Bir şehirde bir mahallede bir evde oturan insanların yüzde doksanının cüzdanında kredi kartı varsa o şehirde bankaların olması kaçınılmazdır, hatta banka bir gereklilik. Birilerinin torpiliyle bir yere yerleşmiş olanlara göre torpil lazım. Yaptığı işle değil de yöneticilere yaptığı yalakalıkla yüksek maaş alanlara göre yalakalık gayet normal bir durum. Adaletle hükmetmeyen adaletsizliği sorun olarak görmez. Bir yerde adalet yoksa o yerin diğer yerlerinde de adalet olmaması şaşırtıcı değil. Dikkatinizi çekti değil mi; farklı yerlerden aynı cepheyi işaret eden can yakıcı durumlar gözler önüne getirildi; peki nereye varılacak?

Eğer bir ülkede temeller değişmiyorsa o ülkede herhangi bir değişimin olduğu söylenemez, iddia edilemez. Değişimin olduğu söyleniyorsa bu politik söylemdir yani basit seçim vaatleridir. Bir de değişimin hangi yönde olduğu temel sorusu vardır; bu soruya olumlu cevap vermek için değişimin iyi yönde olması lazım. Evet, bir ülkede değişim var ama kötü bir değişimse bu değişim olmaz. Gelgelelim değişimin temelden olması şart. Temeller değişmiyorsa değişim olduğu iddia edilemez. Gündelik değişimlerin olması temellerin değiştiği anlamına gelmez. O zaman sorumuzu soralım; Türkiye’de değişim oldu mu?

Türkiye’de değişim oldu mu sorusuna oldu ya da olmadı diye kestirmeden cevap vermeden değişim oldu mu olmadı mı temellerin değişmesi veya değişmemesi açısından bakalım. Önemli olan temellerin değişmesidir. Önce üstten bakalım. Çünkü dünyada birçok ülkedeki değişimler üstten başlamıştır. Daha sonra bireyler değişmiştir. Dahası bireyler ya değişmek zorunda kalmış ya da zorla değiştirilmiştir. Türkiye’nin kurulması gibi. O yüzden üstten bakmak gerek. Bakalım…

Türkiye laik bir devlettir. Laiklik sert biçimde halen uygulanmaktadır. Devletin dini yoktur. Müslümanlar devleti yönetse de Müslümanlık devlete geçmemiştir. Müslümanlar devleti yönetirken laik olmak zorundadır. Laik anayasayı uygulama zorunluluğu var. Devlet dairesinden içeri giren her devlet görevlisi ister yönetici olsun ister memur Müslümanlığı dışarıda bırakmak zorundadır. Kendisi bireysel olarak Müslümanlığını yaşayabilir ama devlet uygulamasında İslam’ı uygulayamaz. Yani oturduğu masaya kendini taşıyamaz kendisi oturduğu masanın şeklini alır. Anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri halen yerindedir, halen ilk günkü gibi sert bir şekilde uygulanmaktadır. Devletin temelleri değişmemiştir. Türkiye değişti diyenlere bunlar niye değişmedi ya sorusunu sorup diğer alanlara geçelim…

Ülkemizde laik düzen gereği faiz alıp vermek yasaldır. Gözünüzün gördüğü her yerde banka var. En çok kazanan bankalardır. Bu eskiden de böyleydi şimdi de böyle. Eskiden en azından maaşların bankaya yatırılma zorunluluğu yoktu şimdi o da var. Bankaya bulaşmamış hiçbir insan yok ülkemizde. Bankaya girip çıkan her para mutlaka faize bulaşmıştır. Faiz Müslümanların can damarı olmuştur. Oysa İslam’da faiz yok. Kısacası bankalar yerinde duruyor ve yerlerinden de gayet memnunlar; değişim olduğunu söyleyenler bankalar kaldırılmadı haberiniz olsun!

Laik devlette yasal olarak Allah korkusu yoktur. Torpil bütün devlet katlarında vardır. Ülkemiz laik olduğu için yasal olarak Allah korkusu yok. Devlet memuru ya da devlette yönetici olmak için torpil şart ülkemizde. Sadece devlette değil bütün işyerlerinde torpil şart. Torpille memur olan torpille işe giren aynı zamanda yalakalık yaparak maaşını artırıyor. Çünkü Allah korkusu ve ahiret inancı yasalarımızda yok. Allah korkusu ve ahiret inancı olmayınca adalet zaten olmuyor. Adalet olduğunu kim iddia edebilir! Mülakatla torpilli devlet memuru olmuş olanlar mı iddia edecek! Onları memur yapan yakinleri mi! Yoksa siyasi tanıdıkları aracılığıyla devletten beslenen özel kurum ve kişiler mi!

Türkiye dün ne ise bugün de o; değişim diye bir şey yok!