Batı medeniyeti kalır, ne de bunların

himayesindeki İsrail. Hepsi birden yok olur giderler.