Uçak sanayiini kurmak mı, gerçek kalkınmadır, yoksa Galataport ihalesi yapmak mı Ah keşke Galataport heveslileri bu ikisi arasındaki farkı bir anlayabilseler... Türkiye bu hallere düşmezdi.

Bu işin ilmini bilenler, kalkınmaya muhtaç ülkelere örnek olarak Japonya modelini gösterirler. Çünkü Japonya, önce batıdaki sanayileşme ve müsbet ilimlerde çağ atlama hamlelerinde, bu kalkınmaları yapacak elemanları yetiştirmekle işe başlamıştır. Batı teknolojisinin, araştırıcı, keşfedici, rakip teknolojileri sollayarak ileriye gidici aktivitesini, kendi ülkesinde başlatma becerisini göstermiştir.

Daha açık bir ifâdeyle, taklitçiliğe iltifat etmemiş, asla aşağılık kompleksine kapılmamıştır.

Biz, Türk milleti olarak, elbette Japonya nın başardığı devrimden daha âlâsını yapacak kabiliyetlere sahip idik. Ama ülkeyi yönetenlerin çoğunun ne yazık ki bu tarakta bezleri yoktu.

Mustafa Kemal Paşa; 1923 yılında, yâni Millî Mücadele kazanılır kazanılmaz, şu özetlediğimiz gerçekleri görmüş, "Savaş sonucunda siyâsi egemenliğimizi kazanmış olmamız bize yetmez, biz vakit kaybetmeden Ağır sanayimizi kurmalıyız, siyasi bağımsızlığımızı, ekonomik bağımsızlığımızla takviye etmeliyiz" diyerek, Sanayi Teşvik Kanunu nu çıkartarak, gerçek anlamda çağ atlamanın işaretini vermişti.

Ama ondan sonra gelenler, Bizim Ağır Sanayi kurmak neyimize, biz ancak bir tarım ülkesi olabiliriz diye, batılı uzmanların tavsiyelerine uyarak Sanayi Teşvik Kanununu rafa kaldırdılar.

Sonrasını biliyorsunuz. Millî Görüş siyasi hareketine kadar, gerçek mânâda sanayileşme hamlesinden kimse söz etmedi. Ancak 1974 senesinde "Millî SelâmetPartisi-CHP koalisyonu" döneminde, Muhterem Prof. Dr. Necmeddin Erbakan, bu gecikmiş millî dâvâya el atmış ve 48 kişilik bir kadro ile girmiş olduğumuz koalisyonun, bir kanadı olarak mükemmel bir planlama ile Ağır Sanayi hamlesini çağın ihtiyaçlarını da nazara alarak yürürlüğe koymuştur.

Ama bilindiği gibi, ülkemizin sanayileşmesini ve Atatürk ün deyimiyle "Çağdaş Uygarlık Seviyesi nin Üzerine Çıkmasını" kıskanan emperyalistler ve o emperyalistlerle işbirliği yapan bedbahtlar, Ağır Sanayi hamlemizi iptal ettirebilmek için yapmadıklarını bırakmadılar.

Önce Millî Görüşü, koalisyondan uzaklaştırmak için Ecevit i tahrik ederek koalisyonu bozdurdular. Bizler bu hileyi önlemek için Demirel ile koalisyon kurduk, hamlelerimize devam ettik. Bu sefer de yine dışardan ve içerden Millî Görüş kadrosunu meclisin dışına atmak için, Ana Muhalefet olan Ecevit in ve bizim ortağımız olan Demirel in imzasıyla 1977 senesinde bir erken seçim yaptırdılar, uzun etmeyelim, sonunda yine Meclis te biz vardık. Koalisyon ortağı olarak Ağır Sanayi ve Manevi Gelişme hamlelerimize sahip çıktık.

Ve bildiğiniz gibi AdaletPartisi nden transfer edilen 12 kişinin katılımıyla, yapay bir Güneş Motel modeli hükümet iş başına getirildi. Hem Ağır Sanayi ve hem de Manevi gelişme reform ve hamleleri iptal ettirildi.

Bir Alman işadamı bir arkadaşımıza: (Sizin milletiniz ne yapıp yapıp Sayın Erbakan ı tek başına iktidara getirmeli, çünkü dünyada sanayi ve teknoloji devrimi yapacak 10 kişi varsa, Sayın Erbakan onlardan birisidir) demişti.

Milletimizin gerçek mânâda kalkınmasında, tekerimize taş konmasaydı elbette ki, Türkiye bugün, Batı Almanya ve Japonya gibi bir ekonomi ve sanayi devi olacaktı. IMF gibi, Avrupa Birliği gibi, muhannetlere muhtaç duruma düşmeyecektik. Elâleme avuç açıp, parça parça "hem egemenliğimizi ve hem de vatanımızı ipotek altına sokmayacaktık.

Bu konu bu makaleye sığmadı. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ama Ağır Sanayi hamlesi ile, Galataport heveslilerine anlayacakları dilden bir misal vererek bugünkü yazımı bitiriyorum:

Evet, belki Galataport un ve 300 metrelik gökdelen kulelerinin yapımcıları, bizim insanlarımıza tepeden bakarak bıyık altından gülecekler. Ama eğer emperyalistler ve onların etkisi altından çıkamayanlar şunu bilsinler ki gerçek kalkınmanın yolu uçak sanayini kurmaktan ve teknolojide çağı yakalamaktan geçer. Galataport tan-Zeyporttan ve (İstanbul Towers tan) geçmez.