Dünyanın öbür ucundan bölgemize gelerek buralarda üsler kurmak, bununla da yetinmeyerek üs kurdukları ülkeleri kontrol altına aldıktan sonra söz konusu ülkelerde sükûnetin değil karmaşanın hâkim olmasını sağlamak için mahalli terör örgütleri oluşturup meydana salanların başında ABD’nin geldiğini sanıyorum bilmeyen kalmamıştır. Buna isterseniz kürsel eşkıyalık da diyebilirsiniz. Çünkü şöyle durup kendi kendimize dünyanın öbür ucundan bölgemize gelmekle kalmayıp ülkeleri ya doğrudan ya da dolaylı bir şekilde kontrol altına almanın makul bir izahı olabilir mi? Olsa olsa bunun tek bir izahı olabilir o da gücü elinde bulunduran ülkelerin dünyaya meydan okumasından ibarettir. Irak’ın işgalinin Irak halkının özgürleştirilmesi ile izahı yeterli olabilir mi? Ülkeler özgürlüklerini bir başka ülkenin lütfu sonucunda elde ederlerse, söz konusu halk doğrudan kendilerini özgürleştirenlerin işgaline uğramışsa buna özgürleşmek demenin mantıki bir izahı olabilir mi?

Aslında bu çağdaş kandırmacaya biraz düşünen kimsenin inanması söz konusu değil. Ancak, küresel haydutlar tüm işgal ve kontrol altına alışlarını öyle bir kılıfa sokarak sunuyorlar ve öyle bir algı oluşturuyorlar ki, bir de iç destekler de bulunca işgal özgürleştirme olarak sunulabiliyor. Elbette bu tür izah ve söylemlere tüm insanlığın inandığını söylemek doğru olmaz. Ancak, taraftar buldukları da bir gerçek. Böyle olunca sömürgeciler dünyanın hemen her köşesinde bir takım maddi ya da makamlar uğruna sömürgeciye destek verebiliyorlar. Sadece destek vermekle kalmayan işgalcilerin işgalini özgürlük ve bağımsızlık olarak sunabiliyorlar.

Olaya sadece bölgemiz üzerinden bakacak olursak her gün medyaya yanıysan haberlerden açıkça görülüyor ki, gücü elinde bulunduran her konuda haklı ilan edilebiliyor. Irak’ı işgal eden ABD bunu Irak halkını özgürleştirmek için yaptığını söylediğinde ciddi olarak dünya üzerinde bir tepki oluşmadı. Olay bununla da bitmedi Büyük Ortadoğu Projesi adı altında bir proje hayata geçirilmek için harekete geçildi. Bunun hedefini de açıkladılar. Buna göre bölgemiz ülkeleri küçük parçalara ayrılarak güçsüz hale getirileceklerdi. Bölünemeyenler de bir çatışma ortamına itilince bölge ülkelerinin insanları yıllardan beri birbirlerini yiyorlar ve bunu da özgürleşme adına yaptıklarını sanıyorlar.

Bu söylediklerimize örnek son günlerde medyaya yansıyan haberlerden birkaçını sunmak istiyorum. ABD ve koalisyon ortakları teröristleri önce eğitiyor ardından da ortak askeri tatbikat yapıyorlar. Hemen belirteyim ki bu haberler kulislerde konuşuluyor değil, medyaya belli kanallardan servis ediliyor. Yani küresel eşkıyalar ne yaptıklarını gizlemeye gerek duymuyorlar. Bu arada yine birkaç gün önce medyada “PKK ve KYB’ye ABD’den eğitim” başlığı altında yer alan haberde, “ABD ordusu, Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü PKK/YPG ile Talabani’ye bağlı KYB unsurlarına ortak silah eğitimi verdi” deniyordu.

Bu arada ABD sadece teröristleri eğitmekle de kalmıyor terör örgütü ihtiyaç duyduğunda helikopterlerle terörist taşıma işini de üstleniyor. Bu bilgiyi de yakalanmış bir terörist veriyor. Yani işin içindekilerin yaydığı bir bilgi.

Ayrıca ABD, Türkiye’ye uyguladığı ambargo sebebiyle ülkemize verilmeyen F-16’lardan Ukrayna’ya gönderme kararı alıyor. Güya ABD ile Türkiye NATO’da birlikteler. Bir bakıma dünya üzerinde ortaya çıkacak bir savaşı önlemek için ortak hareket ediyorlar. Kısacası işin görüneni ile uygulaması farklılık arz ediyor. Çünkü uluslararası örgütlerin kuruluşları sırasında küresel eşkıyalar örgütlerin yapısını kendileri çıkarlarına göre oluşturmuşlar.

Bu arada eksik kalmasın diye ABD ve Esed’in PKK’yı kolladığı haberini de aktarmakta yarar var. Kısacası, yıllardan beri bölgemizde terör örgütleri faaliyetlerini sürdürüyor ve varlıklarını koruyorlarsa da bunun ana sebebinin başında da ABD ve yandaşlarının terör örgütlerini himayelerine almış olmaları geliyor. Sonuç olarak bölgemizin ve dünyanın çatışmalardan kurtulabilmesi için öncelikli olarak küresel eşkıyaların gücünün kırılması gerekiyor.