Siyaset kazanının altına durmadan odun atan siyasetçiler, kazanın iyice kaynaması için sanki iş birliği yapıyorlar. Seçimin ayak sesleri duyuldukça habire ateşi harlatıyorlar. Hele de iktidar ve ortakları seçim mitinglerinde muhalefet cephesine öylesine yükleniyor ki, sanki yirmi yıldır bu altılı masa iktidarda. Bütün olumsuz gelişmelerin müsebbibiymiş gibi gösterip, kendilerinin muhalefetteymiş gibi söylemleri, insanları hayrette bırakıyor, kargaları güldürüyor.

Muhalefetin küçük ortağı Balıkesir’i, Çanakkale’yi, Yalova’yı Bursa’da toplayıp, biraz kalabalığı görünce her zaman olduğu gibi milli duyguları körükleyerek, hamasete bütün hızıyla devam ediyor. Kendilerinden olmayanları PKK’lı, FETÖ’cü olarak yaftalıyor ama FETÖ’nün siyasi ayağını görmeye bir türlü yanaşmıyor. Dahası eski Bank Asya Genel Müdürü’nün Halkbank Genel Müdürü olarak atanmasına göz yumuyor lakin “söz konusu bankada hesabın vardı, önünden geçtin” diyerek işinden atılan ve hapse girenlere de “oh oldu, iyi oldu, çeksinler” diyebiliyor. Bu da işte tarafsız ve adil olmadığının emaresidir.

Bir diğer taraftan da Ege adalarında bugüne kadar Yunanistan’ın yapmış olduğu küstahlık karşısında susan ve hiçbir eylem yapmayan iktidara, bir tek laf dahi söylemiyor, ondan sonra olacaklar için meydan okuma naraları atıyor. Kurusıkıyla kamuoyuna seçim mesajları veriyor. Hemen her fırsatta altılı masayı emperyalistlerin ortağı olarak gösteren zat-ı muhterem, kur korumalı mevduat hesabı karşısında tavır almadığı gibi, bütün gücüyle desteklemesi neyin emaresidir? Dolar, euro, sterlin gibi para birimleri emperyalistlerin değil mi? Milli paramız olan Türk Lirası’nı korumanız gerekirken, emperyalistlerin paralarını korumak milliliğe, milliyetçiliğe, vatanseverliğe yakışıyor mı? Bu hususta daha birçok örnek göstermek mümkündür. Ama bu bile kimlerin emperyalistlerin yanında, kimlerin de karşısında olduğunu ayan beyan ortaya koyuyor.

İngiltere Kralı 3. Charles’ın ilk ulusa sesleniş konuşmasını yandaş kanalların canlı olarak vermesi, emperyalizmin yine kimin iliklerine kadar işlediğine bu millet bir kez daha şahit olmuştur.

Müslüman olduklarını düşündüğümüz şu ülkelere de bir bakın Allah aşkına... Ürdün, Lübnan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Umman... Bu ülkelerin Kraliçe Elizabeth’in ölümü üzerine ülkelerinde yas ilan etmelerini esefle karşılıyoruz. Hayret etmemek ve üzülmemek mümkün değil. Halkları her ne kadar Müslüman olsa da yönetimlerinin hâlâ emperyalistlerin oyuncağı durumunda olması, İslam ve insanlık adına çok üzücü bir durumdur. Orta Doğu’nun lideri olduğumuzu iddia eden iktidar, bunlara neden etki edememiş? Yoksa Siyonist İsrail’le normalleşme zincirinin bir halkası mıdır?

İktidarın nimetlerinden faydalanarak tabiri caizse köşeyi dönenler, asgari ücretle geçinememenin nasıl olduğunu bilmedikleri için “Ekmek 1 lirayken alamıyorlarmış da, şimdi 5 lirayken alabiliyorlarmış” safsatasını uydurup, söyleminden utanıp sıkılmıyorlar. Milletin aklıyla, fakirin bu haliyle daha ne kadar alay edecekler? Bir zamanlar Millî Görüş’te de siyaset yapmış olan bu siyaset adamının kapitalizm; zihnini öyle sarmış, gözünü öyle bir perdelemiş ki, bugün fakirin, yoksulun durumunu anlayacak durumda maalesef değil. 2002’de 22 TL ile 1 çeyrek altın alınabilirken, şimdi bir dilim baklava alınıyor. Daha bir yıl önce 1 Amerikan Doları 8,23 TL iken şimdi 18,23 TL. Neredeymiş bu alım gücü? Her şey ortada. Yalana, dolana, algılara, aldatmalara gerek yok...

Kışın 28 Şubat’ta diyorlar ki; “Yaz aylarıyla birlikte enflasyonu kontrol altına almış olacağız.” Yaz ayları geçince de, “Önümüzdeki yılın ilk aylarından itibaren çözeceğiz” diyorlar. Yani kış gelince yazın, yaz gelince kışın... Vaatlerin sonu yok. 20 yaz, 20 kış geçti... Aynı hikâye, aynı masal, aynı terane...

“İlmin tadına doyulmaz
Güneş çuvala koyulmaz.
Tembel uykudan ayılmaz
Uyukla babo uyukla...
Birkaç dünyanın işini
Otur düşünü düşünü
Gel bu pirincin taşını
Ayıkla babo ayıkla.
Deve hendek atlamaz
Fil doğurur, yumurtlamaz
İlimsiz atom patlamaz
Soğukla babo soğukla...
Mızrak çuvala sığmaz
Kısır inek sağılmaz
Gökten altın, gümüş yağmaz
Sayıkla babo sayıkla.
Yanlış ise dinleme
Doğru ise beni hakla
Hakla, aklında sakla...”