Sır, gizlice yapılan işlerdir. Necva, gizli konuşmalar, iki kişi arasındaki fısıltılardır. Biri kavil, diğeri fiildir. Sır gizli, necva kapalı demektir. Gizli demek, toplanıldığını da bilmiyoruz demektir. Bu sırdır. Necvada toplanıldığını biliyoruz ama ne konuşulduğunu bilmiyoruz. Önce sırlardan söz edilir, sonra onların necvalarından bahisler açılır...

Tarihte veya yakın ve uzak geçmişte olaylar olur. Geçen yüzyılda pek çok olaylar, darbeler, katliamlar, faili meçhuller oldu. Mesela Sivas olaylarını ve benzeri pek çok olayları tertip edenler bugünlerde muhakeme edilen derin güçlerdir. Bunlar bunu kendi çıkarları için değil, güya ülkenin çıkarları için yaptılar, böylece sözde ülke çıkarları için birçok masum canı yaktılar! Yetmedi, suçsuz insanları hapishanelere doldurdular! Bunları kim düzenledi ABD düzenledi ama kimin eliyle Kandırılmış vatanseverler eliyle...

Fakat Allah ne yapıyor

Bir gün gerçekleri tek tek ortaya çıkarıyor, onların sır ve necvaları bir bir ortaya çıkıyor. Böylece aldatıldıklarını anlıyorlar ama... Dünyada bile her şey gizli kalmıyor, kalamıyor. Âhirete varıldığında ise her hareket adım adım yazılmış olarak ortaya çıkacaktır. O olayları tertipleyip onların tezgahlarına âlet olanların çoğu bugün ortalıkta yoktur ama onlar da âhirette hesap vereceklerdir; yaptıkları kısmen bugün de ortaya çıkmaktadır ama asıl hesap orada görülecektir Olayların filmi melekler tarafından çekilmektedir. Dört boyutlu uzayda bunlar yazılıdır. Ancak bunların sevap ve günah değerleri ise takdiri gerektiriyor. Bunlar bilgisayarlara kaydedilmektedir. Herkesin sağında sevapları yazan, solunda da günahları yazan melek vardır. İnsan âhirete o meleklerle beraber gelecektir.

***

İşte, apaçık görülüyor ki; durum zannedildiği gibi değil, onların sırlarını ve necvalarını duyan, gören, kaydeden ve günü gelince dünyada gerektiği kadarını ortaya çıkaran BİR GÜÇ var. Allah bütün yapılanları işitmekte, görmekte ve bilmekte, ona göre de kâinatı ve dünyayı tedvir etmektedir. Asıl kuvvet ve kudret sahibi olan O dur

Biz, ya "Adil Düzen/ Adil Ekonomik Düzen" gelecek, ya da dünya "siyasi, sosyal ve ekonomik tufanlara" uğrayacaktır derken, işte bunu söylüyoruz. Bir asır sonra dünya "Adil Düzene" kavuştuğunda; geriye baktığımızda, geçen yüzyıldaki "komünizm/sosyalizm sosyal tufanı" gibi bir tufan olabilir. Evet, öyle bir tufan olur ve bu sefer komünizm âfetinden ölen kırk milyon değil de, yeni genel sosyal tufandan dört milyar insan ölmüş olabilir...

Onlara -yani görmek, duymak ve anlamak istemeyenlere- o dehşetli "siyasi, sosyal ve ekonomik tufanları" bir kere daha hatırlatalım: Hava, su, toprak ve canlı kirlenmektedir. Biyolojik, kimyasal, tahrip edici silahlar ve atom bombası yeryüzünü küllük hâline çevirebilir. Doğum kontrolü, aileyi yok eden anlayış ve uygulamalar, tedavi tababeti ve kitle imha savaşları insanlığı ölüme doğru götürmektedir...

Bu mantık ve anlayışla yeryüzü daha ne kadar zaman yaşayabilir !.

***

Sözü günümüzdeki uygulamalara getireceğim: Efendim, neymiş AKP nin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ilginç bir politikacı/ymış... Dünya yıkılsa onun gündemi hiç etkilenmiyor/muş... Türkiye dışındaki tartışmaları, endişeleri önemsemiyor/muş... Dünya, küresel ekonomik kriz korkusuyla kabuslar görürken o hiçbir şey yokmuş gibi davranabiliyor/muş... (İbrahim Karagül, 16.07.2008 tarihli köşesinde böyle yazıyor.)

Kemal Unakıtan "Türkiye nin Soros u!" ymuş!.. Karagül ün yazısının başlığı böyle!

Madem öyleymiş, Kemal Unakıtan öyle görüyormuş; gelişmelere bir de bizim gördüğümüz ve yukarıda yazdığımız pencereden bakılmasını tavsiye ederiz...

Bu günlük bu kadar yeter, yukarıda yazdıklarımla iktifa edelim.

Yarın kaldığımız yerden devam edeceğiz ve bakacağız, bakalım öyle miymiş ..