Bismillâhirrahmanirrahîm;
İSRAİL çetesinin zulmü durmak bilmiyor. İşgalci zihniyet saldırıyor, baskınlar düzenliyor; yakıyor, yıkıyor, zulmediyor; Filistinlileri ev ve topraklarından uzaklaştırıyor; bölgenin öz sahiplerine yapmadığını bırakmıyor. Dünyada, yerleri, gökleri titretecek kadar büyük bu zulmü durduracak bir güç yok mu? Güya medeni (!) denilen bir dünyada bu zulüm daha ne kadar sürecek?
Siyonist İsrail’in Ramazan ayı ve bayram öncesi günlerde, Filistinli kardeşlerimize acı ve gözyaşına boğduğunu yaşayarak gördük. Yine bir Kurban Bayramı öncesi, işgalci çete Batı Şeria’daki Cenin şehrinde yaptığı saldırıda 5 Filistinliyi katletti; 60 kişiyi yaraladı. Bu yetmedi; Beytüllâhim’de bir genci başından vurarak şehit etti. Ardından Cenin’de 15 yaşındaki Sedil Nagaahiyye kızımız; dün de 27 yaşındaki Ömer’imiz katledildi. Zalimin vahşetini durduracak kahramanlar nerede?
Benzeri zulümler 75 yıldır sürüyor. İngiltere 1917’de Filistin bölgesini işgal etti. Ardından, bölgeye başka yerlerden Yahudiler yerleştirmeye başladı. Bölgede iki farklı toplum oluştu. Kavgalar çıktı. Güya çözüm diye, BM’deki fonksiyonunu kullanarak oradan iki toplumlu devlet kurulması kararı çıkarttı. İsrail bölgeye yerleşti. 1948’de devlet olduğunu ilân etti.
Bunca yıldır, Filistin bölgesi zulüm ve işgallerle anıldı. Soykırım noktasına ulaşan katliamlar yapıldı. Bölgenin tapusu Osmanlı’ya ait olduğu halde, Osmanlı’nın varisi Türkiye, öz topraklarında işlenen vahşete niçin sessiz kalıyor? Bu yetmiyormuş gibi, terör çetesiyle normalleşerek Siyonist vahşeti onaylıyor.
BM NE İŞ YAPAR?
BİRİNCİ ve İkinci Dünya Savaşları önlenemediği için, evrensel bir merkez olarak New York’ta 24 Ekim 1945’te BM kuruldu. Amaç olarak da dünyada huzur ve barışı sağlamayı, milletler arasında dostça ilişkiler geliştirmeyi vaat ettiler. Bugüne kadar gördük ki; BM, başta Batılı ülkeler olmak üzere; 5 daimi üyenin çıkar ve güvenliğini korudu. İslâm dünyasındaki haksızlıkları kınamayla geçiştirdi; ya da sessiz kaldı.
BM, İsrail’in Filistinlilere uyguladığı son saldırılar için bir “kınama”yı bile çok gördü. 8 milyarlık dünyanın bir avuç saldırgana teslim olması düşünülebilir mi? Görülüyor ki, BM vaatlerini yapmıyor. Arap Birliği ve İslâm İşbirliği Teşkilâtı zulmü durduracak bir yaptırım uygulayamıyor. 2023 başından beri İsrail canileri 175 Filistinliyi katletti. Bütün dünyanın vahşete sağır ve dilsiz kalması düşündürücü değil mi?
İsrail’in Filistin bölgesinde yaptığı zulmü gündemine alıp elinden geleni yapan yalnız Millî Görüş hareketi oldu. Erbakan Hoca, başbakan olduğu 1996’da, İsrail Dışişleri Bakanı David Levy Türkiye’yi ziyaret etmiş, cumhurbaşkanı, GKB, Dışişleri Bakanı Tansu Çiller’in görüşmesinden sonra, hükümet programına uyma gerekçesiyle son anda randevu vermiş, kendisiyle tokalaşmamış, “İşgal ettikleri Filistin topraklarından çekilmelerini” istemişti.
Hiçbir zulüm karşılıksız kalmaz. Zulmedenler hiçbir zaman hayırla anılmaz. Şu ayeti hatırlatırım: “Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları gözlerin dehşetle bakacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim, 42)
FİLİSTİN KALBİMİZ
OSMANLI sonrası dünyanın hep zulüm, haksızlık, savaş, çatışma, kan ve gözyaşıyla anıldığını fark ediyor musunuz? Dünya, “kuvveti üstün tutan” Batılıların sevk ve idaresindedir. Huzur ve barışın tesisi için “hakkı üstün tutan” bir medeniyete ihtiyaç var. Bunu yarım asırdır Millî Görüş hareketi seslendiriyor.
Erbakan Hoca, dünyanın huzur ve barışı için D-8’i, “Yeni Bir Dünya”nın çekirdeği olarak kurdu. İktidar dönemi bu işi tamamlamaya yetmedi. Erbakan’dan sonra gelen hükümetler D-8’e sahip çıkmadı. D-8’e sahip çıkan yalnız Saadet Partisi oldu. Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, son İsrail saldırılarından sonra, Türkiye’nin mazlumların himayecisi olma noktasında tarihi sorumluluğu bulunduğunu şöyle hatırlattı:
“Türkiye, Filistin’in yanında, İsrail’in karşısında kararlı, tavizsiz ve net duruş sergilemelidir. Zulümle âbâd olacağını zannedenleri yarınlarda kesin ve acı bir mağlubiyet beklemektedir. İnanıyoruz ki, her şey bittiğinde Filistin bağımsızlığını, Kudüs’ümüz özgürlüğünü kazanacaktır. Kudüs bizim kalbimizdir.” (21. 6. 2023)
BM ile temsil edilen dünyada insanlık huzura hasrettir. ABD öncülüğündeki Batı ülkeleri ile Rusya ve Çin eksenindeki Doğu ve bazı Uzakdoğu ülkeleri genişleme çabaları içindedirler. Barışı ancak “Savaş değil; barış” diyen D-8 oluşumu sağlayabilir. Dünya yeniden yapılanırken D-8 çok önemli bir fırsattır. Türkiye, AB’nin kuyrukçusu olamaz. Tarihi misyonu ancak “öncü” ve “lider” ülke olmayı gerektiriyor. Bu da, ancak D-8’in aktif hale gelmesi ile sağlanabilir.