Aklımızı kullanalım ve cereyan etmekte olan olayları iyi kavrayalım…

IŞİD olayı, IŞİD hareketi bir “halk hareketi” değildir. Peki, nedir

Vaktiyle bizim olan topraklarda yine bizim yanlışlarımızdan ve yetersizliğimizden doğan boşluktan yararlanan değişik güçlerin at oynatmasıdır. IŞİD’in sebebiyet verdiği çatışma danışıklı dövüştür. Gaye halkı birbirine düşürmek, Türkiye’yi de kavgaya/savaşa çekip birlikte yok etme faaliyetidir... Asıl mücadele bütün dünyayı sömürerek yönetmek isteyen büyük güçler arasındadır. Aklımızı kullanıp ona göre siyaset ve strateji takip edilmelidir... Asıl mücadele sermaye ile devletler arasındadır. Sömürü sermayesi üçüncü dünya savaşını çıkarma sevdasındadır. Devletler böyle olduğunu idrak ederlerse galip geleceklerdir.

Bizim sadece IŞİD değil, bir de PKK meselemiz var. PKK’yı kuranlar ve kurduranlar, Türkiye’yi yıkmak ama Kürtleri de devlet yapmak istemiyorlardı. Dindar Kürtler ile değil de “ateist Kürtler” ile işbirliği yapmak istediler. Bu sebeple işçi sınıfını tuttuklarını iddia ettiler. Yoksa şimdiye kadar çoktan ayırabilirlerdi. Kürtler, Türklerle birlikte İslâmiyet’i ilk kabul eden bir topluluktur. İslamiyet’e bağlılıkları devam etmektedir. Tutucu da değildirler. Bundan dolayı PKK’nın onlara gerçek anlamda hükmetmesi mümkün değildir. BDP ve/ya HDP de bu gerçekleri artık görmeye başlamıştır... Bugünkü “çözüm süreci” böyle başlamıştır...

Avrupa Birliği, stratejik önemi olduğu için Türkiye’yi AB içine almak istiyor… Almanya ve Fransa ise güçlü Türkiye’nin kendi durumlarını sarsacağına inandıkları için Türkiye’yi AB içine almak istemiyorlar. Bundan dolayı Kürtleri Türklerden ayırıp Türkiye’yi küçültme politikasını gütmüşler, bunun için PKK’yı desteklemişlerdir... ABD de bölgedeki petrol kaynaklarına sahip olmak için Kürtleri ayırmak istemiştir... Ayrıca Ortadoğu’da BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) yani İsrail Birleşik Devletleri’ni kurmak için Irak’ı ve Türkiye’yi parçalayıp küçük devlet yapmak istemişlerdir... Rusya, Anadolu’ya sokulabilmek için PKK’ya karşı olmamıştır... Kürtlerin sadakati sayesinde bu emellerine ulaşamadılar... Bu meselede Millî Görüş’ün büyük etkisi olmuştur...

SONUÇ olarak Türkiye büyük güç olma yani “YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE” olma yolunda adımlar atarken, dünyadaki büyük güçlerin bize karşı olması normaldir. Türkiye sadece “büyük” olmayacak, aynı zamanda “uygarlaşmada öncü” olacaktır. Tarihte her bin yılda bir yeni bir uygarlık kurulmuştur. İki uygarlık daima yarış içinde olmuştur. “Mezopotamya-Mısır”, “İbrani-Yunan”, “Hıristiyanlık-Roma”, “İslâm-Avrupa” uygarlıkta eş zamanda yaşamışlardır. Hakka dayalı uygarlıkların ardından, kuvvete dayalı Batı uygarlıkları beş yüz yıl sonra ortaya çıkmışlardır. Bütün uygarlıklar iki uygarlığın sentezinden doğar; bu sentezi de önceden hazırlık yapan topluluklar yaparlar... Bugün insanlık III. binyıl uygarlığının kurulması merhalesine gelmiş bulunmaktadır. Bu uygarlığı sentezleyecek dünyada tek ülke vardır; o da Türkiye’dir. Neden ve nasıl a) Türkiye 300 yıldır Avrupalılaşmaya çalışmaktadır. Yazı inkılâbı da dâhil olmak üzere, ıslahat ve inkılâpları ile Türkiye Batı’yı öğrenmiştir. İslâmiyet’te de hâlâ en ileri ülkelerden biri Türkiye’dir. Bundan dolayı bu sentezi ancak Türkiye yapabilir. b) Bediüzzaman ile başlayan İslâmiyet’i yeniden anlama faaliyeti gelişmiş ve dünyaya ulaşmıştır. Risale-i Nur Külliyatı denen bu faaliyetin merkezi de Türkiye’dir. c) Necmettin Erbakan’la başlayan “MİLLÎ GÖRÜŞ HAREKETİ VE ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARI” da tüm dünyaya duyurulmuş bulunmaktadır. Bu hareket Sovyetlerin yıkılmasına ve ABD’de bir zenci Müslüman’ın başkan olmasına sebep olmuştur. Bu hareketin gömlek çıkaranları bile Türkiye’de anayasa ekseriyeti ile iktidar olmuşlardır. d) 1967’de kurulmuş olan Akevler Kredi ve Yardımlaşma Kooperatifi, yarım asırdan beri uygulamalı araştırmaları ile yeni uygarlığın sentezi projesini yürütmektedir. Akevler İstanbul Kooperatifleri çalışmaları arasında “ADİL DÜZEN’E GÖRE İNSANLIK ANAYASASI” hazırlanmış bulunmaktadır. Geçici Anayasa çalışması da kitap olarak yayımlanmıştır.

TÜRKİYE dünyaya parası veya silahıyla değil, “ADİL DÜZEN” ile etkin devlet olacaktır. İktidarı ve muhalefeti ile Türkiye “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nı ele almalı ve önce Türkiye bu anayasayı uygulamalıdır. Ondan sonra dünya kendiliğinden Türkiye’yi örnek alacaktır. Türkiye’nin bu sayede ilk çözeceği sorun da PKK sorunu olacaktır.