Bu yaz ilk kez susuzlukla bu kadar yoğun karşı karşıya kaldık.
Katı sıcaklara, gök yangınlarına, güneşin acımasız alevlerine karşı tek koruyucumuz olan su, yavaş yavaş elimizden kayıp gitti.
Ab-ı hayatımız olan bir bardak sudan ayrılık; çok çetin işkenceleri anımsattı her birimize.
Öyle ya.
Kurusa yeryüzünün damarları, ne yapardık her birimiz; korku ile bir kez daha düşündük.
İnsan sağlığının bu en önemli gereksinimi, artık tehlike sinyallerini çalmaya başladı.
O israf ettiğimiz, banyoların hamam sefalarına dönüştürüldüğü devirler kapanıyor gibi.
Tonlarca suyun şakır şakır akıtıldığı.
Ev temizliklerinde çeşmelerin kapatılmasının unutulduğu.
Bir su israfçısı olarak abdest alırken harcadığım su aklıma geldiğinde işlediğim insanlık suçu bayağı hicap vermekte.
Bu konuda çoğumuzun manevi hesap defteri bayağı kabarık.
Aslında su ile oynamak insanoğlunun bir hobisi.
Balkona tuttuğu hortumdan akan su ile hangi yürek bir terapi seansı almaz ki.
Kilometrelerce uzağa yol teptiğimiz, bir gölün mavi sularına olan bağlılığımız değil midir
Toprak gibi yüzyıllarca insanın arkadaşı olmuş.
Derdini akan nazlı ırmağa anlatmış aşıklar.
Şiirlerin en pastoral dizesi olmuş nehirlerin ritmi.
Topraktaki tohumun annesi olmuş yağmurlar.
Ağaçlar ve çiçekler suya doyunca gelin gibi ışıtmışlar dört bir yanı.
Şimdi bu yaz yoksulluğu suyun.
Aksayan temizlikler.
Yıkanamayan halılar.
En önemlisi de kuruyan bahçeler.
Boynu bükülen çiçekler ve fidanlar; erken bir hazanı ne çok yaşattı yaz ağustos da.
İnsanlar birçok kez iç ülkelerine dönüp sorguladılar.
Sahi biz nerede hata yaptık.
Hepimiz bir kez daha kabul ettik ki suyu çok israf ettik.
Stadtallendorf dan üniversite öğrencisi Neşe itiraz ediyor:
"Hayır, benim annem bu su israfından eminim ki sınıfı geçecek".
Nasıl
Anlatıyor Neşe: "Anneciğim suyu israf etmemek için öyle yöntemler bulurdu ki şaşar kalırdık. O zamanlar küçük olduğumuz için bazen annemi cimri sanıp kızardık. Mesela çamaşır makinesinin attığı kirli sulardan sonra temiz durulama sularını annem bidonlara doldururdu. Tuvaletin rezervuarının su alma musluğunu kapatırdı. Biz çocuklar bu bidonlarla rezervuara su aktarırdık. Böylece boşu boşuna akıp gidecek suyu, bir diğer temizlik programında kullanırdık. Şimdi bizler büyüdük. Yıllardır annemden öğrendiğimiz suyu israf etmeme projesini bizler hayata geçirmekteyiz."
Doğrusu Neşe nin anlattığı proje, hiçbirimizin aklından bile geçmemiştir.
Geçse bile hangimiz tembellik yapmayıp da; o suyu oradan oraya taşıyacağız ki.
Fakat geldiğimiz tehlikeli süreç, artık kabus çanlarını duyurmakta.
Herkes iyice düşünüp suyu israf etmeme projeleri oluşturmalı.
Bir eğitim kuşağı hazırlanıp, kitle iletişim araçları ile bunların halka duyurulması gerekmekte.
Tuvaletlere harcanan suları bir düşünün ve bu kayıp suları Almanya da yıllarca kurtarmayı başarmış Neşe nin annesini hep hatırlayın.
Sebze yıkadığım suları lavaboya dökmeyerek, bir fidanın dibine bırakarak küçük bir tasarruf yapmakta idim yıllardır .
Bu ve benzer projelere acilen ihtiyacımız var.
Komplo teorisi olarak gördüğümüz su savaşları belki de start aldı.
Su gibi aziz bir dostu kaybetmemek için olabildiğince çaba vermeliyiz her birimiz.