Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk yaşandı ve
görevdeyken bir Başbakan, Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu istifa etmeye zorlandı
22 Mayıs 2016 tarihinde yapılması planlanan Olağanüstü
Kongre de, AKP Genel Başkanı ve Başbakan kim olacak
* Binali Yıldırım mı
* Numan Kurtulmuş mu
* Berat Albayrak mı
* Bekir Bozdağ mı
* Efkan Ala mı
* Yalçın Akdoğan mı
* Mehmet Ali Şahin mi
Dikkatinizi çekmiştir; bu isimlerden yüzde 90 ı zaten
kabinede. Mehmet Ali Şahin de eski TBMM Başkanı ve Tayyip beye başından bu yana
yakın olan bir isim.
Ya da şu dakikaya kadar hiç konuşulmayan, kulislerde
adından hiç söz edilmeyen bir başka isim mi, bir başka milletvekili mi Kim!
Şu ana kadar Beştepe den yansıyan çok somut bir gösterge
yok bu alanda. Bir işaret yok, belirti yok. İma yok!
Ama ben adım kadar eminim ki, hem müstakil AKP Genel
Başkanı ve müstakil Başbakan adayının adı, hem de yeni Bakanlar Kurulu listesi
hazır bile! Hatta ve hatta uzun zamandır üzerinde çalışılan fakat Beştepe ile
Çankaya arasında mutabakat olmadığı için bir türlü çıkarılamayan Valiler
Kararnamesi , Emniyet Müdürleri Kararnamesi ve önemli bürokratik koltuklara
oturacak isimler bile hazır!
Her şey hazır ama bir tek soru şu günlerde kamuoyunu en
fazla meşgul diyor; sahi yeni Başbakan kim olacak
***
Bir başka soru da kuşkusuz şu; bakanların kaçı değişecek
Başbakan yardımcıları koltuğunu koruyacak mı
Kimler kalacak, kimler gidecek Dengeler nasıl
gözetilecek
Bölgesel ağırlıklar dikkate alınacak mı
Hepsinden öte tam da bu kulvarda merak edilen şu: Ekonomi
yönetimi değişecek mi, aynen devam edecek mi
***
Peki, iktidar partisi ve de Beştepe bu siyasi atağın
ardından bir erken seçim i gündeme getirecek mi
Epeydir kulislerde konuşulan, Bir erken seçimle MHP ve
HDP nin baraj dışı bırakılması, yeni anayasa ve başkanlık sisteminin de bu
çerçevede TBMM de benimsenmesi formülü hayata geçirilecek mi
***
Benim cevabını en çok merak ettiğim soru ise şu: AKP
Genel Başkanı ve Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu bundan sonra ne yapacak
* Sıradan bir milletvekili olarak parlamento hizmetlerine
devam mı edecek
* Kabinede Bakan olarak görev alacak mı Böyle bir
teklif geldiğinde tutumu ne olacak
* Milletvekilliğinden istifa edip üniversiteye mi
dönecek (Elbette belki en son olasılık bu.)
* Abdullah Gül, Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Nihat Ergün,
Suat Kılıç gibi parti içi muhalif isimlerle yakınlaşacak mı
KILIÇDAROĞLU YA DA
BAHÇELİ OLSAYDI NE OLACAKTI
AKP de Olağanüstü Kongre kesinleştikten sonra şu
yorumlar sıkça yapıldı;
- İşte fiili başkanlık sistemi başladı. Halkın oyları
ile seçilen Cumhurbaşkanı, Başbakan ı değiştiriyor. Olması gereken de bu.
Tayyip bey, Davutoğlu nu davet etti. Artık seninle çalışmayacağım dedi.
Hukuken olmasa bile, fiilen başkanlık
sistemi de yürürlüğe girmiş oldu...
Yorumlar aşağı yukarı bu minvalde
Ama durun hele...
Ya başka bir partiden Başbakan olsaydı o zaman ne
olacaktı
Başbakan Ahmet Davutoğlu değil de Kemal Kılıçdaroğlu ya
da Devlet Bahçeli olsaydı ne olacaktı Kılıçdaroğlu ve Bahçeli de tıpış tıpış,
Evet, Cumhurbaşkanı talep etti, görevden çekiliyorum der miydi
Şunu hatırlatmak istiyorum; Yasal anlamda düzenleme
yapılmadığı sürece fiilen başkanlık sistemi başladı yorumları doğru değildir
PEKİ, AMA
DOKTORLARIN HİÇ Mİ SORUNU YOK!
Son birkaç yazımda üniversite hastanelerinin durumu
hakkında yazılar kaleme aldım. Ummadığım ölçüde tepki geldi. İyi ki konuyu
gündeme taşıdınız diyenden tutun da, Hastanelerde tuz koktu, yapılacak bir
şey yok görüşlerine kadar Lafın kısası, sağlıkta geniş çaplı bir reform şart.
Bu belli.
Ama hastanelerin durumunun yanı sıra sağlık çalışanlarını
da dikkate almak gerekir.
Özellikle doktorlara yönelik son dönemde artan şiddet
olaylarını da gündeme taşımak elzem.
Yıllardır yönetici olarak da hizmet veren Radyoloji
Uzmanı Dr. Şener Ağaç, doktorların içinde bulunduğu durumu, hekimleri zorlayan
etkenleri özetledi. Okuyalım mı;
* Gereksiz yere hastaneleri meşgul eden hastalık hastası
hastalar.
* Performans sistemindeki adaletsizlikler.
* Aşırı tetkik yaptırma isteği.
* Sağlık çalışanlarına şiddet.
* Özel hastane hekimlerinde iş güvenliği ve temel
haklardan yoksun çalışma şartları.
* İdeolojik bir meslek örgütüne sahip olmaları.
* Toplumda tüm doktorların çok kazanıyorlar bunların
tuzu kuru algısı olması.
* Hekimlerin gece gündüzü olmaması ve bazı branş ve
kurumlarda 36 saat süreli çalışmak zorunda olmaları (iş güvenliği maksimum 11
saat diyor/24 saat).
* Saygınlık kaybı ve takdir edilmeme.
* Bakanlıklarda ve hastane yönetimlerine yeterince ehil
olmayanların getirilmesi.
***
Sağlık Bakanlığı bu önerileri dikkate alır ve buna göre
adımlar atar, umarım
NOT
Bugün, 6 Mayıs 2016, Cuma 1)Emekliler hâlâ sürünmeye
devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli nasıl geçineceğim diye feryat
ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 den bu yana verdiği yeni
ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde
kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf
Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!