Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi ile ilgili olarak herkes kendi kafasına göre bir değerlendirme yapıyor!

Suriye’nin “istikrara ne zaman kavuşacağı” hususunda birbirinden oldukça farklı görüşler var!

Değişik görüşlerin ortak yanı Suriye’nin kısa vadede istikrara kavuşmasının mümkün olmadığı konusunda birleşmeleri!

Hemen hemen dünyanın her ülkesi bir hesap içine girmiş durumda!

Amerika bir yandan “beni fazla ilgilendirmiyor” havası estirmeye çalışırken elbette kuyruklu bir yalan söylenmiş oluyor!

Amerika’nın Suriye topraklarında terör örgütü PKK’ya yakın güçlerin bir devlet kurması yolundaki çalışmaları eskiden olduğu gibi devam ediyor.

Bu hususta Esad rejimini devirenler uyarılıyor ve onlara zarar gelmemesi isteniyor.

Rusya ise verdiği desteği çekerek Esad rejiminin devrilmesinde en büyük pay sahibiyken “biz Amerika gibi dostlarımızı yalnız bırakmayız, onlara sahip çıkarız” diyerek Esad’ı, Rusya’da misafir(!) edeceklerini duyuruyor.

İsrail yönetimi, yeni ilgi alanının Suriye toprakları olduğunu ilan etmekte hiçbir sakınca görmüyor.

Avrupa Birliği ülkeleri de türlü çeşitli hesaplar içinde Suriye’de yaşanan istikrarsızlıktan faydalanmaya çalışıyorlar.

Ülkemizde de Suriye’de yaşanan gelişmeleri birbirinden oldukça farklı yorumlayanlar bulunuyor.

Kimi Türkiye’nin 82’nci ve 83’üncü vilayetlerinden(!) söz ederken kimileri de Suriye istikrara kavuştukça güvenli geri dönüşlerin artacağı umudunu taşıyor.

Ülkemizde Suriyeli mültecilerin dönmesi ile kiraların düşeceğini düşünenler kadar sanayide çalıştırılacak işçi bulunamayacağını iddia edenler de eksik değil!

Tabir caizse Suriye konusunda her kafadan bir ses çıkıyor.

Ve mesele dönüp dolaşıp Suriye’de istikrarın sağlanması konusuna geliyor.

Ortak kanaat, kısa vadede istikrarın sağlanamayacağı yolunda!

İstikrar sağlanamayınca da bundan en büyük zararı yakın çevredeki ülkelerin göreceği aşikâr.

Esad rejimi varken Suriye bir istikrar kaynağı değildi ama şimdi de değil ve eskiye göre çok daha riskli günler bölge ülkelerini bekliyor.