İran da; İslam ın egemen güç olarak ortaya çıkışından

sonraki süreç içerisinde hoşgörü, tolerans, barış ve kardeşlik ruhuyla

farklılıkları bir arada bağrında toplayan ve mezceden Yezd kenti, Hz. Ömer

döneminde İyad bin Ğanem komutasında Pax-Islamica ruhu ile kan dökülmeden

fetholunan Mardin ile büyük benzerlikleri bir arada toplayan önemli bir kent

olmasıyla ön plana çıkan bu kent, tarihi misyon ve vizyonuna uygun olarak barış

dilinin ön plana çıktığı Dünya İslam Forumu na ev sahipliği yaparak önemli bir

ilke imza attı.

Referans değerler, kurum ve kuruluşların medeniyet ve

değer kavramı arasındaki doğrudan ilişkiden yola çıkılarak İslam medeniyet

birikiminin zenginliğinde, güvenin yeniden tesisi, bu anlayış çerçevesinde

bağların güçlendirilmesi, tüm insanların yararına mebni düşünce üretilmesi,

toplumsal vizyonun geliştirilmesi ve berraklaştırılması gibi vital konular ön

plana çıkarken, mikro-milliyetçilik, global güçlerin desteğiyle devlet-dışı

aktörlerin hızla çoğalması gibi konular birer birer masaya yatırılarak çözümün

ne olması gerektiği konusu vurgulandı.

Bu çerçevede, sorunların kalıcı biçimde çözümü amacıyla

söylem birliğinin oluşturulması, çözüm yolunda gerekli düşünce üretiminin

hızlandırılması, İslam ülkelerinin imajının düzeltilmesi ve İslami birikimin

tüm insanlığın hizmetine katkı sunması amaçlamıştır. Bunun için Yezd kentinin

seçilmesi çözümün asıl adresini ifade etmesi ve mesajın yerini bulması

amaçlanmıştır. 

Dünyanın dört bir yanından gelen önemli şahsiyetlerin

özellikle Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve D-8 e atıfta bulunmaları referans

değerler, kurum ve kuruluşlar bakımından dikkat çekici olmuştur. Özellikle,

D-8 in gelişmesi ve kapsayıcı olması amacına yönelik yüksek perdeden yapılan

çağırılar ise Yezd kentine damgasını vurmuştur.

Bu toplantının akabinde ayağımızın tozuyla geldiğimiz

İstanbul da, katılım sağladığımız ve ESAM tarafından  yirmi beş yıldan

beri her yıl aynı heyecan ile düzenlenen Uluslararası Müslüman Topluluklar

Birliği Kongresi nin İslam Dünyası: Meseleler ve Çözümler ana başlıklı

toplantısında sunulan tebliğler, çözüm yolunda atılması gereken adımların

adeta birer işaret fişeği niteliğinde olmuştur.

İslam dünyasında, global ölçekli barış ve kardeşlik

yönünde çabalar ortaya çıkarken, Japonya nın Kashikojima Adası nda G-7 zirvesi

için biraya gelen liderlerden ABD Başkanı Barak Obama nın, yüz kırk bin kişinin

hayatını kaybettiği Hiroşima daki atom bombası anısına kurulan (cenotaph)

Barışı Anma Parkı nı ziyareti sırasında kendisine yöneltilen özür dileyip

dilemeyeceği konusundaki soru üzerine, Hayır, savaş sırasında siyasi liderler

her türlü kararlar alabilirler. Tüm liderler zor kararlar alabilmek zorundadır.

Özellikle de savaş sırasında şeklindeki cevabı Batı nın anlayışını ortaya

koyması bakımından önem arz etmektedir.

Aslında Barak Obama, hiç de sürpriz olmayan bu

açıklamasıyla, sadece Hiroşima ve Nagazaki yi değil, Irak, Afganistan, Somali,

Suriye, Yemen gibi Müslüman ülkelerde milyonlarca insanın ölümüne neden olan

ABD liderlerini de aklama yoluna gitmiştir.

Obama nın bu açıklaması, ABD de yapılacak başkanlık

seçimi öncesi stratejik bir mesaj niteliğindedir. ABD Başkanı Barak Obama, bu

yolla bir kez daha ABD nin stratejik vizyonunun gözyaşı ve kan üzerine mebni

olduğunu ortaya koymuş oldu.

Sonuç olarak, ABD Başkanı Barak Obama, Zulüm ve Baskı

Medeniyeti anlayışını Hiroşima da bir kez daha tescil ettirirken, çözümün

Pax-Islamica olduğu ise bir kez daha tescil edilmiş oldu.