Avrupa Birliği ile imzalanan mülteci anlaşmasının ülkemiz

açısından önemli maddesi Türkiye 72 maddelik hukuki düzenlemeyi kısa zamanda

Meclis ten geçirdiği takdirde Haziran ayından itibaren vize serbestîsinin

gelecek olmasıydı. Diğer madde ise 3 milyar avroluk yardımdı. Anlaşma istenen

şekilde uygulanmaya devam edilirse 3 milyar avro daha ilave destek

sağlanacaktı. Anlaşmanın imzalandığı tarihe kadar ülkemize gelmiş olan

mültecilerin sayısında hiçbir azalma olmayacak, 3 milyona yakın mültecinin

sorumluluğu bizde olacak ama bu arada Yunanistan a kaçak yollardan ulaşmayı

başaran mültecileri Türkiye geri kabul edecekti. Yani, artık Avrupa ya mülteci

akını önlenmiş olacakken, Türkiye de bir azalma olmayacaktı. Ne zaman Suriye de

çatışmalar biter, daha doğrusu ABD, AB ülkeleri ve Rusya Suriye de istedikleri

hedeflere ulaşırlar o zaman ülkemize sığınmış olan mülteciler isterlerse

ülkelerine dönebilecekler. Ama bu hususta ne olacağını kimse bilmiyor. Kimileri

Suriyeli mültecilerin büyük bir bölümünün ülkemizde kalıcı olduğunu söylerken

bazıları da Suriye de çatışma bittiği takdirde mültecilerin önemli bir

bölümünün geri döneciğini ileri sürüyorlar. Çatışmanın bitmesi ile Suriye de

yaşamın normale dönmesi ne oranda mümkün olabilecektir Diyelim ki mülteciler

ülkelerine dönmek istediler, gittiklerinde nerede barınacak, hayatlarını nasıl

devam ettirecekler Bu sorulara şimdiden kimsenin net bir cevap vermesi mümkün

değildir. Bu bakımdan Türkiye mültecilerin büyük bir bölümünün kalıcı

olabileceği düşüncesiyle bir takım adımlar atmaktadır. Söz gelimi toplu konut

projeleri hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.

Diyebiliriz ki, AB ile imzalanan mülteci anlaşması Avrupa yı

mülteci göçünden kurtarmış ama Türkiye açısından iyileştirici bir durumu söz

konusu olmamıştır. Anlaşmanın hemen ardından, söz verilen 72 maddelik

düzenlemeyi Türkiye Mayıs ayı başına kadar hayata geçirse bile AB nin vize

serbestîsine geçip geçmeyeceği hususunda da bir netlik olmadığını yeni

bahaneler ileri sürerek erteleyebileceklerini yazmıştım. Bu tahminimde

yanılmadığımı görüyorum. Çünkü medyaya, Vize serbestîsine kısıtlama geliyor

başlığı ile yansıyan haberler AB ülkelerinin bu hususta şimdiden bir hazırlık

içinde olduklarını ve konunun önümüzdeki perşembe günü Lüksemburg da toplanacak

AB İçişleri Bakanları toplantısında ele alınacağı ileri sürülüyor. Bu kısıtlamaların

gerekçesinin neler olabileceği ise bir takım kaynaklara dayandırılarak şöyle

ifade ediliyor:

Türkiye nin Yunanistan dan mülteci almayı durdurması,

korunmaya muhtaç mültecilere gerekli barınma imkânlarını sağlamaması ve insan

hakları ihlallerinde bulunması vize serbestîsi uygulamaya girdikten sonra hızlı

bir şekilde durdurulmasına gerekçe olarak gösterilecek.

Sanki 5 yıldan beri Türkiye ye gelmiş olan 3 milyon

civarındaki mülteci ile AB ülkeleri ilgilenmiş, onların ihtiyaçlarını

karşılamışlar gibi bir yaklaşım sergileniyor. Nedense Türkiye nin mültecilere

kapılarını tamamen insani duygularla açtığını bir türlü görmek istemiyorlar.

Çünkü bu gerçeği gördükleri takdirde utanmaları gerekiyor.

 

Asr-ı Saadet ve Somuncu Baba

Çocuklarlarımla gittiğim Somuncu Baba filminden geçen hafta

başında söz etmek, bu tür konulara ilgi duyup da sinemalarda vizyona

girdiğinden haberi olmayan okuyucularımı haberdar etmek istemiştim ama yoğun

gündem sebebiyle yazamamıştım. Bu Pazar da ABB Başkent Tiyatrosu nda sahneye

konulan Hak Geldi Batıl Zail Oldu: ASR-I SAADET oyunundan Ankaralı

okuyucularımı haberdar etmek istedim. Gerek Somuncu Baba filmini gerek Asr-ı

Saadet oyununu çocuklarımla birlikte beğenerek izledik. Baştan sona duygulu

anlar yaşadık. Gönül dünyamızın derinliklerine yolculuk yapmamıza vesile

oldular. Filmin ve tiyatro oyununun dünya telaşından biraz olsun kurtulup,

manevi dünyamızı beslemeye katkısı olacağını düşünüyorum. Gerek Somuncu Baba

filmi gerek Asr-ı Saadet oyununu bizlere sunanlara, özellikle Asrı-ı Saadet

oyununun yönetmeni ve anlatıcısı Mehmet Tahir İkiler kardeşime tebriklerimi ve

teşekkürlerimi sunuyorum. Çünkü iki saati aşkın bir süre boyunca Peygamber

Efendimizin (S.A.V.) hayatını güzel örnekleriyle ortaya koydular. Olayın

müziklerle de takviye edilmesinin oyuna bir başka güzellik kattığını da eklemek

isterim. Bu maddi dünyada inancımızın manevi boyutu ile yüzleşmek, yüreğinde o

manevi hazzı duymak isteyenler için güzel bir fırsat olur diye düşünüyorum.