Türkçemizde gerektiğinde maksadı güzel anlatan kelimelerimizdendir, fevkinde; yanlış kullanımları yaygın olsa da..
Sözlüklerde “üstünde, aşan” izahı yapılan bu kelimenin, olumsuzluk çağrıştıran bir hali vardır ve orada anlatımı çok kuvvetlendirir.
Örneğimiz Necip Fazıl üstad’dan. Bir edebiyat sohbetinde İstanbul ’un kibar çocuklarından A.Şinasi Hisar, şairleri tanımlamaktadır. Şu, şunun fevkinde; bu, onun fevkinde.. Ünlü bir şairin adı ortaya atıldığında derki: O, tahammülün fevkindedir.
FB-GS maçının ikinci yarısını seyretmedim. Davetçi arkadaşlarımın illa muhabbet ısrarlarına, geçerli bir mazeretim vardı: Hakem Çakır bey, tahammülün fevkindeydi.
FB maçlarındaki olumsuz yorumlarına karakterimdir diyen bir C.Çakır’ı, bu derbiye vermek, MHK’nın, çaresizliğinden değil, sinsi hesapçılığından kaynaklanıyordu.
Onlar da biliyorlardıki, C.Çakır, futbolu Fenerbahçelilerin güzelleştirmesine izin vermeyen şöhretli idi. Sow’un Antalya ’daki nizami golünü iptal etmesinden sonra sahalarımızdan eksilenlerin ne olduğunun kim farkında. O yıl tuttukları Çalımbay, bugün listelerinde yok. Okan Buruk var ama… Gol atamadıklarında penaltıya yatmaları ödüllendirilen..
Maç sonu AntiFenerbahçe medyasının GS’lılar üstünden hakem Çakır’ı tenkit ediyorlarmış gibi yapmalarına artık bu ülkede kanan olmamalıdır.
İlk 10 dakika içinde golü sayılmayan ve penaltısı verilmeyen FB’nin itirazsızlığı ise, onun kalan 80 dakikada neler yapabileceğini az buçuk kestirdiklerindendir.
O ilk 10 dakikanın neler anlattığını iyi ve doğru anlamak isteyenler, Muslera’nın hal ve hareketlerine baksınlar. Zira Muslera “Gol değildi, penaltı değildi” diyenlerin hepsinden ve onlarla kıyaslanmaması gereken ölçüde namusludur.
GS’lı bir gazete katibinin yazısından aldık aşağıdaki satırları. (Fotomaç Gazetesi-Zeki Uzundurukan – Cüneyt Çakır böyle istedi- 23 Ekim 2017-Pazartesi)
“İkinci yarıda Hasan Ali’nin ceza sahasında yerde topla girdiği bir mücadele var. Eller yerde ama topa dokunuyor Hasan Ali. Penaltı verilmeliydi. GS taraftarı, bu pozisyonda haklı olarak penaltı verilmediğini düşünerek sahaya su şişeleri fırlattı. Bu şişelerden biri yan hakem Tarık Ongun’a isabet etti. Tarık Ongun, ortamı germeden, durumu olgunlukla karşıladı. Hakemlerin hepsinin bu olgunlukta olması gerekir.”
İtiraf mıdır, tehdit midir, şantaj mıdır?
Su şişeleri atma, hangi şartlarda olurmuş?
İsabet etmeyebilirdi ama, vergilerimizin TRT yorumcusu Denizli bey’in hep dediği gibi, kötü niyet yok, bir taneciği isabet etmiş. Ne var bunda büyütülecek. Burada sergilenen hakem olgunluğu, C.Çakır’ın maçı tatil etmemesi filan , korkudan değilmiş? Bütün hakemler hep böyle olmalılarmış? MHK’nın hedefi bu sene de Tudor beyi büyütmek ise.. FIFA kurallarını boşverin.
Adına yürüyüşler yapılan günlere ermişse Adalet, bizim bu yazılarımız bir beklenti ve umudumuz olduğundan değil, zabıt tutulsun arzumuzdandır.