Yol yapıldı!

-Yola ne lazım Araba! Kim yapıyor arabayı

-Arabayı almak için kim veriyor krediyi Krediyi veren bankalar kimin bankası 50. Banka da geldi ülkemize nasılsa. Türkiye’deki Finansbank’ı satın alan National Bank of Greece’in (NBG) en büyük hissedarlarından birinin Yunan Ortodoks Kilisesinin Banka yönetim kurulundaki iki temsilcisi Yanına Metropoliti Theoklitos, diğeri de Kilisenin mali işler sorumlusu Kostas Pilarinos iken ve bunlar yani Theoklitos ile Poilarinos, NBG tarafından yarıya yakın (yüzde 46) hissesi 2,8 milyar dolara satın alınan Finansbank’ın da yönetimine girmişler ve Türkiye de ticaretlerini yapılıyorken, HSBC, BNP, CİTİBANK, INGBANK, BANK OF CHINA gibi 48 yabancı bankanın çoğunun kim veya kimlerin sermayesi olduğu belli iken ve bu bankaların tamamı mevduatın %95’ine, kredilerin %94’üne, aktif büyüklüğün %95,4’üne sahipken ve halkımızın para piyasasının %95’ine hâkim olan bu bankalara 350 milyar dolar borçlu iken (Dikkat edin dolar diyorum) Yeni Türkiye’de farklı olacak olan ne olabilir Bu bankalar gerisi geri mi gider (!) Faiz mi kalkar Ne olur Daha iyi kazanır ve borcumuzu mu öderiz Yoksa borçlu yaşamaya devam eder borçlu mu ölürüz

-Hastanelerde hizmet arttı! Görmüyor musun

-Gördüğüm bütün hizmetlerin taşeronlara verildiği ve bu taşeronlar kimin eşi dostu İşçilerin hakları veriliyor mu Hem maaşlardan SSK primi kesiliyor, hem de sizden muayene ücreti alınmaktadır. Sağlığa iki kere para ödüyorsunuz.

-Özel hastanelerde muayene oluyorsunuz!

-Özel hastaneler SSK ile anlaşma yapmasalardı, kapanır giderlerdi. Bu insanların özel hastanelerde muayene -olması mümkün mü Değil! Bu hastane lobisinin başarısı, hükümetin değil! İnternetten kaç gün sonrasına randevu alıyorsunuz. Artık hastanede değil, evde bekliyorsunuz. Farkında mısınız

12 yılın özü şudur. Ülke ihracatla ve inşaatla kalkınmaktadır. Üretimle değil. Türkiye; İkinci çeyrekte ancak yüzde 2,1 büyüdü. Büyümenin lokomotifi ise ihracat! Sanayi ile neden büyümüyoruz Neden özel sektörün fabrika yatırımlarında düşüş var Hükümetin yanlış politikalarıyla işveren işçiyle uğraşmaktansa, inşaat yaparak kolay yoldan kazanmayı tercih etmiştir. AKP hükümetinin Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 5. İstanbul Finans Zirvesi’nde gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı. Babacan, inşaat sektörüne yönelik sözlerini anımsatarak, şunları kaydetti:

“İnşaat sektörü de desteklediğimiz çok önemli bir sektörümüzdür. Gelişmiş ülkelerde dahi milli gelirin yüzde 8’i inşaat sektöründen gelir ama bir inşaat sektörünün kendi kuralları içerisinde düzenleme ve denetlemelerle çalışması, bir de kısa vadeli küçük kalem oynatmalarla oluşan ölçüsüz rantlar var.”

Ekonomi bakanı Ali Babacan’ın bahsettiği;”ölçüsüz rantlar” sözüyle neyi kast ediyor

1- Birilerinin zengin olduğunu mu

2- Birileri için bir gecede yasanın çıkartılmasını mı

Ben çözemedim. İstanbul rant şehrine döndü. Bütün Türkiye nerede ise İstanbul’da yaşar oldu. Rant büyük olunca bütün yatırımlar buraya yapıldı. O kadar acımasızca rant paylaşımı oldu ki, deprem toplanma alanlarında bugün AVM olduğunu görebilirsiniz. Her yer AVM doldu. Bu AVM’lerin bazıları iş yapamadığı halde hâlâ AVM yapılmasına izin verilmektedir. Gece kondular yıkılmakta, yerine apartmanlar yapılmaktadır. Ama ne hikmetse yer altına yatırım yapılmamaktadır. Kanalizasyon sistemi ve su şebekesi yenilenmemektedir. Müteahhitlerden alınan yüzde yirmi beş otopark parası var. Bunu belediyenin alma sebebi, “sen otopark yapma, ben bölge otoparkı yapacağım. Yaptığım zaman, daireyi satın alan kişiden de geri kalan yüzde 75’i alacağım.” Kardeşim neden tamamını almıyor ve otoparkı yapmıyorsun. Ya da neden müteahhide apartman altında otopark yapılmasını istemiyorsun Yeni Türkiye’de apartman altlarında otopark mı olacak Yeni Türkiye’de; savaşlarda ve doğal afetlerde kullanılacak yollarda araçlar park mı yapmayacak Allah aşkına ne zaman bu ranttan vazgeçecek, gerçek anlamda hizmet edeceksiniz Bırakın kendi zengininizi oluşturmayı, biraz da bu millete çalışın. Yeterince İstanbul’da bizi bu trafiğe hapsettiniz. İnsanların göç etmesini durdurunuz ve İnsanların kendi memleketlerine dönmesini sağlayacak tersine göç projeleri yapınız.

Milli Görüş’ü neden böldüler sanıyorsunuz Milli değerlere sahip çıkan, milli sanayi diyen, onun için atılımda bulunan ve onu hayata geçireceğinden korktukları içindir Türkiye pazar olmaktan çıkacak bir Türkiye olmasın diye. Oysa bu halk inadına Milli Görüş demeliydi. O gün onu deseydi, bugün adil ve adaletin tesis edildiği, refahın yüksek olduğu bir Türkiye olacaktı. Ben lafa değil, icraata bakarım. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Biliyorum birçok AKP’li arkadaşlar bu yazıma sosyal medyada hakaret edecek, bende savcılığa vereceğim. Hukuk bana da onlara da lazım!