Köyün ağası ölmüş. Beceriksiz oğlu, babamın serveti bana bir ömür boyu yeter mantığıyla, işi geliştirmemiş veya Avrupa ya işçi olarak gitmemiş.
Ağanın çobanı, Avrupa ya yazılmış, hemen çıkmış ve Alamanyacı olmuş.
Kazandığı paralarla köye dönmüş ve ağanın oğlunun ömründe hiç görmediği paraları vererek mallarını satın almış ve de ağanın güzel kızıyla evlenmiş, o ağa kapısına bir kilit vurarak eşiyle beraber Alamanya nın yolunu tutmuş
Şehrin eski mülk zenginlerinin bahçelerinin ürettiği para etmeyince, satmaya da yürekleri el vermeyince, yeni zenginlerin harcamalarını "İsraf" olarak değerlendirerek kendilerinin tutumluluklarını fazilet olarak görmeye başlamışlar.
Ülke genelindeki bir kısım zenginlerimizin durumu da köy ağasından farklı değil.
Köy ağası ata binerdi, şehir ağası arabaya binerdi. Son günlerde köy ağaları da arabaya biner olmuştu ama Alamanyacılar onlardan daha iyisine binmeye başlayınca rahatsız oldular.
Hazineden geçinen bir kısım ulusal zenginlerimiz, uluslararası sanayi ve ticarette başarılı olamadılar.
Çünkü başarıları kendi kanat çırpmalarından değildi.
Yeni yetme zenginlerimiz uluslararası başarılara imza atarken eskiler, şaşkın şaşkın bakıp "Bu da nereden çıktı " der gibi oldular ama kendileriyle görüşme cesaretini kendilerinde bulamadılar ve fakat bu zayıflıklarını fodulca kapatma tarafına gittiler.
Hazineden gelen hortumda bir eksilme meydana gelince siyasileri göreve davet ederek hortuma kelepçe takıp küçük kanallar açanları cezalandırma tarafına gittiler.
Yeni zenginleri tasfiye için baskı yapanlar, kendilerinin de tasfiye edilecekleri zamanın geleceğini hiç hesap edemediler.
Özelleştirmeler arttıkça, arpalıklar azaldıkça sertleşmeler de artacak.
Sertleşmeler artacak ama halka kavganın sahasını başka alanlar olarak gösterecekler.
Bir başka sebepten adamı dövmeye karar veren biri, bulunduğu yere göre "Sen Allah a nasıl söversin " diyerek veya "Sen Atatürk e nasıl hakaret edersin" diyerek vurmaya başladığı gibi kavga zeminini değiştirme tarafına gidecekler.
Eskilerden bir baba, oğluna nasihat ederken "Oğlum, siyasinin yanında yürüme. Siyaset ateş gibidir. Yetmiş yıl ateş yakan ateşperest papazı bile ateş yakar. Atın arkasında, kadının önünde yürüme" demiş.
Anlattıklarım yalnız Türkiye ye özel bir durum değil. Kuruluşunun iki yüzüncü yılını kutlayan uluslararası zenginlerin bütün hisselerini bir gecede satın alan yeni yetme zenginler onları şaşırtmaya devam ediyorlar.
Rabbimiz Âl-i İmran suresinin 140 ncı ayetinde "O günleri biz, insanlar arasında dolaştırır dururuz." Buyurmuş.
Mal, mülk ve saltanat, Karun a kalmadığı gibi Sultan Süleyman a bile kalmamış.
Öyle ise biz, çocuklarımızı babasının parasına göre değil, bu dünyanın bütün şartlarında temiz ve özgür kalabilecek bilgiyle, imanla, edeple, cesaretle, vicdanla donanımlı olarak yetiştirmeye çalışalım ki, Allah tan başka hiç kimseden ekmek ve emir alma durumunda kalmasınlar.