Yaşlı kadın sekiz yıldır huzur evinde hem yaşının getirdiği sıkıntılarla hem yalnızlıkla mücadele ediyor. Hayatını adadığı iki kızı tarafından bırakıldığında yaşadıklarının bir rüya olduğunu düşünüp uzun süre kendisine gelemediğini söylüyor. Gençlik yıllarında huzur evinin önünden geçerken, buradaki yaşlılar için dua ettiğini fakat bir gün kendisinin de burada yalnızlığa terk edilebileceğini hiç aklından dahi geçirmediğini ifade ediyor.

Sokakta kalan ya da bakacak kimsesi olmayan yaşlılar için elbette büyük imkandır huzur evleri. Fakat anne babaya bakmanın büyük bir erdem olduğuna inanan bir toplumda çocukları tarafından terk edilen bir yaşlı için bundan daha büyük bir hüzün yoktur. Zira onların çoğu kuru ekmekle de yetiniriz ama yeter ki çocuklarımızın yanında olalım diyorlar.. Uzun yıllardan beri camlarda çocuklarının yolunu gözleyenler de var, oğlumu bir kere göreyim de ondan sonra öleyim diyenler de... Hepsinin gözlerinde derin bir hasret var. Daha önce de dediğim gibi çocuklarına bağımlılık derecesinde düşkün olan anne baba için bu büyük bir mahrumiyet… Bir insanı içeriden çökertmenin en etkili yolu sevilen bir kişinin onu sevgisinden mahrum etmesidir. Buradaki anne babayı kahreden de zaten bu. Sevilmediklerini, sevilmeye değer görülmedikleri ve eskimiş bir eşya gibi fırlatılıp atıldıklarını hissetmeleri.

Günümüzde anne babaya bakmak ağır bir yükü taşımak kadar zor geliyor. Çünkü bu günün çocukları, başkaları için bir şeylere katlanmaya, sabır ve tahammül göstermeye alışık değiller. Ahiret, mükâfat ve ceza kavramları bu insanların pek önemsemediği şeyler. Çünkü onlar öbür dünyadan ziyade bu dünya ile ilgililer. O yüzden başkaları için bir şeylere katlanmak çok ağır geliyor.

Bir insana yardımcı olmanız için kan bağınızın olması şart değildir. Bu bayram bir yakınımla huzur evine gidip buradaki yaşlıları ziyaret ettiğimde onların en elzem ihtiyaç duydukları şeyin sevgi olduğunu hissettim. Dışarıdan bir kişinin kendilerini ziyaret için geldiğini öğrendiklerinden gözlerinin içi parlıyor ve başlıyorlar hayatlarından anlatmaya. Konuşmaya, anlatmaya ve anlattıklarını dinleyecek birine ihtiyaç duyuyorlar. Ama kendilerini dinleyen kişiler gözlerindeki hasreti gidermeye yeter mi bilemem…