Salı günü sabahtan akşam 20.00 ye kadar
Ankara-Mersin/Bozyazı arasında hareket halindeydim. Öğle saatlerinde Konya da
mola verdiğimde hayat günlük akışı içinde devam ediyordu. Daha sonra mola
vermeden yola devam edip eve geldiğimde eşimden televizyonu açmasını istedim. O
andan itibaren televizyonun karşına kilitlenip kaldım. Gelen haberler insanın
yüreğine işliyor ama elden de bir şey gelmiyordu. Soma da yaşanan maden kazası
karşısında insan olarak duygularımı ifade etmekte güçlük çekiyorum. Bir de yer
altında hayatını kaybedenlerin yakınlarının o müthiş acıya nasıl
dayanacaklarını düşünmeden edemiyorum. Kısacası uyurgezer gibiyim.
Bizim meslekte, insanların acıya boğulduğu bir ortamda
görevin devam etmesi gerekir. Muhabirseniz acılı insanların arasında haberinizi
yazmak, foto muhabiri ya da kameraman iseniz çekiminizi yapmak, acıyı kayda
almak zorundasınız. Çünkü işiniz bu. Bizim gibi işi günlük yazı yazmak olanlar
içinde ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın siz işinizi yapmak
durumundasınız. Bazen devam eden olayı hem takip etmek hem de devam eden olayla
ilgili haberinizi gazetenize yetiştirmek durumunda olabilirsiniz. Bu sebeple
büyük bir stres yaşarsınız. Çünkü gazetenin belli bir saatte baskıya girmesi ve
dağıtıma yetiştirilmesi gerekir. Soma da yaşanan acıyla yarış ise insanı çok
daha yüreğinden yakalıyor. Bir yandan gelişmeleri izliyor, öbür yandan olayı
okuyucunuza nasıl ve neresinden aktarmanız gerektiğini düşünüyorsunuz. Çünkü
Soma da yaşanan olayı izah etmede kelime bulmakta zorlanıyorsunuz. Sıkça
kullanılan bir tabir vardır; Sözün bittiği an diye Gerçekten bu olayda sözün
bittiği anı oluşturuyor. Hayatını kaybedenlerin yakınlarının çığlıkları ya da
acılarını içlerine gömen ancak içlerine gömseler de yüzlerine yansıyan acı
karşısında siz ne diyebilirsiniz ki Ne söylerseniz o insanların acısını biraz
azaltabilirsiniz Ocağın kapısında yakınlarından bir haber alabilmek için bekleyen
insanların yakınının cenazesi ile karşılaştıklarında yaşadıkları ümidin
ümitsizliğe dönüşmesini hangi kelime ile izah ederseniz Bunun da ötesinde
yakınının hiç olmazsa cenazesini görenler ile belirsiz bekleyişi sürdürenlerin
ruh halini kelimeler ifadeye yeterli olabilir mi
Bu noktada millet olarak sevinçlerin paylaşılmasında ağır
kalmamıza rağmen acıların paylaşılması hususunda tek vücut olabilmemiz
acılarımızın hafiflemesinde önemli rol oynuyor. Normal şartlarda birbirimizle
çatışmayı marifet bilirken acılar karşısında kenetlenebilmemiz manevi
değerlerimize bağlılığımızın sürüyor olmasını göstermesi bakımından ümit
vericidir. Çünkü acılar paylaşıldıkça azalır, sevinçler paylaşıldıkça artar. Ne
var ki, millet olarak payımıza genellikle acılar düşüyor. Eğer acılar
karşısında toplumsal dayanışmamız ve kenetlenmemiz olmasa bu acılara dayanmak
daha zorlaşacak. Acıların ilacı, paylaşmak kadar sabır ve zamandır. Toplumumuzun şu anda acılı insanların
yanında yer alabilmesi, onların yalnız olmadıklarını, acılarını paylaşanların
bulunduğunu gösterebilmesi önemli bir husustur. Sanıyorum Soma olayında millet
olarak bunu gösterdik.
Bu yazıda bir takım sayılar sıralamak mümkündü ama şahsen
böyle bir felaketi istatistiki rakamlara indirgemenin doğru olmadığını düşünüyorum.
Özelliklede sayıları çok az olsa da bazılarının bu felaketi istismar malzemesi
yapmalarını en hafif ifadesiyle duygusuzluk olarak nitelendirmek gerekiyor.
Kafaları bulandırmak ve ortamı germek için sesleri fazlaca çıkıyor olsa da
sayılarının acıları yüreğinde duyanların yanında çok az olması teselli
oluşturuyor.
Soma da hayatını kaybedenlerin yakınlarına ve tüm
milletimize başsağlığı ve sabır diliyorum. Bu acının tek ilancın sabır ve zaman
olduğunu unutmamak gerekiyor.