Bismillâhirrahmanirrahîm!
TÜRKİYE, Suriye ve bölgemizde yaşananları dünü ve bugünüyle birlikte, fotoğrafın bütünüyle görmeye çalışırsanız; “toprak bütünlüğü”müzün “federasyon” tuzağıyla parçalanmak istendiğini fark edersiniz! Küresel sömürgecilerin ciddi bir savaş hazırlığı içinde olduğu o kadar açık ki! Horoz dövüşünü bırakarak derlenip toparlanma; “birbirimizle kenetlenme” günüdür. Filistin, Suriye, Lübnan, Yemen gibi yerlere yapılan küresel saldırıların asıl hedefinin Türkiye olduğu iyi bilinmelidir.
Son haftalarda, özellikle terör odaklarının Suriye’de “federal devlet”ten söz etmeleri ve bunun Türkiye’de teröre yakın çevrelerde de yankılanması, sinsi hesapları ortaya çıkardı. Bu söylemler Türkiye ve Suriye’nin “toprak bütünlüğü”nün tehdit altında olduğunun işaretidir.
“İkiz Yasalar” konusu çok tartışıldı. 15 Ağustos 2000’de New York’ta, Türkiye hükûmeti BM “İkiz Sözleşmeleri”ni kabul etti. Sözleşmenin imzalanması sürecinde, dönemin Başbakan Yardımcısı, MHP lideri Bahçeli büyük çaba harcadı. Ecevit-Bahçeli-Yılmaz Hükûmeti’nce imzalanan sözleşme 3 yıl bekletildi. 2003’te AKP Hükûmeti tarafından TBMM’ye getirildi. AKP ve CHP’nin oylarıyla “İkiz Yasalar” ismiyle yasalaştı.
Bu yasa, kendilerini “halk” olarak tanımlayan unsurlara, kendi geleceklerini belirleme hakkı veriyordu. Nitekim, yasanın çıkmasından hemen sonra bunun yankısı siyasi hayatımızda görülmeye başladı. HDP Milletvekili Ahmet Türk, yasadan doğan hakları konusunda şu açıklamayı yaptı: “Demokratik özerklik dünyanın her yerinde merkezi hükûmetle uzlaşarak yürütülür. Devlet Kürtlerin taleplerini görmezden gelirse, kendimizi yönetme mücadelesi veririz.”
TERÖRLE OYUN OLMAZ
EMPERYALİST güçler, terörü kullanarak Suriye’yi 4’e parçalamak istiyorlar. Kesinlikle bilinsin ki, Suriye’nin “toprak bütünlüğü”nü öncelemeyen her çözüm küresel tuzaktır. Hükûmet’in başı, “Suriye’de federatif yapı ham hayal” dese de; sırası gelince aynı yöntem, federasyon bahanesine sığınılarak -Allah korusun-, Türkiye’yi parçalamak için de kullanılacaktır. Yöneticisi ve halkıyla şimdiden “çok uyanık” olmak zorundayız.
Hani, İkiz Yasalar çıkınca Ahmet Türk bir açıklama yapmıştı ya! Resmî olarak Öcalan’la görüşmelerin geldiği son noktada; DEM Parti, “Öcalan’ın toplumla; toplumun Öcalan’la buluşmasını sağlayacak adımlar atılmalıdır” gibi yeni taleplerde bulunmaya başladı. DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, 30 Nisan 2025 günü Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nda yukarıdaki söylemini şöyle açtı:
“Türkiye, sadece Türklerin değil; Türkiye’de yaşayan başta Kürtler olmak üzere bütün halkların ve inançlarındır. Kendi evimizde çözüm arıyorum. İlk kez böyle bir süreç toplumdan bu kadar büyük rıza alıyor. En son yapılan anketlerde yüzde 60 civarında halk bu süreci destekliyor.”
Sayın Bahçeli’nin ilk defa 22 Ekim 2024’te MHP’nin TBMM Grup Toplantısı’nda seslendirdiği, “Terörsüz Türkiye” ve “Öcalan’a Umut Hakkı” teklifinin hangi noktaya evrildiğini görüyor musunuz? Bahçeli, bir zamanlar Öcalan’ın asılması için “ip” göndermişti. “Öcalan teklifi”ne tepki gösteren İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grubu’nda Bahçeli’ye seslenmişti: “Al şimdi bu ipi, başının ucuna as!” (23 Ekim 2024)
ÇÖZÜM YERİ TBMM
BİR zamanlar terörist başına “sayın” diye hitap eden kişiye siyasi “linç” uygulanırken; bugün işin hangi noktaya geldiğini görüyor musunuz? Temiz insanlara “iftira” atarak çıkar sağlamaya çalışanları Allah’ın ne duruma getirdiğini gördük. Ne diyordu AKP Genel Başkanı: “Kimler kimlerle birlikte, yan yana geliyor. Kadere bak! Aaah! Aaahhh! Neredeeen nereye? Hep bunlar imtihan! Ne oldum deme; ne olacağım de!”
Tutarsız siyasiler, nasıl oluyor da, toplumumuzda hâlâ yer edinebiliyorlar? Önceden söyledikleri; “Terörle masaya oturulmaz; anlaşma yapılmaz” diyenlerin ibretlik görüntülerini hayretle izliyoruz. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu bu tiplere “fırıldak” derdi.
56 yıldır tutarlı bir duruş ortaya koyan Millî Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’ni tebrik ediyorum. Genel Başkan Mahmut Arıkan, Kocaeli’nde yaptığı konuşmada; “Çözüm sürecinde her şey var, milletin kendisi yok. Terörün kökünü kurutmak için elimizi değil; gövdemizi taşın altına koyarız” diyerek Hükûmet’i şöyle uyardı:
“Şeffaf olacaksınız! Samimi olacaksınız! Kapalı kapılar ardında iş çevirmeyeceksiniz! En önemlisi de şehitlerimizin ruhunu incitmeyeceksiniz! Bu arkadaşlar milletin sorununu, Milletin Meclisi’nden kaçırarak çözmek peşindeler. Türkiye’nin meseleleri Roma’da, Oslo’da, Londra’da, Washington’da değil; Ankara’da çözülür. Çözümün merkezi Lordlar Kamarası değil; TBMM’dir, Gazi Meclis’tir.” (27 Nisan 2025)
Ey Hükûmet yetkilileri! Milletten, milletin seçtiklerinden korkmayın! ABD’ye koşup gittiğiniz kadar bu milletin temsilcileri olan siyasi partilerle de bir araya gelmeyi öğrenin!