Merhum Erbakan Hoca’mız “Toprak ayağımızın altından kayıyor” demişti. Bugünkü gelinen noktaya bakıldığında ne kadar doğru olduğu açıkça gözler önüne seriliyor.
Ev sahibi kiracı davaları artık mahkemelere sığmamış ve arabuluculara taşmıştır. Neden bu noktaya gelindiğine bakıldığında mülteci akını, göçmenlerin hızla artışı ve en önemlisi de 400.000 dolar karşılığında ev arsa alan yabancılara promosyon olarak Türk vatandaşlığı verilmesidir. Biz bunları ortaya koyarken yabancı düşmanı ve yabancı karşıtı olmadığımızı da özellikle belirtmek isteriz. Lakin durum öyle bir hale geldi ki yine merhum Erbakan Hoca’mızın şu sözünü hatırlamak mecburiyeti hasıl oldu. “Bunlar bizim evlatlarımız, bunları seviyorum ama vatanımı daha çok seviyorum.” Hakiki manada vatanını sevenlerin bir kaç bin dolar için yabancılara arsa ve konut satışı yapanları sevmesi düşünülemez. Nitekim bunun sonucunda kendi vatandaşımız kiralayacak ev bulamaz hale geldi. Bu yüzden astronomik kira artışları ve ev sahibi-kiracı sorunları ayyuka çıktı. Bunu önlemek için de kira artışları %25 ile sınırlandırılmasına rağmen bunun uygulaması asla mümkün olmadı. Bugünkü ekonominin durumuna bakıldığında da bunlar leblebici dükkânı dahi işletemezler diyen Erbakan Hoca’nın ne kadar isabetli tespitler yaptığına tanık oluyoruz.
Adaletin terazisi yirmi yıldır bir türlü düzelemedi. Bağ-Kur emeklileri, işçi emeklileri, memur emeklileri, asgari ücretliler, memurlar ve işçilere verilen zamlar öyle bir karmaşa haline geldi ki kendilerinin deyimiyle at izi it izine karıştı. Adaletin terazisi bir kez daha şaştı. Bununla alakalı bir örnek verecek olursak. Bir Bağ-Kur emeklisi, “Ben 20 yıl pirim ödedim, bir başkası ise 10 yıl pirim ödedi, ikimiz de aynı maaşı alıyoruz. Bu hak mı? Adalet mi?” diyor. Bu dengesizlik, haksızlık diğer emeklilerde hatta çalışanlar arasında da var. Bu durum çalışma barışını da tehdit eder hale gelmiştir. Bunun düzeltilmesi de iktidara düşer. İktidar bir an evvel at izi ile it izini birbirinden ayırması gerekiyor.
Sayın Cumhurbaşkanımızın dünya gündemi ile ilgili yaptığı konuşmasında Rusya- Ukrayna Savaşı’na, Fransa’daki olaylara ve İsveç’te Kutsal Kitabımıza yapılan küstahlığa doğru ve yerinde açıklamalarda bulundu. Lakin özellikle terörist İsrail’in, Filistin’de Batı Şeria’ya ve Gazze’ye yönelik saldırılarından bahsetmemesi akıllarda soru işareti bıraktı. Bu sorunun cevabını ve yukarıda bahsettiğimiz sorunların çözümünü en yakın zamanda görmek umuduyla.