Ülke ekonomisini yönetenler, ekonominin geleceği ile ilgili olarak sürekli iyimser mesajlar veriyorlar.
Alınan önemlerle ekonominin rayına oturacağını söylüyorlar.
Peki, verilen bu mesajların toplumda bir karşılığı var mı?
Sokaktaki vatandaşlar, verilen mesajlara bel bağlıyorlar mı?
“Biraz daha sıkıntı çekeceğiz ama gelecek günlerde rahat nefes alacağız” diyorlar mı?
Bu konuda maalesef olumlu cevap vermek mümkün değil.
Zira ülke ekonomisinin geleceği konusunda toplumun iyimser olduğu söylenemiyor.
Ekonomiyi yönetenler iyimser.
Ama toplum karamsar!
Sokaktaki vatandaşlar arasında hâkim kanaat, ekonominin daha kötüye gideceği yolunda!
Elbette bunu tek doğru görüş olarak görmek yanlış olur.
Ekonominin gidişatı hakkında “iyimser olanlar” olduğu gibi “karamsar olanların” da bulunduğu bir gerçek.
Biz şimdi bir kesimin niçin karamsar olduğu hususunda kafa yormaya çalışıyoruz.
Toplum yani sokaktaki vatandaş, bir ekonomiyi yönetenler tarafından yapılan iyimser açıklamalara bakıyor.
Bir de cebindeki paraya bakıyor.
Sanki çarşı-pazara çıktığı zaman gördüğü etiketler onları karamsar olmaya mahkûm ediyor.
Eskiden rahatça toptan alışveriş yapabilirken şimdi sadece günlük ihtiyacını zor karşılayabiliyor.
Eskiden kilo ile aldığını şimdi gramla almakta zorlanıyor.
Dolar fiyatındaki yükseliş gözünü korkutuyor.
Euro ile borcu varsa hepten zorlanıyor.
Altın fiyatları zaten hem el yakıyor hem cep yakıyor.
Bu şartlar altında günlük yaşamını sürdürmeye çabalayan biri karamsar olmasın da ne yapsın?
Demek ki diyoruz, verilen bütün iyimser mesajlara rağmen sokaktaki vatandaş karşı karşıya kaldığı güçlükler yüzünden karamsar oluyor.
Karamsarlık, beraberinde mutsuzluğu getiriyor.
Toplumun çoğunluğunu “mutlu insanlar” değil, “mutsuz insanlar” oluşturuyor.
Ve sokakları yüzleri gülen insanlar değil, asık suratlı insanlar dolduruyor.
Yüzleri güldürebilmek için sadece iyimser mesajlar vermek yeterli olmuyor, daha başka bir şeyler yapmak gerekiyor galiba!