Bismillâhirrahmanirrahîm!

     YAŞANANLARI biliyorsunuz! Her şey çok hızlı bir şekilde gelişti. 27 Kasım 2024’te ismini duyduğumuz “Heyet - Tahrir-üş Şam (HTŞ) örgütü 11 gün gibi kısa bir sürede Şam’a girerek Baas rejimine son verdi. Beşşar Esed, Rusya’ya sığındı. Böylece 61 yıllık Baas; 53 yıllık baba-oğul Esed’ler saltanatı yıkılmış oldu. Bir zulüm ve baskı rejimi bitti; ama Suriye’de zorlu bir dönem daha başladı.

     Şam rejiminin yıkılması sonucu dış politikada ciddi hareketlenmeler yaşanıyor. İsrail, 1967’den beri işgal altında tuttuğu Suriye’ye ait olan Golan Tepeleri’ni ilhak etmeye girişti. Golan topraklarından girerek Şam’a doğru ilerledi. Oluşan boşluktan faydalanmak, Suriye’de söz sahibi olabilmek için genişleme politikası izledi. Filistin işgali de sürmesine rağmen, Suriye’deki hareketlilik Filistin’deki işgali unutturmaya yöneltti. İslâm dünyası, Filistin’i unutma oyununa gelmemelidir.

     Suriye’de yaşanan olaylar, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP), Büyük İsrail Projesi’ne doğru evrildiğini gösterdi. İsrail, Suriye’ye girdiği zaman ilk yaptığı iş, Suriye’deki bütün hava üslerine saldırılar düzenlemek oldu. 300 kadar hedefin vurulduğu haberi ajanslara yansıdı. Bahanesini de, “Kritik silâhların teröristlerin eline geçmemesi” olarak açıkladı.

     ABD ve İsrail’in gelişmeleri yakından izlemesi, İngiltere ve Fransa’yı da harekete geçirdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’nin bölünmesine izin vermeyiz” (10.12.2024) derken; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, “İşgalci İsrail, Türkiye’nin egemenliğini hedef alıyor” (11.12.2004) açıklamasını yaptı.

İŞGALCİ SURİYE’DE

     SURİYE’DE Baas rejiminin çökmesi ve Esed’in Suriye’yi terk etmesinden sonra küresel sömürgeciler ve işbirlikçileri ülkeye üşüştü. İsrail, doğrudan işgali amaçladı. ABD, eğitip donattığı Esed’e muhalif güçlere destek verdi. Merkez Kuvvetler (CENTROM) Komutanı Kurilla, Suriye’de PKK’yı ziyaret etti. Bölge ülkeleriyle iletişime geçti. İsrail Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı’yla bir araya geldi.

     “Gazze kasabı”, “soykırım bakanı” ve “binlerce çocuğun katili” olarak anılan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de boş durmadı. Türkiye’ye geldi. Bölge ülkelerinin dışişleri bakanlarını Ürdün’ün Akabe şehrinde topladı. “HTŞ ve diğer taraflarla da irtibat halinde olduklarını” açıkladı. (14.12.2024) Talimatlar yağdırdı.

     Blinken, Türkiye ziyaretinde ise, “Ortak çıkarları ele aldıklarını” söyledi. Türkiye ile çok güzel çalışmalar yaptıklarını belirtti. Suriyelilerin çok daha güzel geleceğe sahip olacaklarını anlattı. “Gazze kasabı”nın bütün ikiyüzlülüğü üzerindeydi.

     Sömürgecilerin Suriye’yi paylaşma iştahları sürerken, bazıları da hamaset üretti. Halep ve Şam yönetiminin Türkiye’ye verileceğini seslendirdiler. Hele bir yandaş, efendisinin gözüne girmek için öyle heyecanlıydı ki; İsrail Şam’a doğru ilerlerken, “İsrail yayılmacılığı bitti” paylaşımı yapıyor; 12 dakika sonra da, “İsrail’in Şam’a 21 km yaklaştığını” açıklıyordu.

     Türkiye’de kimlerin gazetecilik yapıp strateji ürettiğini, kitleleri yönlendirdiğini görüyor musunuz? Çıkarcı zihniyet iş başında olduğu sürece, daha çok aldanıp maceraya sürükleneceğimiz anlaşılıyor.

NELER YAPILMALI?

     SURİYE, zor ve karmaşık bir sürece girmiş durumda! Burada, yıkılan rejim yanlıları, ÖSO, HTŞ ve PKK/PYD/YPG gibi terör örgütleriyle birlikte 4 büyük grup var. İsrail, Suriye’de doğrudan işgali başlattı. ABD ise eski rejime muhalif grupları dolaylı yoldan kontrolünde tutuyor. Bu grupları birbiriyle çatıştıracağı açık!

     Bir ülke için en büyük tehlike “iç çatışma”dır. Birbiriyle çatışma halinde olan bir toplumun dış düşmana karşı direnci kırılır. “Kale içinden alınır” tehlikesi oluşur. Bu durumda güçlü arabulucu ve uyarıcılara ihtiyaç var. Türkiye, bu uyarı görevini yapmak zorunda! Çünkü Suriye’nin düşmesinin Türkiye’ye yansıması çok ağır olur.

     Evet, Suriye’de İsrail ve ABD’nin oltasına düşmüş gruplar var. Bir de Suriye halkı var. İçinden Said Havva’ları, Abdülkadir Üdeh’leri, Cevdet Said’leri, Ramazan el-Buti’leri çıkarmış olan bir halk! Bu insanlar; hem içlerinde “kardeşlik” duygularını pekiştirip birbiri ile kenetlenmeli hem de içlerindeki aldatılmış insanları Siyonizm, ABD ve işbirlikçilerine karşı uyarı görevlerini yapmalıdır.

     Türkiye Hükûmet’i, “Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmalı”; “Suriye’nin bölünmesine izin vermeyiz” türünden sözler etti. Şimdi bu sözlerin yerine getirilme zamanıdır. Hükûmet yanlısı kardeşlerimiz, siyasiler ısrarla hükûmeti, bu sözlerini tutmaya çağırmalıdır.

     Onurlu milletimiz, ABD ve İsrail’in planlarına alet olmamalıdır. Erbakan Hoca der ki: “Tam özgürlük ve bağımsızlık; bu topraklardan bütün Amerikan üslerini, askerî varlıklarını ve İsrail’i söküp atmadan mümkün değildir.”