Olabilecek bir duaya amin diyoruz.

Heyecanı, umudu, hayali, ufku olanlar en olmadık zamanlarda bir çıkış yolu bulurlar. Büyük hayal sahipleri ve büyük düşünenler ilk elde olmayacak bir şeyi olur gibi yaparlar. Zaman içinde bu büyük hayale adım adım yürünür de nasıl olduğunun farkına bile varılamaz.

Bu beklenmedik teklifin çok kimseyi şaşırtacağı kesin. Ancak gelişen olaylar ve yaşanan süreçte olması gerekenleri ileri sürüyoruz. Bazı anlar ve durumlar vardır ki bize bu konuda ışık olur.

Ortadoğu coğrafyası yumuşak toprak üzerinde çizilmiş bir haritayla belirlenmiştir. Bu haritanın gerçek dışılığı bugün için de geçerlidir. Değil bir yüz yıl, üzerinden bin yıl da geçse her şeyin aslına döneceği gibi, su asıl akarını bulunca doğal ritminde olur. Zorlamalar hiçbir zaman bir sonuç vermez.

Suriye nin Türkiye ile birleşmesi düşüncem emperyalist bir bakış açısı ile değil, emperyalizme ve yeryüzüne egemen olan fitnenin durdurulması için bu teklifi öneriyorum. Bu cesareti ve hayali nereden alıyorum denilecekse, bundan bir müddet evvel Cumhurbaşkanı nın Suriye ziyareti sırasında Beşar Esad ın bir teklifi olmuştu. "Türkiye ile Suriye arasındaki sınırları kaldıralım" diye. Bu, es geçildi, dikkate bile alınmadı. Asıl cesaretim bu yakın zamanda oynanan futbol maçlarında Müslümanların psikolojisinin ve gelişen olayların buna ne denli hazır olduğunu göstermesi bakımından önemsiyorum.

Türkiye Yunanistan maçında Tuncay ın attığı gol sonrası, bir Arap spikerin televizyondaki coşkusu internet ortamında dolaştı. Onun sevinci ve heyecanı bir Müslüman kardeşinin başarısını, sevincini paylaşmasıydı. Fenerbahçe futbol takımı ile el-İttihad takımı arasında oynanan maçta Halep te yaşanan büyük heyecanın, sevincin coşkunun ortak seslenişine tanık olduk. Aslında bu sevinç Müslüman kardeşliğinin sıkı bağlarından kaynaklanmakta. Bir günlük sınırların açılmasıyla da güney illerinden Halep e akın edenlerle birlikte bu büyük coşkunun bize tanıdığı fırsatlar var.

Suriye ile Türkiye de yaşayan insanlar bir tek millettirler. Farklı ırklardan da olsalar bir millettirler. Zaten Türkiye nin bugün temsil ettiği ve oluşturduğu şey de budur. Bu yaklaşım, bölgedeki kimi tehlikeleri de bertaraf edecektir. Her şeyden önce milliyetçi akımların vardığı sonuç ve sürecin de ne denli tehlikeli olduğu ortadadır. Düşünün ki Kürt halkı İslâm a bu kadar bağlı iken ve hatta aşırılıklar bile içerirken milliyetçi akımlar sonucunda, İslâm dan vazgeçip pagan kültürlere doğru yönlendirildiği görülmektedir. Kürt milliyetçiliğinin öncülerinden birinin "Kürtlerin asıl dinlerinin Zerdüştlük olduğunu" söylemesi öyle bir rastlantıyla ve bir sürç-i lisanla değildir. Kürt milliyetçiliğinin ruhunda İslâm öncesi pagan kültürlere geçiş vardır. Her ırk milliyetçiliğinin temelinde İslâm karşıtlığı bulunmaktadır. Putperest pagan kültürlerinin öne çıkarılışı söz konusudur.

Buradan yola çıkarak bir kere cepheyi ileri taşımanın ve bölgenin tehlikelerden arınmasının en önemli yolu budur. Bugün için yapılması gereken şey eyalet sistemine geçilerek, kendi içinde özerk, ama dünya karşısında bir olmak gibi bir öneridir bu. Zor da değildir. Çünkü Siyonist Yahudilerin, İngiliz Amerikan işbirliğinin hedefinde kendilerine göre bir Ortadoğu paylaşımı, düzenlemesi olacağı kesin. Eğer Türkiye Suriye birlikteliği sağlanabilirse o zaman büyük bir oyun bozulmuş olacak. Emperyalizmin kendine göre olan planlarında bizim sınırlarımızı da içine alacak olan Nil den Fırat a hayalinin önüne de geçilmiş olacak.

Suriye kendi yönetimini sürdürsün, bağımsız olsun özerk olsun.

İran Suriye birlikteliği bir oyunu bozuyor. Bölge savaşında en büyük hedef Türkiye dir. Bu bilinmelidir.

Irak, Abede işgali altındadır. Irak halkı kendi iradesiyle yönetilmiyor. Türkiye kendisine dönük tehlikeler söz konusu olunca karşısında Abede yi buluyor.

Suriye de yüz bini aşkın insan bu kadar sevgi doluysa bunun bir nedeni olmalı. Bu, salt bizim için değil bölge için de önemlidir.

Ortadoğu yu büyük tehlikeden korumanın bir yöntemi olarak bunu öneriyorum.