Geleneksel toplumlarda güçlü varyantlar varken modern

toplumlarda her türlü varyant çökmüş durumdadır. Neden böyledir Çünkü

geleneksel toplumlar güçlü din bağıyla hayata daha kuşatıcı bakıyorken modern

toplumlar hayata yasalar çerçevesinde bakmaktadır. Oysa yasalarda mutlaka

boşluklar bulunur. Hiçbir yasa tam olarak herhangi bir boşluk bırakmadan

odaklandığı konuyu kuşatamaz. Mutlaka atladığı bir kesit vardır. Bu kesit

yasanın yapıldığı zamanda fark edilmese de sonradan kendini göstermektedir.

Üstelik boşluksuz yasa yapmanın da mümkünü yok. Çünkü yasa insan aklının ürünü

olduğu için mutlaka bir yerde eksik kalacak. Dahası yasalar maddi gerçekliğe

göre yapıldığı için manevi gerçekliği ortaya koyma gücü yok. Algı ötesi

durumları algıya getirme gücü yok yasaların. Bu dünyanın içinde bu dünya olgu

ve olaylarına odaklanır. Örneğin hiçbir yasada hiçbir suçun karşılığı yani

cezası bu dünyada görmediğimiz ve tam olarak algılamadığımız gelecekteki bir

dünyaya bırakılmaz. Ya da bir ödül görmediğimiz bir dünyada verilmek üzere o

dünyaya bırakılmaz. Yasalarda ödül de ceza da bu dünyada, bu dünyanın algılanan

sınırları içinde verilir, verilmektedir. Yasalarda sır yok. Maddi dünya var.

Sırlı ve mükemmel bir şekilde yaratılmış olan insan,

sırsız bir dünyada nasıl esenliğe kavuşabilir. Yasalar insanı esenliğe

götürmede yetersizdir. Hatta yasaların insanı esenliğe götürmek gibi bir derdi

de yok. İnsanın bu dünyadaki maddi durumunu düzenlemek için yine insan

tarafından koyulan kuralların gerçekliği sınırlıdır. Bu sınır çerçevesinde

insan sırrı yok sayıldığı için sırrın gerçekliğine dair bir veri bulmak

olanaksız. Hiç kimse yasalara inanmaz; yasaları büyük ve üstün bir güç olarak

görmez. Çünkü üstün güç inançla oluşan bir durumdur. İnançsa insanı insandan

öteye götüren, varlığı bu dünya verileriyle somutlanamayan bir gerçekliktir.

Hayatın bütün bağlamlarını o gerçekliğin uzantısı olarak algılamak kurallarla

olacak iş değil. Yani bir noktadan sonrası insana sır olan âlem ancak inançla

yaşatılabilir. İnançla yaşatılan durumların bu dünyada karşılığı yoktur.

Karşılıksız olana iman etmek hiçbir zaman eskimeyecek güzellikleri de

beraberinde getirir. Yasalarda güzellik varlığı yok; yasalar kural koyar.

Kurallardan geçici güzellikler oluşabilir ama yasalar güzellik meydana

getiremez. Yasalar hiç olmayan güzellikler olduramaz. Hiç olmayan iyilikler

olduramaz. Ancak insanın bu dünyaya ait iyilik ve güzelliklerini düzenler

yasalar. Yani hazır şekilde olanları kurallarla düzenler. Toplumu, toplumda hiç

olmayan iyiliğe ve güzelliğe götürmez. Çünkü yasalarda iyilik ve güzellik

oldurucusu yok. Nedir bu oldurucu; inançtır.

Modern toplumlar yasalarla yaşadığı için modern

toplumlarda inanç yoktur. Hayat yasaların koyduğu kurallar bütünüdür. Sadece bu

dünyaya yönelik yaşam vardır. Ötesi için ne inanç vardır ne de yaşam. Yasaların

koyduğu kurallara uyan modern insan yasalara uyduğu müddetçe aptalca bir

mutluluk yaşar. Neden aptalca, çünkü yasalarda sır yok. Sırlı olmayan mutluluk,

insan aklının ürettiği kurallara yine insanın uymasıdır. Yani bu dünyadan ötesi

yok. Her şey karşılıklı bir şekildedir. Kendi çizdiği basit çizgiyi hayatın

kendisi sanmaktadır. Yasaların koyduğu kurallar hayatın sırlı gerçekliği içinde

komik durmaktadır. Bir yerde ucu görünmeyen ucu başka bir dünyada olan

gerçeklik, diğer yerde ise her şeyi bu dünyadan ibaret kurallar. Biri inanç

diğeri yasadır. Yasalar inancı sağlayamaz inanç yasaları sağlamalıdır. Dinsiz

yasalar sadece kurallardan ibarettir. İnsanı yaşatmaya ve yüceltmeye muktedir

değildir. Örneğin bugün modern toplumlarda komşuluk ilişkisi bitmişse bu

yasaların kuraldan ibaret olduğunun kanıtıdır. Çünkü insanın insana güvenmesi

ancak imanla mümkündür yasayla değil.

Sırsız yaşam iyilik ve güzellik olduramaz, olduramıyor.

Oysa insan iyilik ve güzelliğe muhtaçtır.