Gün olmuyor ki, mağduriyetlerini bildirmek üzere Saadet Partisi Genel Merkezi’ne onlarca kişi gelmiş olmasın. O kadar mağdur edilen kesim var ki, onların dertlerini, sorunlarını dinlemek partideki engelliler birimimizi bir hayli meşgul ediyor, yoğun bir mesaiye sevk ediyor. Bundan asla yakınmıyoruz. Ama ülkemiz insanının ne hale geldiğini yakından bilmek ve anlamak bizi bir hayli üzüyor. “Ah keşke iktidarda olsaydık da, bu sorunları birer birer çözseydik ve bu insanların can yakıcı şikâyetlerini, maruzatlarını duymasaydık” diye de iç geçiriyor ve terennüm etmeden kendimizi alamıyoruz. O kadar mağdurlar topluluğu var ki, bunlardan birkaçını yazmak istersek eğer, başta KYK mağdurları olmak üzere, taşeron mağdurları, dağılmış ailelerin mağdur olan çocukları, boşanmış eşlerin düştüğü nafaka mağdurları, çocuklarıyla görüşemeyen mağdur olan babalar, kentsel dönüşüm projesinden etkilenip evleri ellerinden alınan mağdur edilmiş aileler, kredi kartı mağdurları, emeklilik için yaşa takılan mağdurlar, atanamayan öğretmen mağdurlar vs. bunların sayılarını çoğaltmak maalesef zor değil.

Bir ülkede bu kadar mağdurun oluşmasına sebep olan bir iktidar dünyanın başka bir ülkesinde görebilmek mümkün mü bilmiyorum. Zira 16 yıllık iktidar bu kadar mağduriyet üretmişken bundan sonra daha iyisini, daha güzelini yapacağız diyerek milleti ne derece inandıracak acaba?

Uyan artık ey millet! İktidar, devlet imkânlarını kullanarak muhtaç ailelere belediyeler vasıtasıyla ya da parti teşkilatları eliyle, hatta devletin resmi araçlarını kullanarak kömür, içinde birkaç makarna ve çay şeker bulunan poşetleri dağıtarak oy toplama dönemi artık bitmedi mi? Bu onur kırıcı, aşağılayıcı, üreten değil, tüketen toplum imajını oluşturan bu tutum ve davranış ne zamana kadar devam edecek? Artık uyanmanın vakti gelmedi mi?

Artık bu millet mevcut iktidardan ümidini kesmiş olacak ki, parlamentoda temsil edilmediği halde Saadet Partimizi umut kapısı olarak görüp her gün onlarca mağdurun gelmesi tabii bir hale gelmiştir. Bu da gösteriyor ki, iktidara, “Artık yeter! Çektiğimiz çileler, sıkıntılar, zulüm, mağduriyetler artık son bulmalı.” Ve milletin iktidarı işbaşına gelmeli. Bu da ancak Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’dir.

Evet, şu bir gerçek ki, bütün Cumhurbaşkanı adaylarını ve siyasi parti liderlerini kamuoyu yakından ve dikkatli izliyor. Görülüyor ki dertlerine deva, sorunlarına çare, yarınlarına umut olacak tek lider Saadet Partisi lideridir. Çünkü problemleri çok iyi analiz ediyor ve de tutarlı ve inandırıcı çözüm önerileri sunuyor. Afaki, popülist, şova yönelik hiçbir söylemi yoktur. Bu da diğerlerinden farklı olduğunu fark ettiriyor. Her ne kadar sansüre ve başta TRT olmak üzere medya ambargosu olsa da, az da olsa sosyal medyada görülmesi iktidarın adeta uykusunu kaçırıyor. Hatta uykusunda kâbus bile görmesine sebep oluyor. Esasen haksız da sayılmazlar. Lakin korkunun da ecele faydası yoktur.

Hiçbir yanlış ilelebet devam edemez. Zulüm de zirvede duramaz. Yani her yokuşun bir inişi, her gecenin bir sabahı var olduğu gibi, açık ve net görülüyor ki iktidarlar da geldikleri gibi bir gün gidecekler. Bizim dileğimiz ve arzumuz gelen gideni aratmasın. Ülkemiz ve milletimiz için en hayırlı hizmetleri ortaya koysun. Birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu zirveye çıkarsın. Maddi kalkınmışlığın yanında manevi kalkınmayı da ihya etsin. Vesselam.

Bu dilek ve temennilerle herkesi Allah’a emanet ediyorum.