İstanbul hazır, Türkiye hazır; bu defa bu iş Tamam

İnşaallah . Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı tüm zamanların en ciddi

hazırlığını yaptı, kararlılığını ortaya koydu. Geçtiğimiz Pazar günü

İstanbul un en gözde mekânlarından Küçükçekmece Arena da adeta gövde gösterisi

yaptı. Sadece teşkilat mensuplarının katıldığı ve bizzat Genel Başkanın yoklama

yaptığı salonda 10.000 kişi hazır bulundu. İl, İlçe ve Mahalle Yönetim

Kurulları, Kadın Kolları, Gençlik Kolları, Milli Gençlik... Bütün teşkilat

kademeleri tam kadro salondaydı. Programın son bölümünde ise başkan adayları

tanıtıldı. Şimdilik dört ilçenin belediye başkan adayı açıklandı. Eminönü nün

Efsane Belediye Başkanı Lütfi Kibiroğlu Fatih Belediye Başkanlığı na aday

gösterildi. Milli Görüş ün ilk ilçe belediye başkanlığını kazanan, tabir

yerindeyse surda ilk gediği açan Kağıthane ilçesinin başkan adayı Zeynel Keskin

oldu. Gene İstanbul umuzun ilk iki belediye başkanlığından birini kazanan

Sultanbeyli ilçesine H. İbrahim Arıkan ın adaylığı açıklandı. Plevne

kahramanımızın adını taşıyan Gaziosmanpaşa ilçesine de Bilal Ay aday

gösterildi. Salonda coşku ve heyecan doruktaydı. İstanbul İl Başkanı Selman

Esmerer kararlı. Bu defa işi şansa bırakmak istemediği anlaşılıyor. İl, ilçe

ve  mahalle teşkilatlarını Genel Başkan

Mustafa Kamalak la buluşturdu; Genel Başkan teşkilatlardan tempoyu artırma sözü

aldı. Saadet Partisi önümüzdeki yerel seçimlerin en şanslı partisi olarak

alanlara iniyor.

Niçin Saadet

Milletimiz artık farkı farketti. Milli Görüş gömleğini

çıkaran anlayışın nasıl sıradanlaştığını, asıl gayeden nasıl uzaklaştığını

deneyerek ve yaşayarak gördü. Gördü ki, Halka hizmet Hakk a hizmettir

anlayışı bir kenara bırakılmış. Belediye hizmetleri tamamen şova dönüşmüş.

Belediye başkanı ve adamları bir sonraki seçimlere yatırım yapan, yaptıkları

her icraatta tanıtımı ve pr ı esas alan, her şeye rant gözüyle bakan acayip ve

tanınmaz bir kılığa bürünmüşler. Yöneticilerin rutin işlerinde dahi ölçüyü

kaçırdıklarına şahit oldu. İlişkilerin büyük oranda kirlendiğine, helal ve

hakkaniyet ölçülerinin terk edildiğine, sorumluluk makamında bulunanların

tanınmaz duruma geldiklerine şahit oldu.

Tükettiğimiz gıda ürünlerinin helal olup olmadığından

emin değiliz. Süt ürünlerinde kaç çeşit maya kullanılıyor, bilen yok. Et ve et

ürünlerinde durum tam bir felaket; yenilenlerin at eti mi, eşek eti mi, domuz

eti mi olduğu bilinmiyor; çünkü yeterli denetim yapılmıyor. Daha doğru bir

ifadeyle merkezi hükümetin ve yerel yöneticilerin bu konu çok da umurlarında

değil. Söyledikleri tek şey var, o da yeterli sayıda denetim elemanının

bulunmaması. Tabii insan sormadan edemiyor: Vergi kaçaklarını önlemek için

adeta denetim ordusu kurulabiliyor, SGK ve kayıt dışı iş gücünün önüne

geçebilmek için ekipler kurulup iş yerlerine ani baskınlar yapılabiliyor,

ticari araçlara sürekli kontroller yapan, haraç keser gibi ceza kesen, paranın

döndüğü tüm alanlar için yeterli sayıda eleman var da gıda terörünün önüne

geçecek eleman niçin yok Yok, çünkü o işte para yok, rant yok. O yüzden de

milletin ne yiyip ne içtiği, insanların tükettiği ürünlerin helal ve hijyenik olup

olmadığı kimsenin umurunda değil. Hakkaniyete de riayet edilmiyor. 1994 yılında

belediyelerin kapısında Rüşvet alanda verende melundur tabelası asılıydı.

Nerede bu tabelalar diye sormanın vakti geldi.

Bu tabelaların tekrar yerine asılması için Saadet.

Satın alınan gıda ürünlerinin, lokantada yenilen

köftenin, dönerin, marketten alınan sucuğun ne etinden yapıldığı düşünülmeden

tereddüt gösterilmeden gönül rahatlığıyla yenebilmesi için Saadet.

Tüm ilişkilerde hakkaniyete riayet edilmesi için Saadet.

Dünyanın incisi İstanbul un rant uğruna yağmalanmasına

seyirci kalınmaması için Saadet.

İstanbul a ve İstanbulluya nefes aldırmak için, trafik

işkencesine son vermek için Saadet.

Gökdelenlere ve AVM lere dur demek için Saadet.

Kısaca emaneti ehline vermek için Saadet.

Milletimizin ve İslam Aleminin saadeti için Saadet.

Vakit tamam. Müjdeler olsun Saadet geliyor.