BİR zamanlar engelliler konusunda toplumun bilinçsiz olduğunu ve engelliye nasıl davranacağını bilmediğini söylüyordum. Bu konuda gerek Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerine, gerekse üniversitelerin yetkililerine, bulunduğumuz her ortamda toplumun engelliler konusunda bilinçlenmesi için okullarda ders olarak okutulması ve çocuk yaşta engelliyi tanıması ve ona göre davranması gerektiğini dile getiriyordum.

Bu düşüncem yaşadığımız sıkıntılardan ve karşılaştığımız olaylardan kaynaklanıyordu. Biz engelliler bir araya geldiğimizde konuşmalarımızın büyük bir bölümü bu konuyla alakalı oluyor ve o gün başımızdan geçenleri üzüntü ile birbirimize anlatıyorduk. Maalesef bu durum devam etmekte, toplumda düzelme emaresi görülmemektedir. Bu konuyla alakalı örnek vermek istersek; toplu taşıma araçlarında birinin diğerlerine, “şu sakata bir yer verin.” diye yüksek sesle bağırması ve insanların duyarsızlığı karşısında bunu tekrar etmesi bir engelli için hangi ruh hali içine düştüğünü varın siz düşünün.

Diğer bir taraftan başka bir örnekte ise, vatandaş, engelli bindiğinde, “şu engelsiz arkadaşa yer verir misiniz ” diye aynı üslupla bir insanlık görevi yapmaya çalıştığını zannediyor. Yine birisi bir engelliye yardım ederken parmaklarının ucu ile tutuyor, sanki mikrop varmış gibi. Diğer biri ise kolundan sımsıkı tutuyor, sanki uçurumdan düşecekmiş gibi.

Ayrıca cami cemaatimizin de engellileri yeterince tanımadığı şu örnekte bariz bir şekilde ortaya çıkıyor; bir görme engelliye camide namaz kılacağı zaman, “nasıl kılacaksın, oturarak mı, ayakta mı ” diye sormaları toplumun genelinin engelliler hususunda hiçbir şey bilmediğini ortaya koyuyor. Hâlbuki gerek ülkemizde ve gerek de dünyada nüfusun yüzde on beşinin engelli olduğunu dünya sağlık örgütü söylüyor. Nasıl oluyor da bu kadar engelli varken toplum bu konuda cahil ve bilinçsiz!.. Bana kalırsa bugüne kadar engellilerle alakalı devletin etkili bir sosyal politikası olmamış, engellilerin problemleriyle sadece engellilerin yakınları ilgilenmiştir.

Çocuklara hayvan sevgisini öğrettiği kadar engelliye saygı ve davranışın ne olması gerektiğini öğretmemiştir. Tabi ki hayvan sevgisi de çocuklara öğretilmelidir. Ancak engelliler de unutulmamalı, bu hususta gereken hassasiyet gösterilmelidir. Hangi açıdan bakarsak bakalım, konu yine toplumun eğitim, kültür ve aile yapısı ile alakalıdır. Bir toplum sağlam bir aile yapısı, milli ve manevi değerlerine bağlı bir eğitim, kul hakkını önemseyen zihniyet sahibi olmalıdır. Bu değerleri kazanmak için de bu zihniyette bir iktidar olması gerekir. İnşallah bu da 1 Kasım seçimleriyle birlikte Saadet’in iktidarıyla olacaktır.