Geriye bakmayalım, ileri bakalım.

Gözlerimiz öne bakar.

Gönül nehrimiz öne akar.

Dün gelmez, pişmanlık fayda vermez.

Bu günün işini yarına bırakmayalım.

“Yarın yaparım” demeyelim.

Yarının kendine göre işi vardır.

Bu günün işi, yarının işine yarar.

Geceyle gündüz hep çalışıyor.

Durmak insana yakışmaz.

Her gece, gündüzden birkaç saniye alıyor veya veriyor.

İkisi de cimrilik yapmıyor.

Zaman alış-verişi yapıyorlar.

Geceyle gündüz, iki değirmen taşı gibi dönerlerken bizi öğütüyorlar.

El ele verelim, dostluk denizine dalalım.

İnsan okyanusunda damla olalım.

Acılarımızı ve tatlılarımızı paylaşalım.

Açıklarımızı kapatalım.

Açları doyuralım.

Alçalmayalım, alçak gönüllü olalım.

Eğmeyelim, eğilmeyelim.

Doğrulalım, doğrultalım, doğru olalım.

Hiçbir insan bize sınır çizmesin, kimseye boyun eğmeyelim.

Hayatı, zamanı ve mekanı yaratanın çizdiği sınırları aşmayalım.

Aldığımız nefes kadar veriyoruz.

Alırken de verirken de huzur buluyoruz ama zaman hazinemizi tüketiyoruz.

Farkında olalım.

Her bir nefesin hesabı sorulacak.

Nerde, nasıl ve niçin soluklandığımızın hesabını vereceğiz.

“Hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekelim”

Son pişmanlık fayda vermez.

Tükettiğimizden biraz fazlasını üretelim.

İki günümüz denk olmasın.

Bu gün kazandığımız, bilgi, amel, hayır, sevap, dost… dünden bir fazla olsun.

Yarın, bu günden fazla olsun.

Umutsuzluğu lügatinizden silin ki, dilinizden dışarı çıkamasın.

Karamsarlığın çıkmaz sokağına dalmayalım.

Gönül denizinizi, bulandırmayalım.

Uyuyan, uyutulan değil, uyandıran olalım.

Hamlıktan olgunluğa geçelim.

Cimrilikten cömertliğe,

Almaktan vermeye,

Toplarken dağıtmaya,

Su gibi akarken yeşertmeye geçelim.

Eksiklerimizi tamamlayalım.

Hayrımız şerrimizden, iyiliğimiz kötülüğümüzden fazla olsun.

Kötülüklerin kökünü kazıyalım.

Yüzümüzü su ve sabunla parlatırken, gönlümüzü imanla nurlandıralım.

Şatafat ve şarlatanlıktan sadeliğe, yalınlığa geçiş yapalım.

Pislikten temizliğe yol alalım.

Tembellikten çalışkanlığa geçelim.

Doğudan, batıdan, güneyden, kuzeyden esen inkar rüzgarlarıyla beynimize ulaşan, beyin salgılarına beynimizi çanak yapmayalım.

Kula kul olmayalım.

Rahman ve Rahim olan Rabbimiz buyurur:

“Ey iman edenler, Allah’tan sakının. Herkes yarına ne hazırladığına bir baksın. Allah’tan sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr Süresi, Ayet 59/ 18)

Yunus Emre, ayete kendisi hemen uymuş ve bizi de uyarmak için;

“Miskin Yunus var Yâr’ına

Koma bu günü yarına

Yarın Hakkın divanına

Varam Allah deyu deyu” demiş.

Aşık Vartan da:

“Aklı olan kulluk itsün Yezdan’a

Ne tâc kaldı ne taht Nuşirevan’a

Nice bin padişâh geldi cihana

Ne Karun’a kaldı ne Süleyman’a

Kimse bilmez kim kazana kim yiye

Dünya mülkü emanetdir insana

Kalmaz yalan dünya pir ü civana

Gelen gitti giden gelmez cihana” demiş.

Bu gün yaşayanlar, yarına çıkamayabilirler.

Bedevinin bir Allah’ın Rasülüne kıyamet saati ne zaman?” demiş.

Allah’ın Rasülü de ona, “Kıyamete ne hazırladın” diye soruyla cevap vermiş.

Bedevi, “Allah ve Rasülünün sevgisini hazırladım” demiş.

Allah Rasülü de ona “Sen, sevdiğinle berabersin” buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. Edep, bab: alameti hubbillah)

Kimlerle beraber olduğunuza, kimi sevdiğinize dikkat ediniz.

Verilen salalar, kılınan cenaze namazları bizi uyaran amellerdir.

Yarınlarımıza hazırlık yaparken, asıl geri dönüşü olmayan yarına/ahirete hazırlık yapalım.

Rabbimiz yardımcımız olsun.