Sırayla gidelim;

AKP Hükümeti, istihbarat kuruluşu aracılığıyla ikinci bir Habur Açılımı için kolları sıvadı..

Bu kapsamda Adalet Bakanlığı’nın da onaylamasıyla BDP milletvekilleri Altan Tan, Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder teröristbaşı Abdullah Öcalan’la görüşmek üzere İmralı Adası’na gitti.

Bir MİT yetkilisinin de hazır bulunduğu görüşmede Öcalan’ın söyledikleri tutanak’ altına alındı.

’İmralı Tutanakları’, Milliyet Gazetesi’nde tam sayfa yayınlanınca olanlar oldu.

Başbakan Erdoğan Balıkesir’de düzenlenen bir toplantıda tutanakları yayınlayan Milliyet Gazetesi’ne çok sert sözlerle yüklendi:  “Bir gazete çıkmış bir başlık atıyor. İmralı’dan haberler veriyor. Bir kısım medya hiçbir zaman yanımızda olmadı diye söyledim. Kalemşörle devlet yönetmek başka bir şey gazete yapmak farklı bir şey. Eğer bu ülke bu millete zerre kadar sevdanız varsa, şu çözüm sürecine katkıda bulunmak istiyorsanız böyle bir haberi yapamaz manşeti atamazsınız.”

Bu sert sözlerden sonra, Milliyet Gazetesi sahibi, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören’in, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Derya Sazak’ı makamına çağırarak, “Seni bu haberleri yapasın-yaptırasın diye mi bu makama getirdik!” dediği öğrenildi. Bu çıkıştan hemen sonra, Sazak’ın tasını tarağını toplayarak gazeteyi terk ettiği haberleri bunu izledi.  Fakat Sazak’ın daha sonra gazeteye döndüğü ifade edildi.

Önce, “Milliyet gerçek bir habercilik yaptı.” diyen gazetenin Ankara Temsilcisi Fikret Bila’nın İmralı Tutanakları’ndaki bazı bölümleri çıkarttığı iddia edildi. Zira Tutanaklar’da Mehmet Baransu, Emre Uslu gibi gazetecilerin isimleri de yer almaktaydı. Başka bazı isimlerin bu Tutanaklar’da bulunduğu bilgisi kamuoyuna yansıdı. Sonunda Fikret Bila, “Tutanakların sansürlenerek yayınlandığını” itiraf etmek zorunda kaldı.

Bu arada İmralı Tutanakları’nın nereden sızdığı tam olarak belli olmadı. Bir rivayete göre BDP’nin çaycısı, bir başka iddiaya göre ise İmralı’daki çaycı para karşılığı bu Tutanakları sızdırmıştı…

İmralı Tutanakları’nı haberleştiren muhabir Namık Durukan bütün bu süreçte sessizliğini korudu, Tutanakları nasıl elde ettiğine ilişkin tek kelime etmedi. Şahsi kanaatim; iyi bir gazetecilik örneğiydi…

Başlangıçta, “Açıklamazlarsa biz açıklayacağız” diyen Başbakan Erdoğan, hafif geri adım atar gibi bir söylemde bulundu: “Biraz sabırlı olursak medya dünyasından arkadaşlar sızdırmayı açıklayabilir. Onlar biliyorlar ve onların açıklaması gerekir. Ama biraz sabretmek lazım. Açıklamamaları durumunda biz açıklayabiliriz.” Başbakan topu medyaya attı.

Bütün bu gelişmelerden sonra hülasam şu:

Uğur Mumcu’nun, Eşref Bitlis’in, Muammer Aksoy’un, Necip Hablemitoğlu’nun, Taner Kışlalı’nın gerçek katilleri bulunursa, İmralı Tutanakları’nın sızdıranı da açıklanır…

Zerrin Özer’e yazık…

Şunun için yazık…

Sen daha düne kadar muhafazakâr TV kanallarının tüm davetlerini, ‘irticacı oldukları’ gerekçesiyle reddet…

Şimdi ise AKP’nin Siirt’te düzenlenen Kadınlar Günü toplantısına katılarak, “Beraber yürüdük biz bu yollarda…” şarkısını terennüm eyle..

Biraz garip değil mi, sahi

Bu tabloyu gözümde canlandırınca ‘olsa olsa şöyle bir şey olabilir’ dedim, kendimce;

-Acaba Zerrin Özer, TRT Müzik’te yaptığı program hatırına mı AKP toplantısına iştirak etti

Sahi, Zerrin Özer TRT Müzik’te program başına ne kadar ücret alıyor ki!.. Değer mi, hiç!

Kırmızı ete tepki Siyonistlerin tuzağı!..

Gazetelerde ve televizyonlarda kelli felli adamlar yani Prof’lar, TV’lere çıkarak kırmızı etin yani büyük baş ve küçük baş hayvanların etini yemenin insan vücuduna zararlı olduğunu her daim deklare etmektedirler.

Yaptığım araştırmalarda bu tespitin büyük bir yalan olduğunu gördüm.

Bu ülkede hali vakti yerinde olmayan binlerce vatan evladı evine bırakın öyle ayda bir; yılda bir kırmızı et getiremezken, adamlar kapılarında besledikleri milyarlara varan köpeklerini pirzolalarla beslemekteler.

Zaten onlar, halkımızın bu büyük orta tabaka kesimini insan yerine bile koymamaktalar.

Halkımızın büyük çoğunluğu gaz odalarına atılıp ortadan kaldırılsa bile dönüp geriye bakmazlar bunlar.

Gaz odası dedim ya hemen aklıma Hitler’in Yahudileri gaz odalarında yok ettiği palavrası aklıma geldi; Dünya Yahudi Siyonist kafalar dünya halklarını Hitler’in Yahudileri gaz odalarında yok etti palavrasını ortaya attılar.

Fakat daha sonraki dönemlerde yapılan araştırmalar ve de şahsiyetli devlet adamları Hitler’in gaz odalarında Yahudileri öldürmediğini ortaya koydu. Siyonist Yahudilerin, İsrail’de Yahudileri toplamak için ortaya attıkları büyük bir palavraydı bu. 

Diğer pek çok palavralar gibi o Yahudi gaz odaları palavrası da şimdilerde pek çok devlet başkanı tarafından deklare edilmektedir. Geçenlerde İran Cumhurbaşkanı   Mahmud Ahmedinejat açık olarak dünya kamuoyuna bu gerçeği haykırarak duyurmuştur.

Zaten dünya sinema sektörünü de elinde tuttuklarından istedikleri gibi bu doğrultuda filimler çekmekteler ve dünya sinemalarında seyrettirmektedirler. Bu da diğerleri gibi büyük bir palavra!

Kırmızı et insan vücuduna faydalı en mübarek nimetlerdendir. (NİZAMETTİN BEKAR)

NOT:  Bugün 10 Mart 2013 Pazar… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Du bakali n’olacak Takipçisiyiz…