Hercümerç bir sahne. Oyuncular daima karanlığa kilitleniyor. Sürekli olarak aradıkları şey en yakınlarında, boğazlarına yakın bir yerde, şahdamardan içeride. Fakat onlar bakışlarını sapladıkları karanlığın söndürme gücüne yeniliyor.
İleride ne var görmek arzusu kalmıyor onlarda. Hercümerç. Var olan tek gerçek bu gibi herkes birden konuşarak ne olduğunu anlamaya çalışmadan sade bir kargaşaya kurban gidiyor. Günün vazifeleri yüklenen sorumluluk alınması gereken verim. Tükenen insanların beklenemeyecek olumsuz sonuçlarını doğuruyor.
Halbuki şurada tam boğazın arkasında içeride bir yerde atıp duran şahdamar uyarmak istiyor onu. “Hayat bu kadar ve akmakta. Onu aramaya devam etmelisin.” An geçmiyor ki yeni bir karanlık yeni bir bulanıklık gelip sahneyi çamur etmesin. Gönül aynası desem, gönül aynasını bilir misin?
Hercümerç hakikati gizlemek için en başarılı yoldur. Propaganda yapmak isteyenlerin ilk başvurduğu şey bu olur. Dünyanın her yanına yayılmayı amaçlarlar. Ve insanlar neye hizmet ettiklerini fark edemeden bu kargaşaya müdahil olurlarken esasında dev bir propagandanın yardımcı oyuncuları olmuşlardır bile.
Köşeleri her yanı saran kapatan hamaset bu amaca hizmet etmekten fazlasını sağlamaz. O halde bir tavsiye yazalım.
Mehtap Kayaoğlu’nun 25. Baskısını yapan Öfke Kontrolü kitabından bahsedelim size. Toplumca kargaşanın içine sürüklenirken kendimizi önceki zamanlara göre daha hiddetli buluyorsak, en basit şeylere (bir sosyal medya platformunda tanımadıklarımızla tartışmalara) öfkeleniyor kendimizi kaybediyorsak, başkalarının hayatının “başkalarına ait hayatlar” olduğunu kavrayamıyor ve herkesi anlamsız bir biçimde tektipleştirme konusunda gayrete giriyorsak, değiştirme planları yapıp bunu başaracağımızı sanıyorsak, yakıp yıkmaktan başka bir şey yaptığımız yoksa bir nefes alıp bu kitabı okumaya başlamamız gerekiyor demektir.
Farkında değiliz, kitabı okuyana kadar ben de farkında değildim, toplumca öfke hastalığına tutulmuş durumdayız. Onu nasıl normal halinde tutacağımızı bilemiyoruz belki. Yoksa farklı düşüncelere saygı duymayı nasıl kaybedebilir insan?
Sen kendi değerlerinle varsın fakat bir diğeri de kendi değerleri ile var. Bu durumda seni ilgilendiren hiçbir hal yok iken senin ona öfke duyman ne kadar normal olabilir ki?
Sağlıklı bir ruh dünyası olmazsa toplumca delirmemiz mümkün. İnsanlarla iletişim kurarken daha rahat olmamızı sağlayacak bir mesele bu öfke kontrolü.
Mehtap Kayaoğlu kitapta hem örnek vakalar üzerinden öfkeyi çözümleme yöntemleri sunmuş hem de fiziksel yöntemler ile öfkenin sebep olduğu halleri giderme yollarını.
İdeolojilerin tanrı haline getirildiği kişilerin ruh dengelerini korumakta zorlandığı bu dönemde işe bu kitabı okumakla başlayabiliriz. Böylece yersiz kavgaların tartışmaların içine girmekten kurtulabiliriz. Gençlik de ruh dünyasını dengede tutabilir.
Denge için öfke kontrolünü öğrenmeli.
Ne diyorum? Necip Fazıl’ı da oku Nazım Hikmet’i de. Senin fikir dünyan zaten yerinde.