Bir futbol takımı veya herhangi bir takım sporu branşı,
bir müsabaka sırasında cilveli davranırsa, normal pas sunma yerine olmadık
biçimde topuğunu kullanırsa, özetle varyeteye kaçarsa bunun bedelini hiç de
beklenmedik biçimde skor tabelasında öder...
Yukarıda cümle adeta bir kural gibi işlemiştir dünden
bugüne... Hemen Rizespor-Beşiktaş maçı ile bağlantı kuralım. Müsabakanın bir
çok yerinde Beşiktaş takımı geriden iyi biçimde organize ettiği atakları
yukarıda yazdığım futbol ukalalıkları yüzünden gol yapamadı, hatta rakibine
kontratak imkanları sundu. Bu işlerde de başrolü Gomez, zaman zaman Kerim ve Olcay
oynadılar.
Böyle maçın özelini özet olarak bunduktan sonra bazı
detaylara girelim. Beşiktaş ta Gökhan yoktu. Quaresma yoktu. Geri kalanı bu
sezonun ideal on birinin elemanları idi.
Tabii ki herkesin merakı ilk defa ilk on birde sahaya çıkan Kerim in ne
yapacağı idi. Kerim mi ne yaptı Topla
fazla arkadaşlık etmeyip de, o sürati ve çabukluğu ile yediği ilk adamdan, ilk
rakipten sonra topu yeniden bir arkadaşına verip alışı ile bence göze çarpan
bir numaralı Beşiktaşlı oldu. Şahane de bir gol atı. Ama birçok organizasyon
sırasında da yeni alış verişler için normal pası düşünmeyip topuzla fantezi
yaparak farkın açılmasını da engelledi dersek yalan olmaz. Aynı hayata Olcay da
düştü. Hele hele Gomez... Burada bir soru sormak isterim Şenol hocama... Acaba
bu Cenk neden hep bitime on dakika kala girer oyuna Bu takımın öndeki en
hareketli adamı Cenk tir. Özellikle hem kapalı defansı açar bu özelliği ile hem
de açılmış defansın içine iyi yer seçip dalar ve pozisyon bulur. Buldu da ama
attığı şutlar kaleci tarafından çelindi. Hani acaba Şenol hoca da, Pereira nın
yakalandığı gibi bir Van Persie garabetine mi yakalandı, Gomez bağlantısında..
Beşiktaş hedefe giden yoldaki bence en ciddi engeli aşmış
oldu. Ama bir de önemli zayiat verdi. Oğuzhan ın kasığından sakatlanıp çıkması
demek, Beşiktaş ın önümüzdeki maçlarda, en azından sanki Nisan sonuna kadar
Oğuzhan ın yerine kimle oynayacağı bilmecesini sunmuştur. Bu, Tolgay
olabilir... Bu Necip olabilir... Bu tam düzelmiş ise Veli olabilir... Yani
Şenol hocanın üç alternatifi var. İşte
burada rakibe göre, oyunun gidişatına göre, ya da planlanmış oyuna göre bir
seçim yapılması gerekiyor Zaten teknik
adam ustalığı da burada yatıyor.
Tabii ki Tolga dan söz edeceğim. Hele ki bunda da en
büyük hak benimdir. Çünkü bu ülkede ne kadar spor yorumcusu, yazarı varsa
hepsinin hedefinde Tolga vardı. Beşiktaş şayet ileri gitmek istiyorsa mutlaka
bir kaleci almalıydı. Bendeniz de bunu şöyle yorumlamıştım: Kaleci alınacaksa,
bu ancak Tolga nın arkasında bekleyen tip olmalıdır... İşte penaltıyı resmen
kurtardı, takımı iyi yönetti ve yerinde uzanış ve çıkışlarla varyete
yarışındaki arkadaşlarının neredeyse bir beraberlik sunmasını önledi.
Rizespor, o andan itibaren izliyorum, Kweeke nin
yokluğunu ciddi şekilde hissediyor. İnanılmazdı; bir futbolcunun gol sevinci
sırasında altı aylık sakatlığa yakalanacağı... Şimdi Rize takımının ucunda top
tutulamıyor, tutulsa da çabuk kaybediliyor.
Özetle, çok yüksek orandaki pas alış verişi ile
Rizespor un bloklarını iyi aşan Beşiktaş maçı kazandı. Ama bunu yaparken
varyeteye kaçmayıp daha gerçekçi davransaydı, bir beraberlik korkusu da
yaşamaz, maçı çok önceden bitirirdi.