Bu konuyu ele alırken niyetim, şahıs planında bütün TÜSİAD mensuplarını eleştirmek değildir. Her kuruluşta olduğu gibi TÜSİAD ta da çok kıymetli, saygıdeğer kişiler mevcuttur.

Ama büyük sermayeyi ellerinde tutanların, güçlerini artırmak için, Devlet imkanlarını kullanmak ve daha ziyade parayla para kazanmak gibi, milletimize ve ekonomimize faydadan ziyâde zarar getirdikleri de bir gerçektir.

İktidarların hedefi ise, millet ve memleketin kalkınmasıdır. Bu sebepten, her ne pahasına olursa olsun daha çok para kazanmak isteyen büyük sermayenin çabası ile, memleketi kalkındırmak hedefinden şaşmak istemeyen iktidarların politikalarının birbirleriyle sürekli olarak çatışması adeta kaçınılmaz olur. Büyük sermâye sahipleri daima iktidarları kendilerine ram ederek işlerini tıkırına koymak isterler. İktidarların bu tuzağa düşmemeleri gerekir.

Bu münâsebetle, sizlere siyâsi hayatımda, şahid olduğum bazı misaller vermek istiyorum:

1- Yıl 1962. Zamanın başbakan yardımcısı Ekrem Alican beye, mensubu olduğu Yeni Türkiye Partisi İstanbul İl Başkanlığı ndan çok önemli kaydıyla bir yemekli toplantı dâveti geliyor. İl Başkanı düzenli aralıklarla telefon ederek Ekrem beyin bu davete mutlaka katılmasında ısrar ediyor, Ekrem bey soruyor

Bu kadar ısrar edişinizin esas sebebi nedir İl Başkanı:

Efendim biz bu toplantıya çok zengin bazı işadamlarını davet ettik, partimiz için, bağış toplayacağız. Eğer siz gelirseniz, yapılacak bağışlarda çok para toplanacak, şâyet gelmez iseniz bağışlar çok cüz i olacak.

Ekrem Bey; tabii ki bu teklifi red ediyor. Adamlar gelip benim gözümün içine baka baka, yüklüce bir para verecekler amma bir süre sonra başbakanlığa gelerek, haketmedikleri kadar astronomik rakamlara ve baliğ olan bir devlet imkanından, ya da bir krediden yararlanmak isteyecekler. Ben ne onların bağışını alır onlardan gebe kalırım, ne de onlara kıyak çekerek, imkanlar bahşederim.

2- Sene 1975-76 Başbakan yardımcısı, muhterem Prof. Dr. Necmeddin Erbakan bey senede 100.000 motor kapasiteli, Konya Motor fabrikasının, makina ve tezgahlarını almak için, kırk kişiyi aşkın bir bürokrat heyetiyle İtalya ya gidiyor. İtalyanlar, Türkiye de motor sanayi kurulmasından memnun. Çünkü Türkiye ile bu konuda kolkola girerlerse, birlikte dünya pazarlarına açılmak çok daha verimli olacak. Ama bizim böylesine bir büyük sıçrama yapmamızı önlemek için, yurt dışındaki rakiplerimizden önce bizim holdingçilerimizden bazıları, taa İtalya ya kadar, elemanlarını göndererek, bu girişimi önlemeye çalışıyorlar. Dertleri ne imiş Niçin Erbakan, bu fabrikayı kurmayı kendilerine bırakmamış

Niçin bırakmamış Onu da açıklayayım. Çünkü vaktiyle Demirel Başbakan iken, bu işi büyük sermayeye ciro etmiş Perkins marka motorlar yapılsın diye. Hatta, âlâyı vâlâ ile temeller bile atılmış. Ama büyük sermayenin keyfi Türkiye de motor sanayinin kurulmasını istemediği için zamana yayarak girişimi unutturmuş, fabrika arsasının üzerinde dikenler, ısırgan otları bitmiş.

3- 1974 ten sonra başlatılan ve bütün yurt sathına yayılan, Ağır Sanayi hamlesi, işte yukarıdaki tipik misalde olduğu gibi gerek içerden ve gerekse dışardan sabote edilmiştir.

Niçin sabote edilmiştir Niçin olacak, küresel sermaye sahibi çok uluslu şirketler, eğer Türkiye, bu yurt çapındaki Ağır Sanayi hamlesini nihayete erdirirse, dünya pazarları elimizden gider, Türkiye ekonomik, siyasi, askeri bakımdan dev bir ülke olur.

Bizim kimi holdingçilerimiz ise, o küresel sermayedarların, gölgesinde kendi çıkarlarını sağlamaktan başka bir emel peşinde değildirler. Oysa ki sanayi ve teknolojide Türkiye nin, bir atlama yaparak, en az 100 sene geride kaldığımız batıyı yakalaması, sollayıp geçmesi, ancak devlet ve millet iş ve güç birliğiyle ve süratli ve hummalı bir çalışma hamlesi ile mümkündür. Tabii ki bir iki faizciye bir iki fabrika kurdurmak ile bu dev hamlenin başarılması mümkün değildir.

Neyse kısa keselim. Uçak sanayii kurulmasında da tablo böyledir. Diğerlerinde de. Uçak sanayiini engellemek için 1970 li yıllarda önce CHP bize ayak bağı oldu sonra Adâlet Partisi. Oysa ki uçak sanayii kurulmasına "kendi uçağını kendin yap" kampanyasına katılarak o zamanın sayın generalleri bile, halkımızla bütünleşerek destek vermişti.

Ne demek istiyorum İktidar milli menfaatlerin gereği olan hamlelerin gerçekleşmesi için şayet TÜSİAD kendine ayak bağı oluyorsa bütün engelleri aşmalıdır. İktidar iktidarlığını bilmeli, bilmek istemeyenlere bildirilmelidir.

Bir çarpıcı ikâz ile bu makaleyi bitirelim: Eğer millet bizi, koalisyon hükûmetlerinin kısıtlı imkânlarına mahkum etmeyip de Millî Görüş çü olarak tek başına iktidara getirmiş olsaydı, 54 üncü hükümetin kaldığı yerden başlayarak çağın Sanayi ve Teknoloji hareketini yakalayıp en öne geçebilecektik.

Yine de fırsat elden gitmemiştir. Halkımız daha da bilinçlenip tecrübe kazanmıştır. Milli Görüşçüler ise yine sahnededir. İnşaallah, Allah izin verirse, yeniden büyük Türkiye yi kuracağız, yeniden başarıların ufkuna yelken açacağız.