Tekstil sektörü uzunca süreden beri durma noktasına gelmiş, buna rağmen ayakta durmaya çalışıyordu. Önce Rusya-Türkiye arasındaki bavul ticareti durdu. Bunun çeşitli sebepleri vardı elbet.. Bizden kaynaklanan sebeplerin yanında Rusya nın getirdiği sınırlandırma bavul ticaretine son darbeyi indirdi. Ardından piyasayı kaplayan ucuz Çin malları karşısında tekstil sektörü hiç tutunamadı. Yoğun istihdama dayalı bir sektörün durma noktasına gelmesi yüz binlerce insanı işsizliğe sürükledi. Atölyeler ve fabrikalar kapanmaya başladı. Sektördeki daralma arttıkça da bu sektörden yükselen yardım sesleri giderek çığlığa dönüştü. Meseleye bir çözüm bulabilmek için de hükumet ve sektör temsilcileri bir araya gelerek sektörün sorunlarına birlikte çözüm yolları araştırdılar. Bu arada sektör temsilcileri isteklerini sıraladılar. Özellikle de hükumetten vergi indirimi başta olmak üzere üzerlerindeki yükün bir kısmının azaltılmasını istediler.
Sektör temsilcilerinin darboğazdan kurtulmak için devletin desteğini istemelerinin yadırganacak bir yanı olamaz. Ancak, Başbakan ın "Siz kayıtdışını azaltın, buna karşılık enerji, istihdam ve vergi yükünü azaltalım" şeklinde söz vermesini anlayabilmiş değilim.
Aslında tekstil sektöründe yıllardan beri istihdamda büyük bir kayıtdışı olduğunu bilmeyen yoktu. Söz gelimi atölyede çalışan bir kişi bir ay çalışmasına karşılık bir hafta, 10 gün sigortalı gösterilir geriye kalan günler ise kayıtdışı çalıştırılırdı. Bu öylesine yaygınlaşmış ve doğal hale gelmişti ki buna çalışanların büyük çoğunluğu da itiraz etmedi. İktidarlar da bu kayıtdışını bırakın önlemeyi, azaltmayı bile başaramadılar. Buna rağmen ihracat kalemleri içinde tekstilin önemli bir yeri olduğu için de işin üzerine fazlaca gidilmedi. Bir bakıma tekstil sektöründe istihdamdaki kayıtdışılığa bile bile lades denildi.
Ancak, sektörün durma noktasına gelmesi ve hükumetten doğrudan destek talebi söz konusu olunca iş karşılıklı pazarlığa dökülmüş görünüyor. Pazarlığın da yadırganacak bir yanı olmayabilir ama, pazarlığın bir tarafında Başbakan bulunuyorsa, ister istemez akla, "Sayın Başbakan sizin göreviniz kayıtdışını engellemek değil mi " sorusu geliyor.
Burada tekstil sektörüne de haksızlık etmek istemem. Çünkü, bu ülkede kayıt dışı istihdam sadece tekstil sektöründe yaşanıyor değil elbette. Hemen her alanda kayıtdışılık söz konusu.. Birtakım resmi kurumlarda bile kayıtdışı istihdam var. Resmi kurumlarda çalıştırılan bazı personelin ücretleri sandık ya da vakıflar eliyle ödendiğinde bu kayıtdışılık ortaya çıkıyor.
Hemen belirteyim ki bu kayıtdışı istihdam olayı bir çırpıda halledilecek gibi de görünmüyor. Eğer, sıkı bir denetim yoluna gidilecek olsa bilinmelidir ki, pek çok alanda ciddi bir yavaşlama ve durma gündeme gelebilir. Bu bakımdan öncelikli olarak işsizlerin sayısının azaltılması gerekiyor. Çünkü, işsizlik sebebiyle kadrosuz çalışmaya talip piyasada milyonlarca insan işsiz olarak dolaşıyorsa bu işin önünü almak sanıldığı kadar kolay olmaz.