Dünyada ve doğada her şey değişmeli ve devirlidir. İlerleme olur ama gerileme de olabilir. Doğada her şey onlu sisteme dayanır. O halde zaman da onlu sistem içindedir. Kur an a göre yılların başlangıcı Hazreti İsa nın doğduğu yıl yani Miladi takvimdir. O halde Türkiye de cereyan eden olaylara göre periyodik olarak her on senede bir ilerleme-gerileme olmuştur.

Bu varsayıma dayanarak on yılları tahlil etmeye çalışalım ve varsayımlarımız ne kadar isabetlidir görelim. Burada tahlil edeceğimiz şey elbette yöneticiler değil, Türkiye nin genel gidişidir. Orada faal olanlar iyi insan olabilirler, kötü insan olabilirler. Niyetleri farklı olabilir. Hâl geçmişin eseri olabilir.

1900-1910 Bu yıllar Türkiye nin dışa karşı mücadeleleri açısından başarılı geçmiştir. Toprak kaybımız olmamıştır. Sosyal hayat bakımından fikrî hamle vardır. Türkiye III. bin yıla hazırlanmaktadır. İçtihat kapısı açılmaya başlanmış, Türkiye Batıyı ilmen sindirmiştir.

1910-1920 Bu yıllarda Balkan Savaşı başlayıp imparatorluğun yıkılmasına giden sürece girilmiş, musibet Sevr in dayatılmasına kadar tırmanmıştır. Elbette bu yılları kimse başarılı yıllar olarak göremez.

1920-1930 Bu yıllar cumhuriyetimizin kuruluş yıllarıdır. Anadolu nun İslâmlaşması dönemidir. Pek çok bakımdan başarılı yıllar olarak sayabiliriz. Kimse bu yılların kötü yıllar olduğunu söyleyemez.

1930-1940 Bu yıllarda iki önemli olay olmuştur. Biri, İsmet İnönü gitmiş, yerine dine karşı olan Celal Bayar gelmiştir. İkincisi de Mustafa Kemal ölmüştür. Bu yılların kötülüğünü söylemek belki zordur. Bir iyiliği de getirmediği kesin olarak söylenebilir. Asgari olarak duraklama dönemidir.

1940-1950 Bu yıllar için iki iyiliği sayabiliriz. Bunlardan biri, II. Cihan Savaşı na girmedik, böylece bugün 75 milyonluk Türkiye ye ulaştık. İkincisi de, demokrasiye geçtik. Bu yılların uğurlu yıllar olduğu kesindir.

1950-1960 İşte bizim varsayımlarımıza aykırı görülen yıllar bu yıllardır. Türkiye için başarılı geçmiş gibi görülebilir. Ama iyi dikkat edilirse aslında başarısız yıllarımızdır. Türkiye deki hamle daha önceki yıllara aittir. Türkiye bu yıllarda dışa karşı borçlanmaya başlamıştır. Dış borçlanma bir devletin istiklâli için en büyük tehlike teşkil etmektedir. Türkiye bu yıllarda askeri müdahaleleri meşrulaştırmıştır. Türkiye bu yıllarda Batı tarafına geçerek İslâmiyet e ve mazlumlara karşı sırtını çevirmiştir. Görülüyor ki, bazılarına göre başarılı yıllar olarak görülen bu yıllar aslında başarısız geçmiştir.

1960-1970 Bu yıllarının başarılı olmadığını ileri sürenler vardır. Oysa çok partili sisteme bu yıllarda geçilmiştir. Bununla ilgili anayasa bu yıllarda tedvin edilmiştir. Müslümanların teşkilatlanması bu yıllarda başlamıştır. Devlet Planlama Teşkilatı bu yıllarda tedvin edilmiştir. Biz bu yılları başarılı yıllar olarak saymaktayız. Ondan sonraki tüm anayasalar 1961 Anayasası na dayanır.

1970-1980 Bu yıllar gerileme yıllarıdır, müdahalelerin gelip geçtiği yıllardır. MSP-CHP koalisyonuna karşı ayaklanmaların başlaması ve bakanların transfer edilmesi yıllarıdır. Bundan dolayı başarısız yıllardır. Millî Görüş partilerinden MNP ve MSP bu dönemde gelmiş, faydalı işler yapmasına rağmen kapatılmışlardır. Türkiye için bu yılları daha fazla hizmetlerin yapılmasının önlenmesinden dolayı kayıp yıllar arasında saymamamızda zorluk çekmeyiz.

1980-1990 Bu yıllar başarılı yıllar olmuştur. Türkiye devleti artık kendine gelmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi kapatılarak tek parti kalıntısına son verilmiştir. İSEDAK ın başkanlığı alınmıştır. İsrail elçiliği maslahatgüzarlığa indirilmiştir. Din Kültürü ve Ahlâk Dersleri anayasalara girmiştir. Turgut Özal ın methedilen yılları olmuştur. Bu yılların başarılı yıllar olmadığını söyleyenler Türkiye de anarşi ve karışıklık isteyen kimselerdir.

1990-2000 Bu yıllar da Türkiye için başarısız geçmiştir. Özal dan sonra gelen başarısız hükümetler dönemidir. Tek başarılı yıl 54. Erbakan Hükümeti yılıdır ama o da maalesef indirilmiştir. 28 Şubat bu menhus yılların nirengi noktalarındandır.

2000-2010 Bu yıllar da iyi yıllar varsayımlarına göre iyi gitmelidir.

Öyle midir

Onun yorumunu da bugünlük okuyucularıma bırakıyorum.

Bu varsayımlara göre geleceğimiz hakkında birkaç söz söyleyelim.

2010 sonrasındaki yıllar iyi gitmeyecektir. İsrail in ve yandaşlarının azgın yılları olacaktır. İsrail devleti belki de on yılın sonunda Millî Görüşçü Adil Düzencilere tâbi olacaktır. Bu bizim başka yollarla vardığımız sonucu da desteklemektedir.

Şimdi biz onlu yıllık periyotlu varsayımla tahliller yaptık. İlim adamları bu tahlillerin değerlendirmesini yapmalıdırlar. Dikkat edilecek olursa, biz gerileme yapmadık, çünkü her şeye rağmen her zaman ileri adımlar atılmıştır. Ama nisbî gerilemeler de vardır. 

Bugün sizlere varsayımlara göre tahliller metoduna bir örnek vermek istedim. Bu varsayımların doğruluğu daha birçok olayların tesbit ve tahlillerine bağlıdır.