Sanılanın aksine, dış borcun GSYH’ya oranı, bir ülkenin gerçek borçluluk riskini göstermekten çok uzaktır. Borç riskini belirleyen çok daha önemli başka faktörler vardır. Türkiye’nin, dünyada borç riski en yüksek ülkelerden birisi olmasının nedenleri şunlardır:
1. Cari açığı olan bir ülkenin, matematiksel olarak, yeni borçlar almadan borçlarını ödeyebilme veya azaltabilme imkanı ve ihtimali yoktur. Çünkü sürekli cari açık veren Türkiye gibi ülkeler, cari açığını kapatmak için, zaten yeni borçlar almak ve borçlarını arttırmaya devam etmek zorundadır.
2. Türkiye’nin borcu, ağırlıklı olarak 1-3 yıl gibi çok kısa vadelidir. Borcun çok kısa vadeli olması, yıllık çevrilmesi gereken borç tutarının çok yüksek seviyede olmasına sebep olmaktadır. 402 milyar dolar döviz borcu olan Türkiye’nin, bir yıl içinde vadesi gelen anapara ve faizlerinin tutarı 180 milyar dolar dolayındadır. Türkiye, bu 180 milyar doları döndürebilmek için sürekli şekilde borç arayışı içerisindedir.
3. Türkiye, batılı ülkelerin 10 katı daha yüksek faiz oranlarıyla borçlanabilmektedir. Bu ağır faiz oranı, borcun; karda yuvarlanan kartopu gibi sürekli olarak büyümesine sebep olmaktadır.
4. ABD, Almanya, Japonya gibi ülkeler aldıkları borçla, sanayi ve teknoloji yatırımları yapmışlardır. Bu ülkeler yaptıkları doğru yatırımlar neticesinde; borçlarını kolaylıkla ödeyebilecek gelire sahiptirler artık. Aldığı borçları ithalat ve inşaat sektörü finansmanı için heba eden Türkiye’nin ise, maalesef dış borçlarını ödeyecek döviz gelirini üretme kapasitesi yoktur.
5. Batılı ülkeler, zaten kendi ülkelerindeki bankalardan borç almaktadırlar. Bu bankaların, kendi ülkelerini, kendi yaşadıkları gemiyi batırabilmeleri veya öldürücü bir baskı altına alabilmeleri elbette mümkün değildir. Ama Türkiye, borç aldığı bu yabancı bankalara karşı bir yaptırım gücüne sahip değildir.
6. Batı’nın borç tuzağına düşen muhafazakar ve dindar Yunanistan bile o kadar bunaldı ki, en sonunda kendisine ateist ve komünist bir başbakan seçti. Borç denen bu zillet, ülkelerin bile kimyasını bozabiliyor. Global güçler, Yunanistan gibi ülkeler zora düştüğünde, her türlü yardımı yapmaktadırlar. Aynı kültür ve ailenin bir parçasıdırlar. Türkiye ise aileden değildir, aksine Osmanlı’nın torunu ve potansiyel bir tehlikedir. Batılı bir ülke için sorun olamayacak bir borçluluk oranı, Türkiye için büyük siyasi riskler de oluşturmaktadır.
7. Türkiye, kendi para birimiyle değil ağırlıklı olarak dolar veya avro cinsinden borç almakta ve ödeme yapmaktadır. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın yeterli döviz rezervlerine sahip olması gerekmektedir. 402 milyar dolarlık borca karşılık Merkez Bankası’nın rezervleri 123 milyar dolardır. Maalesef, Türkiye’nin elindeki döviz tutarı, borçlarını karşılayamaz durumdadır.
8. Türkiye’nin borçlanma seviyesi, 51.8 milyar dolarlık özelleştirme gelirine rağmen rekor seviyelere yükselmiştir. Satacak bir şey kalmadığında, dış borç krizi işte o zaman patlayacaktır.
Yunanistan’ın bugün iflasın eşiğinde olmasının nedeni, yeni borç almadan, vadesi gelen borçlarını ödeyemiyor olmasıdır. Peki, Türkiye, yeni borç almadan, vadesi gelen borçlarını ödeyebilir mi Hayır, ödeyemez. Peki neden Yunanistan krizde ama Türkiye değil Bu sorunun cevabı gayet açık; küresel ekonomik sistem, Türkiye ekonomisini daha fazla borçlandırmak istiyor, daha fazla faiz geliri istiyor, Türkiye’nin daha fazla ithalat yapmasını istiyor, Türkiye’yi kendine daha fazla bağımlı hale getirmek istiyor. Bu yüzden, Türkiye’yi hayatta tutacak kadar yeni borçlar sağlamaya da devam ediyorlar. Elbette, düğmeye basmak için, Türkiye’nin de bir gün sırası gelecek. İşte o gün her şey için çok geç olacak.