Bugün siyasi hayatımızdaki en büyük sorun, belki de problemlerin kaynağı siyasetin finansmanı meselesidir. Yolsuzluklar, usulsüzlükler denildiğinde, kime sorarsanız sorunuz muhatabın siyaset kurumu olduğu cevabını alabilirsiniz. Bu problemin önüne geçebilmek bir tek yolla mümkün, o da şeffaflık.

A, B, C partisi mi genelde, yerelde iktidar olmaya yakın, ‘ona yatırım yap, kaz gelecek yerden tavuğu esirgeme mantığı’ maalesef geçer akçe konumuna gelmiş durumda. Bu algıyla birlikte her iktidar döneminin kendine yakın şirketleri oluyor. Çoğu kimse bunu makul karşılıyor. ‘İktidarlar ayakta kalabilmek için kendi adamlarını besler ne var bunda’ gibi bir sakat anlayışla hareket ediliyor. Durum böyle olunca vekâlet verdiklerimiz, belediyeleri, hükümeti teslim ettiklerimiz bir süre sonra kendilerine emanet edilen bütçeleri istedikleri gibi tasarruf etme hakkını kendilerinde bulabiliyorlar. Sorunun manevi boyutu, kul hakkı ile ilgili kısmı bir tarafa maddi açıdan da çoğu zaman herhangi bir takibata uğramaları mümkün olmadan günlerimiz gelip geçiyor. Kurumsallaşma olmayınca veya yeteri kadar oluşturulamayınca denge ve denetleme de doğal olarak gerçekleştirilemiyor. Sistemin değil, ikili ilişkilerin belirleyici olduğu bir ortamda da “kapalı kapıların ardındaki” paylaşımlara göre işler farklı şekillerde kotarılıp sonuçlandırılıyor. Bütün bu problemleri ortadan kaldıracak olan aslında toplumun ta kendisidir. Çözümü başka yerlerde aramanın bir anlamı da yoktur. Halk bu kısırdöngünün içinde ‘malı götürme sırasının’ kendisine gelmesini ellerini ovuşturarak bekler gibi hareket ederse, yapacak çok da bir şey kalmaz.

Şimdi bir seçime daha gidiyoruz. 31 Mart’ta yapacağımız tercihlerle yaşadığımız beldelerde bize hizmet etmesini istediğimiz isimleri başkanlıklara ve yerel meclislere taşıyacağız. Seçim takviminin netleşmesiyle birlikte kampanyalar da hızlanmaya başladı. Her parti kendisini tarif ettiğini düşündüğü, söylem ve sloganlarla seçmenin karşısına çıkıyor. Bunların ne kadar etkili olup olmadığını 1 Nisan sabahı hep birlikte göreceğiz.

Bu noktada Saadet Partisi’nin 27 Ocak’ta gerçekleştirdiği kampanya takdim programına değinmek istiyorum. “Dürüst Olmak Gerekirse”, “Dürüst Başkan, Dürüst Yönetim”, “Cepsiz Ceketliler” gibi öne çıkan sloganlar ve konseptle ilgiyi fazlasıyla üzerinde toplayan bir lansman ile karşılaştık. Saadet Partisi’nin hazineden herhangi bir yardım almadan, tamamen gönüllülerinin desteğiyle yürüttüğü bu çalışmaların önemi gerçekten çok büyük.

Bu doğrultuda Saadet Partisi tarafından seçim çalışmalarına katkı için “Benden 1000 TL” diye bir destek kampanyası düzenleniyor. Fotoğrafın bütününe yani siyasetin finansmanı tarafından meseleye bakıldığında, bendeniz bu kampanyayı çok önemsiyorum. Neden? Çünkü bu adımın siyasette sorumluluğun doğrudan halk ile paylaşılması adına çok önemli olduğunu düşünüyorum. Diğer partilerin hazineden aldıkları tutarları dikkate aldığınızda, çalışmalarda onlardan geri kalmayacak kampanyalarla toplumun karşısına çıkabilmek işte bu tür desteklerle olabiliyor. Saadet Partisi de asıl hesabın millete verileceği bilinciyle, kampanyasını tabana yayıp hiçbir odakla “ver-al” mantığıyla kirli ilişkiler ağına teslim olmuyor.

Tam da işin burasında Saadet Partisi gönüllülerine ve kirli ilişki ağlarından rahatsız olan halk kesimlerine düşen görev bu kampanyaya maksimum düzeyde omuz vermektir. Aslında bu sadece bir kampanya desteği de değildir. 1 Nisan sabahı Saadet Partisi’nin alacağı başarılı sonuç, işin özünde almadan vermeyen güç odaklarının değil bu milletin zaferi olacaktır. Aynı zamanda bu durum siyasetin finansmanı gibi ülkemiz ve geleceğimiz adına çok önemli olan bir konuda da örneklik teşkil edecektir.

Bu zamana kadarki yaklaşımları gösterdi ki, Saadet Partisi bir adım atarken alınacak kararın zor veya kolaylığına değil, doğru olup olmadığına bakıyor. Şartlar çetin olsa da, olumsuzlukların kendisini kuşatmasına müsaade etmiyor. Reel politik nedir biliyor ama ona teslim olmak gibi bir kolaycılığa kaçmıyor. Kendi reel politiğini inşa etme mücadelesiyle birlikte aslında bu millet adına bir onur mücadelesi veriyor.