Geçen asrın başında bazılarının ölümüne sevdâlı olduğu
Batı dünyasını, Mehmet Âkif imiz, Tek dişi kalmış canavar diye tavsif
ediyordu. O tek dişi kalmış canavar, Çanakkale de geldi, Kurtuluş Savaşı
öncesinde Anadolu ya geldi. Tek dişiyle bizi paramparça etmeye kalkıştı. Buna
rağmen yine bazıları bu canavarın üzerine ölüm etti. Bizi de o canavara
benzetmeye çalıştı.
İşte o tek dişi kalmış canavarın maskesi Suriye
aynası nda bir kere daha düştü. Herkes bir dakikalığına aklını başına alıp, elini
vicdanına koyup söylesin: Batı dünyası istese, Suriye deki kasabı bir saatte
durduramaz mı Durdurur değil mi Ama beş yıldan beri durdurmuyorlar. Üstelik o
ölüm tarlasından kaçarak sözde hür Batı ülkelerine sığınmak isteyen mazlumlara
olmadık işkenceler yapıyorlar. Türkiye üç milyon mülteciyi barındırırken onlar
bin mülteciyi bile istemiyor. Türkiye ye, Size para verelim, bize gelmesinler!
Bizdekileri de geri alın! diyorlar. Aslında böyle diyenlere ve böyle yapanlara
verilecek cevap; Paranız başınızı yesin! O mazlumlara biz bakarız! olmalı.
Ama serde diplomasi dilini kullanmak var!...
Son günlerdeki hâdiselerle, Batı nın iğrenç yüzünü,
Batı nın pisliğini görme özürlüler dahi gördü. PSV taraftarlarının
dilencilere şınav çektirdikten sonra bozuk para atmaları, parayı atarken oley
çekmeleri gündeme geldi. Bu hâdiseden birkaç gün sonra bu defa Roma da iki Prag
taraftarı kaldırımda oturan kadın mültecinin üzerine işediler.
Bu iki hâdise; münferit hâdiseler, birkaç densizin,
edepsizin, ahlaksızın işi diye geçiştirilebilir. Ya mülteciler gelecek diye
protesto edenlere, o mazlumların ziynet eşyalarına el koyanlara, yüz binlerce
insanın katledilmesi karşısında kılları kıpırdamayanlara, Vatikan da oturan bir
kocaman papazın mültecilerin Avrupa ya gitmesi karşısında, Bu bir Arap
istilası. Bunu durdurmak lazım! deyişine ne demeli .. Onların bu hissizliği
karşısında, insanın gayr-ı ihtiyari; İnşallah sizler de benzer duruma
düşersiniz. Bin beter olursunuz diyesi geliyor. Öyle olduğunda, bizler yine onlara
yardım elini uzatırız. Tırlarla yardım göndeririz.
Bir bizim insanlarımızın hamiyetperverliğine bakın, bir
de onların yaptıklarına Üç milyon mazlum geldi. Halkımız, sivil toplum
kuruluşları, devletin bütün müesseseleri seferber oldu. Onlar garibanlara üç
kuruşu bin bir rezalet sergileyerek verirken, bizim insanlarımız geceleyin veya
gündüz vakti hiç kimseye sezdirmeden yardımlarını ulaştırdılar. Devlet elinden
geldiğince barınma yerleri yaptı. O muhacir kardeşlerimizin bütün ihtiyaçlarını
karşılamaya çalıştı.
Bülbülü altın kafese koymuşlar, Ah vatan! demiş. En
iyisi, o kardeşlerimizi ata yurtlarında barındırmak. Batının bunu yapacağı yok.
İş başa düştü. Ülkemizin öncülüğünde İslâm ülkeleri ve dünyada vicdanı ölmemiş
insanların ülkeleri el ele verip bunu sağlamalı. Bu yol hayli uzun deniliyorsa,
Suriyeli kardeşlerimizin Kıbrıs ın Maraş bölgesinde iskânı için gerekli
teşebbüsler yapılmalı. Böyle bir iskân geçici de olmayabilir. Ancak bu ve
benzeri projeler için Batı dan medet beklemek beyhude olur.
Garibanlara, mazlumlara, mültecilere karşı hissizleşen
Batı, gerçekte Müslümanlara diş bilemekteydi. ABD nin Los Angeles kentinde iki
Müslüman kadın, uçuş görevlilerinin şikâyeti üzerine uçaktan indirildi.
Gazeteci Mark Frauenfelder uçakta bulunan arkadaşı Sharon Kessler in çektiği
görüntüleri sosyal paylaşım sitesinde yayınladı. Bu görüntüleri çeken şahıs,
Dehşet verici bir andı, Dürüstçe bu kadınlar sessizce oturdu, film
seyrettiler. Demekteydi. ABD de deli mi akıllı mı olduğu belli olmayan
Cumhuriyetçi Partinin başkan adaylarından Trump aklını Müslümanlarla bozmuş.
Müslümanların ülkeye girmesi yasaklansın! deyip duruyor. De gel de bu sakat
kafalara laf anlat, tek dişi kalmış canavardan medet bekle