Türkiye, yine çok hararetli ve hareketli bir siyasi gündemin kucağına düşmüş, bir onu konuşuyor bir bunu tartışıyor. Siyasi polemikler, tartışmalar, sert sözler, tehditler, hakaretler havalarda uçuşuyor. Siyaset gündemiyle yatıp kalkan kamuoyu, bir tek gerçek gündemi konuşmaya, tartışmaya ve onun için dertlenmeye fırsat bulamıyor. Daha doğrusu kamuoyu gerçek gündemi, yani ekonomiyi, geçim meselesini, “ay sonunu nasıl getiririm”i konuşsun, tartışsın, düşünsün istenmiyor.

O yüzdendir ki her daim farklı bir tartışma, başka bir gündem, değişik bir konu başlığına itiliyor zihinler.. Oysa ki, ekonomik durum, sadece kar/zarardan, maaş zamlarından ibaret bir sayılar kümesi veya istatistiki veriler curcunası değil ki! Ekonomi demek, insanların geçim meselesi demek, hayatını idame ettirebilme içgüdüsü demek.. Cumhuriyet tarihinin en kötü ekonomik tablosunu bilfiil yaşayan ve bunun faturasını da ödemek zorunda bırakılan milyonların nasıl geçindiğini umursayan yok, bunların dile getirilmesine bile tahammül yok!

Şu sn 1 haftadaki ekonomik vaziyete dair birkaç başlık, yani gerçek gündemin kırıntıları bile durumun vahametini ortaya koyuyor.

Geçen senenin sonlarında doğru uzmanların uyardığı konunun gerçek olduğu söyleniyor. Buna delil olarak da e-devlet’teki emekli maaşı hesaplama ekranındaki veriler gösteriliyor. Buna göre, 2024 yerine 2025’te emekli olanlara, bir önceki yıla göre yüzde 25-30 daha düşük zam emekli aylığı bağlanmaya başlamış! Yani daha fazla çalışmış, daha çok prim ödemiş ve sene başında emekli aylığının zamlandığı da hesaba katıldığında geçen yıla göre daha yüksek emekli aylığı alması gerekenlere yüzde 25-30 daha düşük aylık bağlanıyormuş!

Böylesi bir şeyi en koyu kapitalist dahi hatırına getiremez muhtemelen. Bu eğer doğruysa, ki yalanlanmadı ve kanıtlar da gösteriliyor, gerçekten de akıllara ziyan ve insaftan yoksun bir uygulama..

EYT’yi az bir süreyle kaçıranların durumları da bundan farklı değil. Kısa bir süre için 15-20 beklemek zorunda kalan insanların varlığı, yönetenleri rahatsız etmiyor mu? “Çok prim öde, geç emekli ol” pozisyonundaki insanlar, bir de “az maaş al”la tam cezalandırılacaklar demek ki. Gerçi kendi çıkardıkları EYT’nin sorumluluğunu bile muhalefete yıkıp, “emekli maaşlarını ödemeye çalışıyoruz” açıklamasında bulunanlar, bunu gündemlerine alır mı, bilinmez.

Geçtiğimiz günlerde haberlere yansıyan çarpıcı bir haber de doğrudan ekonomik durumla ilgiliydi. Hastaneye götürülen bir küçük çocuğun, hastaneye götürülmekten “parası yok, annem kızar” diye korkması, kötü ekonominin fotoğrafını çeken, numune cinsinden bir utanç anıtı gibi..

Öte yandan, alay eder gibi “Emekliler Yılı” ilan edilen 2024’ten 1 sene sonrasında, yani 2025 Türkiyesi’nde, tam manasıyla sefalete mahkum edilen emekli vatandaşların, sabahın 5’inde ucuz et, kıyma vs alabilmek için ESK önünde kuyruğa girmesi de ayrı bir “acıtan gerçek gündem” manzarası değil mi? Ömrünün son demlerinde dinlenmesi, hayatı daha rahat yaşaması gereken insanların geçinememekten dolayı çalışmaya devam etmek zorunda kalması, ucuz et için kuyruklara girmek mecburiyetinde olması bile uygulanan ekonomi politikalarının başarısızlığını göstermez mi?

Sene başında 22 bin 104 liraya çıkarılan asgari ücret, önceden 3-4 ay da olsa açlık sınırının üstünde seyrederdi. Bu sene ise daha ilk aydan gerisinde düştü. Türk-İş’in araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin “açlık sınırı” 22 bin 131 TL’ye; “yoksulluk sınırı” da 72 bin 88 TL’ye yükseldi.

Senenin geri kalan kısmını nasıl geçirecek insanlar, pek umursayan var gibi görünmüyor konuşulanlara ve tartışılanlara bakılırsa.

Halkın en önemli gündemleri bunlar ama siyasetin gündemi bunlar değil. Yeni anayasa görünümlü erken seçim hesapları, rakipleri ekarte etme hamleleri, siyasi polemik ve kavgalardan siyasiler halkın sorununa fırsat bulamıyor.

Belki de bu aleni başarısızlık yüzünden medyada kendisine yer bulamıyor, gösterilmiyor, konuşturulmuyor bu acı gerçekler?